'17-'18 SÜPER LİG: ARTIK ANNENİZİN LİGİ DEĞİL!


(Geekyapar) #1

Yazının tamamını okumak için: https://geekyapar.com/metro/17-18-super-lig-artik-annenizin-ligi-degil/



Bakın, insanların aklına Süper Lig deyince çoğunlukla şöyle şeylerin geldiğinin farkındayım: Hakem tartışmaları Hatalı hakem kararları Erman Toroğlu ve Rasim Ozan Kütahyalı Kaval kemiğiyle şut çekmeye çalışan forvetler Kaval kemiğiyle top kapmaya çalışan savunma oyuncuları Hatalı hakem kararları üzerine konuşan futbol adamları Mikrofon bulduğu zaman aşırı heyecanlanan yöneticiler Hatalı hakemler Bugün 16 Nisan 2018, saatler ben bu…(Devamı)


(Wet Meatball) #2

Başlık biraz garip gelse de yazıyı okuduktan sonra hak verdim. Yine güzel bir yazı olmuş.
Not:Şampiyonluk şansları
Gs=%50
Bjk=Başakşehir =%20
Fb=%10


Futbol Geekleri :soccer:
(dubliner) #3

Avrupa’nın neredeyse hemen hemen her liginde üç aşağı beş yukarı şampiyonlar ve ikinciler belli oldu. Birincilikten dördüncülüğe puan farkının bu kadar az ve sıralamanın belirsiz olduğu başka bir lig yok galiba. Belki biraz Portekiz. İtalya’da yarış diğer liglere ve geçen senelere oranla biraz uzun sürdü. Ama onda da bu hafta itibariyle ilk iki belli, 3-4-5 mücadelesi devam edecek.


(Ercan Berber) #4

Doğru ligi izlediğine emin misin?


(Seckin Espek) #5

Boşuna dünyanın en iyi ikinci ligi demiyoruz. Birincisi Spor Toto Birinci Lig :slight_smile:


(edin ceko78) #6

Fatih Terim konusu çok ilginç bir konu. her ne kadar dışarıdan hepsi olmasa da bazıları böyle ağzından salyalarla ‘‘allah kerim fatih terim ulan’’ diye dolaşan bazı çomar kesiminde kahramanı gibi gözükse de(sonuçta insan kendi fanbase’ini seçemiyor) kendisini geliştiren ve kendisini modern çağa uyduran bir insan Fatih Terim. EURO 2016’da oyuncularının şımarıklığı ve kendisine ihaneti, milli takımın siyasi olması ve belli bir siyasi kesimin mamalanma yeri olmasından(galericiler malericiler) dolayı işi çok zorlaştı. para konusunda da kendisine en ufak laf etmem, o paraları seve seve vermeyi kabul eden TFF’ye ederim.

şampiyonluk yarışına gelirsek. bir Beşiktaşlı olarak Başakşehir’in şampiyon yapılıp Katarlılara satılacağını düşünüyorum. kalan 5 haftada tek zorlu maçları düşme hattında ki Osmanlıspor’a karşı ancak o maçta da göz göre göre operasyonla Başakşehir’e maç verilir diyorum, neden mi ? Osmanlıspor, Gökçeklerin takımı da ondan. hükümetin artık Melih Gökçek’e ihtiyacı yok zaten cumhurbaşkanı’da sevmiyordu Melih Gökçek’i.

şuraya bak futbol konusunun altına yazdıklarımız işte bunlar; cumhurbaşkanı, Gökçek, hükümet. ama ne yapalım bu ülke maalesef böyle. 20 yıl önce de böyleydi, içişler bakanı takımların şampiyonluk fotoğraflarında en önlerde duruyordu.

‘‘Bir takımın taraftar grubu devleti devirmeye teşebbüs etmekten yargılandı.’’ her ne kadar içim acısa da Fikret Orman’ın Çarşi grubunu Beşiktaş’tan uzaklaştırma politikasını anlıyorum ve saygı duyuyorum. çünkü Beşiktaş’ın hükümet ile sürtüşmesi iddia ediyorum Beşiktaş’ı 4-5 yılda kümeye kadar düşürür. ama tam tersi şekilde bakan ziyaretleri Beşiktaş’ı güçlendiriyor. dediğim gibi bu ülke böyle. Fikret Orman’da her lider gibi zaman zaman tü kaka edilmesi , yalaka ilan edilmesi pahasına Beşiktaş’ın çıkarlarına hareket ediyor. (ayıya dayı diyor)

Yiğit abi’yi müthiş yazısından dolayı tebrik ediyorum. zevkle okudum. çok güzel açılardan bakıyor ülke futboluna. daha önce de siteye Avrupa futboluyla ilgili de bir bölüm konulabilir demiştim. umarım değerlendirirsiniz.


