Çoğu kişiden farklı olan düşünceleriniz / unpopular opinions


(I'm not a robot, sir) #268

Yok ben daha düz düşünüyorum. Üçü birden olacak :smile: Ama benim dememle onlar şiir dışı sayılmıyor tabii. Kişisel bir inat bu


(I'm not a robot, sir) #269

Tanzimat sonrası bu şekilde yazmayı sürdüren şairleri de katarsak, e bence gayet iyi :slight_smile:


(Ece) #270

Zihin tembelliği konusunda haklısın ancak tablonun yapım aşamasında da soyut çalışan ressamlar tembelliğe kaçıyor. Sana göre neyin tabloyu değerli kıldığını o yüzden sormuştum. Ressamın duygu ve düşüncelerini katmasını, tabloya bakanı düşündürmesini önemsiyorsun anladığım kadarıyla. Bana göre ise harcanan zaman, emek ve sabır daha önemli. Bu yüzden hiperrealizmi daha üstün tutuyorum. Kendi aklımdan resim çizemiyor oluşumun hiçbir alakası yok tabii ki Herkesin sevdiği akım farklıdır tabi, saygı duyarım


(Althide) #271

Yanlış anlaşılma olmasın ben realistik resmi soyut resimden aşağı göstermeye çalışmıyorum. Ha ben soyutu daha çok seviyorumdur. Bu, benim kişisel zevkimdir, eleştirel bir yargı değil. Realistik eserlerin özellikleri üzerinden kaçındığım yargılamanın soyut eserlere yapılması, değersiz görülmesi, benim yakındığım asıl olay.
İlk mesajimda tamamen kişisel bir zevki dile getirmek üzerine.


(imnotevensorry) #272

Demokrasideki kısır döngünün sonsuzluğu (darbe vs harici) benim açımdan korkutucu. ‘Demokrasi ayak takımının despotizmidir.’ Voltaire’in bu meşhur sözünde bahsettiği ayak takımı sadece genel eğitimsizlik değil. Bu ayak takımının içinde doktorlar, mühendisler, bilim adamları, sadece varoluş ile ilgilenen filozoflar da var. Çünkü nasıl bir ameliyathane de dünyanın en iyi siyaset bilimcisi doktora ayak bağı olacaksa, aynı şekilde doktor da siyaset bilimciye ayak bağı olacaktır. Yani ülke yönetimi bilgisine sahip olmayanların ülke yönetimini etkilemesi her zaman kötü olacaktır. Bu da sonda sorduğun sorunun cevabı aslında

Diye bir şey yok. Öyle bir hak yok. İnsanların devlet tarafindan karşılanması gereken hakları var. Yaşama, barınma, ifade özgürlüğü (sonradan değinicem) gibi haklar.

Ayrıca demokrasi ütopyasının sebebi olan eski yunanda demokrasi günümüz manasıyla yoktu. Tüm vatandaşlar yönetimde söz hakkına sahipti fakat tüm insanlar vatandaş değildi. Vatandaşlar zenginlerdi. Yani çalışması gerekmeyen insanlar. Bunun için çok boş vakitleri vardı ve yönetim gibi spesifik eğitim isteyen konularda da normal insanlara göre daha bilgililerdi. Bu yüzden de sistem olabildiği en iyi şekliyle işledi. Tabi buna demokrasi dersen.

Şimdi babadan oğula geçen monarşide bahsettiğin olası sorunlardan bahsedelim. (Tabi benim asıl savunduğum sistem değil. Fakat demokrasiden daha yakın sayılabilir:)
Öncelikle başa geçen kişinin yönetim vasıflarından uzak gaddar bir adam olduğunu varsayalım. Veya fazla varsaymayıp sonucu söyleyeyim -cok uzamasin diye-; ülkeyi 30 yıl geriye götürecektir. Ve yerine oğlu geçecektir. Belki bir 30 yıl daha geri. Fakat sonunda düzelecektir. Veya tarihteki diğer örnekleri gibi yok olup gidecektir. Veyahut Osmanlı gibi uzun dönem başarılı bir şekilde gidecektir. (Fransız ihtilalin sonucundaki milli akımlar olmasa daha da giderdi de.)

İfade özgürlüğü çok geniş bir tanım ve dönemimizin en ileri demokrasi ülkeleri (avrupa, amerika) bir çok alanda bizim gibi bir ülkeden bile geride. Var olanların ise göstermelik olduğunu düşünüyorum. Yani hiçbir zaman tam anlamıyla ifade özgürlüğü mümkün değil. Ki gerekli de değil bence.

