Çoğu kişiden farklı olan düşünceleriniz / unpopular opinions


(Palyaço gibi giyinen ucubelerle kötü bir geçmişimiz var!) #313

Çikolata ve kakao sevmiyorum.


(İnternet asosyali) #314

Elveda ve Bütün 0 Balıklar İçin Teşekkürler, seriye neredeyse nötr kalmama sebep olacak kadar kötü bir kitap.


(falanfilan) #315

Dunkirk güzel bir film değildi. 6/10 veririm, hikayenin akış biçimi, bir savaş filmine göre daha farklı bir gidişat izlemesi zekice ama nolan abimiz ne yaptıysa ben kendimi ingiliz ve fransız askerleri ile empati yaparken bulamadım. Filmin neredeyse hiçbir kısmında acaba ne olacak demedim. Bir tek teknede ölen çocuğun gazeteye çıkması biraz etkileyiciydi. O kadar diğer sahneler bana çok yavan geldi.


(InMemoryOfEmirBK) #316

Türkiye müziği kötü durumda değil.


(Burak) #317

Rakı berbat bir içki. O kadar berbat ki yanında envaiçeşit meze olmadan tüketilemiyor. Rakı edebiyatı da berbat bir şey, saçma sapan ne anlamlar yükleniyor şu alkole. Yok şöyle adabı varmış, böyle içilirmiş bilmem ne. Tadı ispirtoya benziyor kardeşim ne anlatıyorsunuz siz? Zaten bunu yurtdışına pazarlayamamamız da içkinin iğrençliğini tasdikliyor adeta.


(Mert Özden) #318

Kahve denen içecek neden icat edilmiş bilmiyorum. İnsanlar neden tüketiyor onu da anlayamıyorum. Bana bayağı kötü geliyor.


(I'm not fine.) #319

İcat edilmemiş aslında kahveyi keçiler bulmuş. Ben acı olmasından dolayı tüketiyorum mesela.


("Çöl Rüzgarı" kol rugarı okuyan okuma bilmiyordur.) #321

Hadi ben bir şey dememde sen @FordPrefect’in gözüne gözükme. :wink:


(Sapere Aude!) #323

Köşede depresif depresif ölümümü beklemeye karar verdim. Hepinize elveda.


(marko) #324

Access-Blocked-Sites1-2

Said by someone who is never tasted SEK RAKI.

Buna yorum dahi yapmıyorum, Aydın Boysan’ın öldüğü gün bugün metanetimi korumam lazım.

:DD:D:D:D:D:D:D:D:D:D::::D:D:DD:D

Balkanlarda rakının çok farklı çeşitleri var (uzo, mastika) ve bunlar da tıpkı rakı gibi gayet bilinen edilen içkiler. Yurtdışına pazarlanmama sebebi içkinin kalitesiyle alakasız, uzun yıllardır gayet de pazarladığımız bir şey yakın coğrafyamızda. Senin benim 70-80 lira verdiğimiz şeye adamlar 20-25 lira veriyorlar hatta, sırf bu bile devletin rakıyı “yauv biz bunu nasıl pazarlasak?” kafasından farklı bir yerde olduğunu gösteriyor. Kaliteli ve iddialı içkini ucuza kapamazsın, adamlar zaten senin gibi %70 vergi almadığı için ucuza içiyor her türlü alkolü. Tam tersi rakı Türkiye’de ucuz (daha doğrusu minimum vergi etiketli) yurtdışında pahalı olmalı ki istenilen kâr elde edilsin, fakat alkol ile tütün ürünleri ülkede çocuk pornosundan daha kötü muamele gördüğü için para kazanmak konusu sıkıntılı olabiliyor. Efes Pilsen’in basket takımı dışında sağa sola reklam verebilen alkol firması var mı? Tekellerde bile isimlerini sildirtme zorunluluğu getirdiler ki bu şirketler iyice gözden uzak, adeta uyuşturucu satıcısı muamelesi görsün. Kısaca ülkedeki enfes bazı şeylerin yurtdışına çıkarılmamasının tek sorumlusu yanlış devlet politikaları, sahip olduğumuz şeylerin kalitesi değil.


(Burak) #325

Sek rakı nedir kardeşim Levent Kırca sarhoş skeci mi bu? Sek rakı tüketenin damak tadı körelmiştir. Gitsin kolonya içsin aynı şey.