(Cem Ekiz) #7

Adana Demirspor nerede ben orada :slight_smile: Ama taraftarı olduğum takım harici düşünürsem yine 1. Lig’deki kapışmanın Süper Lig’den kat kat güzel olduğunu söyleyebilirim rahatlıkla.


(ali) #8

Fenerbahçe’yi kısmen yanlış analiz ettiğine inanıyorum. Koyu bir Fenerbahçe taraftarıyım ve bu sene neredeyse maç kaçırmadım (arma aşkı, peygamber sabrı ve öfke kontrolünün yoğun bir birleşimi sonucu bu imkansız görünen olayı gerçekleştirebildim). Maçtan maça Fenerbahçe’nin oyun görüntüsü değişebilse de aslında Aykut Kocaman’ın oyun sistemi hep aynı (ki zaten Kocaman’ın alametifarikası bu, her ne kadar yanlış olduğuna inansam da kendi içinde tutarlı bir sistemi var ve bu sisteme kendini tamamen adamış durumda). Asıl konuya geçmeden önce son sözüm; futbolu sadece amatör olarak biliyorum, dolayısıyla benim analizim de yanlış olabilir tabii.

Fenerbahçe’yi kamuoyunun büyük çoğunluğu savunma takımı olarak görüyor, bu yanlış. Aykut Kocaman Fenerbahçe’yi bir hücum takımı olarak anlatmaya çalışıyor, bu da yanlış. Fenerbahçe top hakimiyeti takımı. Çok nadir olan topu rakibe bıraktığı maçlar haricinde, bu senenin Fenerbahçe’si temel olarak topu ayağında tutmaya dayalı bir takım. Savunma anlayışı ilk etapta gegenpressen yapmak, bunu başaramazsa da kendi yarı sahasında hızlıca toparlanıp rakibin pas akışını sabote etmek. Kendi yarı sahasında pas akışını sabote etmeyi beceremediği zamanda ise rakibe geniş boşluklar veriyor, ki bu da sezon başında yediği gollerden, son Sivas maçında verdiği pozisyonlara kadar Fenerbahçe’nin savunmadaki sorunlarını geniş bir açıdan açıklıyor. Bu sistemden bağımsız olarak kişisel hatalar ya da konsantrasyon sorunları gibi etmenler de var tabii Fenerbahçe savunmasını olumsuz yönden etkileyen, fakat sisteme dayalı konuşurken bağlantısız faktörlerde detaylara girmek istemiyorum.

Fenerbahçe’nin hücumuna gelince, aslında sadece bir tane şablon var; kanatlar üzerinden topu ceza sahasına indirmek. Duran toplar da bu amaçla kullanılıyor genelde Fenerbahçe’de. Bu kurgudan bağımsız olarak gelen Fenerbahçe gollerinin tamamı ya bireysel yetenek ya kontra atak.

Bu analizin Fenerbahçe’nin bir savunma takımı olmadığını kanıtladığına inanıyorum, çünkü Fenerbahçe’nin temel hedefi savunmak değil. Savunma, top hakimiyetini geri kazanmak için bir araç. Fenerbahçe’nin oyunu gerçek bir savunma takımı olan 2004 Yunanistan milli takımı gibi “Önceliğimiz gol yememek, bir şekilde golü buluruz” değil, “Top ayağımızda kaldığı sürece hem gol yemeyiz, hem gol atarız” oyunu.


(Volkan Vural) #9

Çok doğru bir analiz bu.


(Kaan ) #10

Waoww. Türk televizyonlarındaki sözde analizcilerin analizleriden çok daha iyi bir analiz yapmışsın.


(ali) #11

@Volkan_Vural ve @Crispus ikinize de destekleyici yorumlarınız için teşekkür ederim.