Benim en iyi bulduğum sistem ise ‘tabii aristokrasi’. En basit anlatımı olarak şöyle söyleyeyim; devlet yönetimi için eğitim alan kişilerden en yetkin küçük bir grup belirlenip, bu aristokrarik gruptan da bir kişinin tek adam yönetimiyle ülkeyi yönetmesi. Tabi burada sorgusul sualsiz bir monarşiden bahsetmiyorum. Belli bir seviyede, belli konularda güçler ayrılığı ilkesinin mevcut olduğu bir ‘tabii aristokratik monarşiden’ bahsediyorum.


(Taylor Swift Fanboi) #273

Bozmak gibi olmasın ama gitmezdi :smile:


(imnotevensorry) #274

Bozdun bile:) Sebebini de yaz bari de cevap hakkı doğsun. Sadece giderdi yazdırma bana :smiley:


(Althide) #275

Bende hiçbir yönetim biçiminin insan denen varlığa birebir oturtulamayacağını düşünüyorum. Belirli özgürlükler askıya alınmadan veyahut insanlar köleleştirilmeden. Eşitlik verilse bile insanların kendi kendilerini felakete sürükleyeceklerini düşünüyorum.
Tartıştığim konu demokrasinin en kötü yönetim biçimi olup olmadığı ve gayet bilgilendirici şeyler öğrendim. Teşekkür ederim vaktin için


(Taylor Swift Fanboi) #276

Milliyetçilik akımları Osmanlı’nın sadece fiili olarak toprak kaybetmesine yol açtı. Ama onlar olmasa bile Osmanlı’nın yıkılmasındaki asıl sebep duruyordu, o da çökmüş haldeki ekonomiydi. Askeri sistemlerin değişmesiyle birlikte Osmanlı’nın ekonomik sisteminde yaptığı değişiklikler doğru olsa bile istisna zamanlar hariç işleyememiştir. Özellikle merkeze uzak vilayetlerden 18. yy ve sonrasında çoğu zaman vergi alınamıyor. Yani bu vilayetler resmi olarak Osmanlı toprakları olarak gözüksede hazineye bir katlıları yok. Ki bahsettiğim vilayetler Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Arap Yarımadasındaki vilayetler, bunlar hazineye asıl gelir getiren yerlerdi önceki zamanlarda. Vergileri merkeze göndermeyerek kendisinde toplayan Ayanlar bu bölgelerdeki güçlü aşiret kültürü ve zenginlikleriyle merkeze yani saray elitlerine kafa tutacak hale gelmişlerdi (bkz. Kavalalı Mehmet Ali Paşa) Yani dışardan bir etki olmasa bile saray elitleri ve yerel ayanlar arasındaki çatışma muhtemelen Osmanlı’yı parçalayacaktı. Hepsini geçtim Amerika, Güney Afrika ve Asya’daki sömürge yarışına ortak olamamış, kendi burjuva ve işçi sınıfını oluşturamamış bir ekonominin, modern devlet karşısında ayakta kalması pek mümkün gözükmüyor. Tabi bunlar benim görüşlerim :smile:


(Çağatay) #278

Ben herkesden farklı olarak ,herkesin yaptığı ve çoğunluğun doğru bulduğu şeylerin değil de az miktarda yapılan ve daha az kitleye hitap eden işlerin daha mantıklı olduğu fikrindeyim.Dünya da herkes doğruyu bilseydi daha fazla fikir ve bilim adamları olmaz mıydı?ya da daha fazla Atatürk görmez miydik ülkenin başında?


([Godwoken]) #279

Film, müzik, kitap başta olmak üzere tüm sanat dallarıyla ile ilgili beklentiye girmenin saçma olduğunu düşünüyorum daha doğrusu yanlış anlaşıldığını.

İnsanların beğenisini veya hoşnutsuzluğunu ifade etmesiyle beklentilerinin karşılanması apayrı şeyler bana göre.
TLJ örneğinden gidelim.
İnsanlar filmi beğendiğini veya beğenmediğini söylüyor elbette. İşte bu fikrin beyanıdır.
Diğer kısımda “Şurası şöyle olmalıydı, Gerçek Jedi böyle mi?” gibi kişinin beklentisini, kendi kurgusunu anlatan fikirler öne sürüyor. Olanı değil olması gerekeni söylüyor. Kendi elimizde olmayan şeylere karşı hakimiyet kurmaya çalışmak boşuna bir çabadır. Sanatın herhangi bir dalından zevk almayı aşırı zorlaştırır.

TLJ’de adam akıllı bir Lightsaber düellosu olmaması, filmi kötü yapmaz yalnızca beklentin karşılanmadığı için üzülürsün. Bu durum, herhangi bir filme objektif yaklaşmanızı engeller.

Yönetmenin, yazarın, bestecinin, ressamın, heykeltıraşın yarattığı eser aslında kendisi içindir. Biz beğenelim diye yapmaz. Yapıtını yalnızca bizlere gösterir.