Beni zerre ilgilendirmiyor, bunlar yüzünden RAKI İÇEN KADINLARI ÜZMEYİN ABİ, RAKI İÇEN ADAM ÖLMEZ ABİ tayfa türedi, başlarım edebiyatına da içkisine de.

Bak kendin de diyorsun, damak tadımız ve kültürümüz benzer olduğu için, bizde alkol kültürü gelişmemiş artık bunu bir kabullenelim. İnsanımız alkolden anlamıyor bariz şekilde, önüne ne koyarsan koy içiyorlar. Kalite yok. Efes bira falan da berbat mesela, bira kültürü gelişmiş bir ülke insanına içiremezsin bunu, beğenmezler. Her alanda olduğu gibi bu konuda da vasatız. Sorry not sorry.


(marko) #326

Aynen.

Demek ki Ot, Kafa, Bavul falan gibi dergiler çıktı diye de edebiyat eseri tüketmemeliyiz. Mantıklı.

Komşumuz Irak ile Yunanistan’ın damak tadı aynı mı? İkisine de bolca rakı satıyoruz, demek ki konu damak tadı değil.

Bunun aksini iddia eden yok? Konu bira değil ki. 6 milyon nüfuslu ve ekonomik olarak krizde (krizde olsalar da para birimleri bizden iyi durumda btw) olan Bulgaristan’a ait 20 bira markası var. Sadece bira markası bunlar, mastika ve şarap gibi ürünlerden bahsetmiyorum bile. Bu adamlar bizim komşumuz, çok da uzak bir örnek değiller. Bu tamamen devletin olaya nasıl yaklaştığıyla alakalı. Türkiye’deki alkol tüketim oranı hiç de düşük sayılmaz, hatta bu fiyatlara göre gayet iyi bence. Biranın 10 liraya satıldığı ve asgari ücretin 1600 lira olduğu ülkede alkol kültürü varsa bile sekteye uğrar, çöker. En iyi bira markalarını çıkaran Almanlar asgari ücretleriyle bizim asgari ücretimizle içtiğimizden üç katı (belki son zamlarla daha çok) bira tüketiyorlar ve bu bira gayet kaliteli Alman birası. Bazı şeyler tesadüf değil.


(Burak) #327

Şu an anladım sen kesin Trakyalısın, benim Lüleburgazlı bir arkadaşım var o da ben bunları söyleyince aynı böyle savunmaya geçiyordu kdkjdksjks. Bir yere davet edilirsem mecbur içiyorum rakı ama, kendi insiyatifim doğrultusunda hayatta alıp evde tüketmem, ya da dışarıda tüketmem. Bira da tekelde Efes’ten başka bir şey kalmamışsa anca öyle Efes içerim. Tatları kötü hocam zorlamaya gerek yok işte ikisi de leş.


(alifromboston) #328

Rushbok gibi grup.
Megadeth tarihin en iyisi.


(Geekiz ama ergeniz) #329

Kylo Ren in iyi bir villian olduğunu düşünüyorum çoğu kişinin aksine, hatta Darth Vader ile karşılaştırılmasına anlam veremiyorum,Darth Vader dönemi kapandı artık bence


(Althide) #330

Başına gelecekleri biliyorsun değil mi ? :smile:

Girls fanlığı sezdim cevapta


(yakışıklı olduğum kadar mütevaziyim de) #331

-Neşet Ertaş’ı hiçbir zaman sevemedim.
-Megan Fox, rakipleri karşısında merdivende çekirdek çitleyen mahalle karısından farksız. Donuk suratı, yamuk parmakları ve küçük memeleri (evet memeleri) her seferinde ‘‘geldi yine …’’ tepkisini verdiriyor bana. Abartılmasına anlam veremiyorum.
-Ronaldo kesinlikle ününü ve fiyatını hak eden bir futbolcu değil.


(mea culpa) #332

O kadar çok şey var ki. Kalem kalem derdimi dökebilirim buraya.

Not: Aşağıda “ilişki” kelimesi şeklinde rarlanmış olan şeyler bütünü takriben şuna tekabül eder: İki (veya meşrebinize göre daha fazla) kişi (erkek-erkek, kadın-kadın, kadın-erkek, transseksüel-erkek ve bilumum birbirini arzu eden bilinçli yaşam formları) arasında yürütülen geleneksel veya geleneksel olmayan, birbirlerinin zamanının paydasını kesiştirmek üzerine girişilen pazarlık süreci.

Romantik ilişkilerde kıskançlığın kaynağının sevgi olduğunu düşünmüyorum. Çünkü kıskançlık, bir çeşit sevgiyi ifade etme biçimi olamaz bence. Güven olgusu üzerine kurulmuş olması gereken ilişkinin içerisinde bana göre kıskançlık tam olarak şunlardan ileri gelen bir duygu-düşünce dünyasının içinde yaşamak:

  • Karşımdaki insana güvenmiyorum. İlk fırsatta beni aldatabilir çünkü gözü dışarıda.
  • Kendime güvenmiyorum. Karşımdaki insan benim için okey ve yeterli ama ben ona yetmiyor olabilirim. Benimle birlikte şu anda ama belki de ben bir pitstop görevi görüyorum onun için, ekip lastikleri taktığı gibi gazı kökleyip gidebilir.
  • Malım. Yoo yoo, baya malım ya. Birbiriyle sevişebilecek yeterliliğe sahip karşı cins insanların (veya homoseksüel ilişkiler için tam tersinin) arkadaş olabileceğine, birlikte sevişmeden zaman geçirebileceklerine falan inanmıyorum.
  • Karşımdaki insanı mal sanıyorum, hem de bana ait bir mal. Ve bana ait bir mal olduğu için, benim isteklerim… Ne isteği ya, benim emirlerim doğrultusunda yaşamakla mükellef bir canlı o.

Velhasıl “seven kıskanır” diyen varsa buyursun sevgili muhitkarlar. Küreğim elimde, ben burada nöbet beklerim…

Sevgiler.


(yakışıklı olduğum kadar mütevaziyim de) #333

Kıskançlık bir yaşam biçimi değil, dürtüdür zaten.
Bu yazıyı okuyup kanıksamış biri dahi, sevdiği kişiyi kıskanacaktır.

İnsanın pek kontrol edebileceği bir özelliği değil yani. En fazla kendine telkin yolu ile yaptığının yanlış olduğunu hatırlatabilir. Ki bu da kendini ifade edememektir aslında.

Misal klasik mini etek örneğini verelim.

Sevgilim mini etek giymiş ve dikkat çekiyor.
Tepki 1- O eteği giyme bacaklarını kırarım(hayvan)
Tepki 2- O eteği giymenden rahatsız oluyorum, rahatsız olmak istemiyorum.(Talebini düzgünce ileten ve sonuç bekleyen medeni bir erkek)
Tepki 3- O eteği giymenden rahatsız oluyorum ancak senin bedenin. Benim bir söz hakkım yok(Talebini düzgünce ileten ama sonuç beklemeyen medeni erkek)
Tepki 4- Bu da benim si.(Pardon bu başkaydı)

Şimdi duruma bakacak olursak, erkek birey 3 durumda da rahatsız oluyor. İlkinde toplum muaşeretine aykırı tavır sergilediği için eliyoruz. Ancak diğer iki durumda, ya rahatsız olmak istemediğini-ki en doğal hakkı- belirterek giymemesini söyleyecek, aksi durumda yolları ayıracak, veya rahatsız olmaya devam ede ede bir ilişki sürdürecek. Bu ne kadar mantıklı tartışılır.

Bu iş çıkmaz sokak gibi aslında. Çünkü bir yandan evrimleşen canlılarız ve hala bazı dürtülerimize yenik düşüyoruz. Diğer yandan medeniyet dediğimiz olay bizleri baskılıyor. Bu iki arada bir derede durum devam ettiği sürece malesef bu konunun net bir cevabı olmayacak.

Kütüğüm elimde gard almış bekliyorum :slight_smile:


(yakışıklı olduğum kadar mütevaziyim de) #334

Cevap veren arkadaşa katılmakla birlikte pazarlama konusunda bir şey eklemek istiyorum.

Yahu ruslar votka denen öksürük şurubunu tüm dünyanın gözbebeği haline getirmişken, içkinin tadı bir kıstas kabul edilmemeli bence. %40 alkol oranı olan her içkinin tadı kötüdür. Çünkü başta alkol leziz bir şey değil.