(‪Ya arkadaşlar Marvel çocukça diyenler cidden sıktı artık.13 yaşında çocuklar Dark Knight izliyor karanlık efekt görüyor sonra buraya geliyor hemen ''off çok büyük işi filmm marvel çok çocukçaa'' diyor.Marvel'da Daredevil,Blade,Ghost Rider‬) #12

Ben buna katılmıyorum. Başta yanlış düşünüyorumdur diye açıp topla oynama yüzdelerine baktım, orada da durum farklı değil. Özellikle deplasmanlara baktım tabii. Zaten 110 yıllık futbol takımı tarihinde Kadıköy sınırları içerisinde top hakimiyetini City, Barca, Bayern ya da Real değilsen alamazsın. Kaldı ki Fenerbahçe kadrosunda Valbuena, Giuliano ve Soldado’dan başka “top hakimiyeti” oyununa ayak uydurabilecek bir oyuncu yok. Valbuena ve Soldado’yu da devamlı oynatmadı belli dönemler dışında. Orta saha ikilisi Josef - Topal olan bir takımdan söz ediyoruz. Gerçekten dediğin gibi topa hakim olmak için savunmayı araç olarak görüyor olsa tercihi Aatıf değil Valbuena olurdu. Öncelikli amacı savunma olduğu için Aatıf’ı tercih ediyor. Bana kalsa ben de savunma takımı demem ama böyle anılmasını da anlıyorum. Gol atmak için yeterli cesareti gösteremeyen, gol attıktan sonra ikinci golü atmaktansa savunmaya gömülen bir takım sonuçta.


(Halil Bilginer) #13

Analizlerine katılmakla birlikte fenerbahçe topa hakimken hiçbirşey uretmeyen/üretemeyen bir takım onları savunmanin en kolay yolu da fenerbahcenin ana taktiği aslında eğer önde basıp top kapamazsa ya da maçın başında duran top vs. skoru alamazsa fb kendi kendini imha ediyor maçı koskoca bir ortada sıçan antrenmanına çeviriyor


(kısaca gökyüzü...) #14

Fenerbahçe bu sezon oynadığı maçların büyük bölümünü, “Golü atayım sonra geri çekileyim” düşüncesiyle oynadı. Bu kimilerince eleştirilebilir, kimilerince doğru bir anlayış olarak gösterilebilir ancak asıl yazıda da belirtildiği gibi Aykut Kocaman bu sezon garantiye oynayan bir Fenerbahçe yaratmak istedi. Fenerbahçe tarihinin en gollü sezonlarından biri olsa gerek 2010-11 sezonu, o yıl da takımın başında aynı teknik direktör vardı ancak 84 gol atmışlardı sezon boyunca. Bu yıl ligin bitimine 5 maç kaldı ve 58 goldeler.

Şahsi görüşüm, Aykut Hoca’nın takımı bu anlayış çerçevesinde oynatmasının temel sebebi kadro yetersizliği. Fenerbahçe bu sezon tarihinin belki de en kötü kadrosuna sahip. Kadroda çoğunlukla savunma özellikleri ön planda olan, hücuma katkısı sınırlı oyuncular mevcut, bu nedenle Aykut Hoca böyle bir yol izledi kanımca.

Valbuena’nın ilk 11 başlatılmaması, yedeğe çekildiğinden beri eleştiriliyor ancak Aykut Hoca o değişikliği yapmasaydı Fenerbahçe muhtemelen Trabzon’la başa baş gidiyordu şu an. Valbuena’nın oynadığı dönemde Fenerbahçe sol kanadından büyük açıklar veriyordu ve bu durumdan bağımsız olarak da savunmanın zor durumda kaldığı, neticesinde bireysel hatalardan yenilen çok gol oldu. Ne zaman ki Valbuena yedekten gelmeye ve sonradan oyuna girmeye başladı, Fenerbahçe de beraberinde puan topladı. Dolayısıyla bu noktada da Aykut Hoca’nın kafasında savunma önceliği vardı.

Topa sahip olma konusunda da size katılmıyorum. Büyük takımlar Anadolu takımlarına karşı her zaman topa sahip olur, ligin çok nadir bozulan tabularındandır bu. Derbilerde ise Fenerbahçe içerde oynadığı maçlarda diğer üç takımla topa sahip olma konusunda kafa kafayaydı, ortalamaya vurursak öndeydi ki Fenerbahçe’nin evinde oynadığı maçlarda yıllardır bariz bir üstünlüğü var rakiplerine karşı. Deplasmanda ise sadece Galatasaray’a üstünlük kurdu ki o da 55-45 gibi bir üstünlüktü.

Aykut Kocaman’ın bu yöndeki tercihi sorgulanabilir, bu konuda da aslen Fenerbahçe taraftarının isteği önemlidir ama bir Galatasaraylı olarak bu yıl Fenerbahçe’nin başında başka bir teknik direktör olsaydı zirve yarışının içinde kalamazlardı diye düşünüyorum.

Son olarak da yazıyı çok başarılı buldum, nispeten yüzeysel olarak ancak bu kadar iyi anlatılabilirdi. Elinize sağlık.


(ali) #15

Planın uygulamasına baktığın zaman sonuna kadar haklısın. Ayrıca önceden belirttiğim gibi, amatör bir gözlemle kendi bakış açımı paylaştım. Benim açıklamam daha çok Aykut Kocaman’ın oyun anlayışını tarif etmeye çabalamaktı. Yoksa elbette iş uygulamaya geçince Kocaman’ın ideal planı çoğunlukla kendini gösteremiyor.


(ali) #16

Öncelikle takdiriniz için teşekkür ederim.

Yorumunuza dair bir noktada sizle fikir ayrılığına düştüm. “Golü atıp sonra geri çekilmek” benim gördüğüm kadarıyla Aykut Kocaman’ın kendi belirlediği bir taktik olmaktan ziyade, Fenerbahçe’nin hem hücum gücü yüksek hem de gol yedikten sonra güçlü reaksiyon gösterebilen takımlara karşı yaşadığı zaaftan kaynaklanıyor. Baskıyı taşıyabilen, pas sirkülasyonu belli bir seviyenin üzerinde, kaliteli hücumculara sahip takımlar Fenerbahçe’nin önde presini kırabiliyor ve Fenerbahçe’yi savunmada hataya zorlayabiliyor. Göztepe sezonun ilk maçında Fenerbahçe’ye 1-0 geriden gelip 2-1’e taşıyabildi skoru, en sonunda maç 2-2 bitti.

Argümanımı en bariz şekilde açıklayacak maç 3-1’lik Fener-Beşiktaş maçıdır. Fernandao’nun golünün ardından Şenol Güneş önde baskı ve kanat hücumları ağırlıklı olan bir oyun kurgusuyla maçı çevirmeyi başardı. Bu başarının ardında taraftar desteği gibi yabancı tabirle third party (Türkçe’sini tam hatırlayamadım) unsurlar da olsa da işin içine hücuma yatkınlık, pas becerileri gibi unsurlar da dahildi.

Golü atıp kapanmak (en azından benim gördüğüm kadarıyla) Fenerbahçe’nin kendi seçtiği bir oyundan ziyade rakibin etkisiyle yöneldiği bir tutum. Takımın böyle bir zaafının olması ise Aziz Yıldırım’dan Aykut Kocaman’a kadar ciddi sayıda kişinin suçudur ve Fenerbahçe için kabul edilebilir bir durum değildir.


(Berkay Küçük) #17

12.Adam


(imnotevensorry) #18

.12. adam, 'third party’nin içerdiklerinden biri, kendisi değil. Hakemler, taraftar olayları, maç öncesi atışmalar, siyaset vb.
‘third party = dış etmenler’ daha iyi bir çeviri olur.


(Aygün Yolcu) #19

Abi sen farklı bir lig mi izliyorsun?Futbolun asıl amacının kazanmak değil de eğlenmek olduğunu hatırlamamız lazım.Tamam kağıt üstünde yarış var ama oynanan futbol feci sıkıcı.İçerde Galatasaray ve Beşiktaş haricinde futbol oynayan takım yok.İnsanlar maçları izlerken sıkılıyorsa o ülkede futbol eğlenceli değildir.
En bariz örneği İngiltere.Yedinci,sekizinci takımlar bile sonuna kadar zorluyorlar.Biz de ise tam tersi.Göztepe kayseri Malatya bu takımların ligdeki hedefleri bitti bile.Ülkede ki 12 takımın tek hedefi küme düşmemek olmamalı.
Yani diyeceğim o ki 4 takım yarış halinde ama hala Almanya İtalya İngiltere Fransa ispanya bu liglerin 100de 1i bile etmez süperlig.


(Leo Bey) #20

Ligde kalmayı garantileyen takımlar şampiyonu belirlemeye çalıştığı sürece Türk futbolundan bir şey beklemeyin.