Benim çizdiğim bir tabloya insanların “Çizimler çok hoş” ya da “Renkleri pek beğenmedim.” şeklinde yorum yapmasıyla “Keşke mavi renkleri daha yoğunlukta kullansaydın” demesi aynı şey değildir. Öznel bir yapıya tavsiye vermek saçmalıktır.


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #280

Lakin, filmin hikâyesindeki mantıksızlıklar, çelişkiler, tutarsızlıklar, gereksiz sub-plotlarla harcanan screen-time, deus ex-machinalar, karakterizasyon hataları, tempo sıkıntıları vb. konular objektif eleştiri standartları olarak kabul edilir.


([Godwoken]) #281

Temel olarak bu argümanda filmleri baz alsamda genel olarak kabul edin söylediklerimi.
Örneğin sevdiğiniz bir şarkıda tek amacı kafiye yaratmak olan anlamsız cümleleri duyuyorsunuz ve bu size bir şekilde keyif veriyor. Bu şekilde düşünün. Ben tabi ki filmlerde veya diğer dallarda meydana gelen yapısal hataları objektif kabul ediyorum. Game of Thrones’da karakterlerin ışınlanmalarını örneğin bir eksiklik olarak görsem de bu diziyle ilgili genel görüşümü engellemiyor. Keyifle izlemeye devam ediyorum. Anlatmak istediğim şu “Zaman kavramı derli toplu değil” diyebilirim ama çıkıp “Azor Ahai, Jon olmasın, Dany olsun.” diyemem.

Ek olarak, karakterizasyon hatası ancak karakter kendi içinde tutarsız ise meydana gelir. Benim zihnimde canlandırdığım karakterle uyuşmuyor ise buna hata diyemem.


(Althide) #282

TLJ yi anlatış şeklin, kar amacı gütmeyen bir sanatçının elinden çıkmış bir esermiş gibi. Ortaya konulan “Ürün” (eser olmaktan çok uzak. Hem ortaya çıkış amacı hemde yapısal olarak) tamamen daha çok satmak için yapılan hilelerle dolu.
Eğer biri sana bir şey satmayı deniyorsa bunu öznel bir şekilde reddetme hakkına sahipsindir. Ortada sadece fikrini belirtmek için ortaya çıkmış, üründen çok, sanat amacı güden bir eser varsa eğer emin değilim ama söylediklerin geçerli olabilir
benim fikrim bu yönde


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #283

Yoo, niye diyemeyesin? Bu senin için üretilen bir ürün değil mi? Sen tüketici değil misin? Babanın hatrı için mi izliyorsun filmleri? Çok saçma bir argüman, istediğim şekilde eleştiririm, ki bu meselelerin çoğu zaten tutarsızlıklar üzerinden giden, objektif eleştiriler.


(Emre) #284

Dwayne Johnson’ı seviyorum. Herif sempatik geliyor bana.


(Axl Rose Fanboyu) #285

Same.


([Godwoken]) #286

Yoo, niye diyemeyesin? Bu senin için üretilen bir ürün değil mi? Sen tüketici değil misin? Babanın hatrı için mi izliyorsun filmleri? Çok saçma bir argüman, istediğim şekilde eleştiririm, ki bu meselelerin çoğu zaten tutarsızlıklar üzerinden giden, objektif eleştiriler.

Doğru okumamış ve yanlış yorumlamışsın. Eleştiremezsin demedim, olduğu gibi kabul edin de demedim. Olayı yalnızca bir noktaya indirgeyip argümanı saçma addetmen çok yanlış. Sana farklı dallardan örnekler verdiğim halde film noktasında neden eleştiriyorsun merak ediyorum. Tamam TLJ kötü bir film senin için ve ben buna saygı duyuyorum. Eğer duymak istediğin bu ise.

TLJ yi anlatış şeklin, kar amacı gütmeyen bir sanatçının elinden çıkmış bir esermiş gibi. Ortaya konulan “Ürün” (eser olmaktan çok uzak. Hem ortaya çıkış amacı hemde yapısal olarak) tamamen daha çok satmak için yapılan hilelerle dolu.
Eğer biri sana bir şey satmayı deniyorsa bunu öznel bir şekilde reddetme hakkına sahipsindir. Ortada sadece fikrini belirtmek için ortaya çıkmış, üründen çok, sanat amacı güden bir eser varsa eğer emin değilim ama söylediklerin geçerli olabilir
benim fikrim bu yönde

Evet, doğru bir noktaya parmak basmışsın kesinlikle. TLJ bu argümanda yanlış örnek çünkü bir sanat filmini argümanıma ekleseydim mesela @Audomarus_Fridia farklı düşünürdü. Yalnızca bütün muhite hitap etmesi açısından TLJ’yi seçtim.


([Godwoken]) #287

Evet, bence hiç fena değil oyunculuğuda.


(Liquidman) #288

Komedilerde iyi oluyor ya Pain&Gain’de çok tatlıydı :smiley: