En Son Ne İzlediniz/Oynadınız/Okudunuz? Yorumunuz&Naçizane Notunuz 🎬🎮🃏


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #430

SU’ya gelince izlemezsiniz ama, Fandom’ın Gözü seni de görüyor ey FordPrefect, Fandom’ın Gözü seni de görüyor.


(Sapere Aude!) #431

Bir etkinliğe başlamışsınız, gördüm. Uğrayabilir miyim, emin değilim. Vakit bulabilirsem SU’ya da bakarım.


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #432

Başka şeylere vakit bulabiliyorsun ama, kendimi aldatılmış hissettim.


(Sapere Aude!) #433

Ne gibi mesela? Açıklayabilirim.


(H. Yakup) #434

Okudum
Anlatış / Ursula Le Guin - Hoştu lakin biraz daha uzun olmasını isterdim. Bittiğinde çok büyük bir öykünün kısa bir kesitine tanık olmuşum gibi hissettim.
Dinle Küçük Adam / Wilhelm Reich - İş yoğunluğundan ara ara okuyup bitirdim. Oysaki gayet üzerin düşüne düşüne yavaş yavaş okunması gereken bir kitap. Büyük ihtimal bir süre sonra baştan okuyup bir yorum güncellemesi yaparım. Şimdilik her kitaplıkta bulunması gerek diyip bitireyim.

İzledim
1922 - İlk yarım saati gayet ilgiyle izledim ama sonrasında adeta bir sırlar dünyası bölümü gibi geldiğinden zar zor bitirdim.
Atomic Blonde - Bildiğin sıkıldım, konuda çok bayık gelince ne Charlize Theron nede James Mcavoy kurtarmadı. Gerçi bir şeyde beklemiyordum filmden. Dövüş kısmı eh işte biraz eğlendirdi.

Oynadım
Professor Layton and the Miracle Mask - Uzun bir süredir bu tarz bir oyun oynamamıştım. Ara ara açıp kafa dağıtmak iyi geldi bu oyunla. İtiraf edeyim bazı bulmacalar zorladı.

Dinledim
Bu ay bol bol dert dinledim.


(Emin) #435

Stranger Things dizisini bitirdim. İlk sezonunu izledikten sonra karakterleri, hikayeyi, atmnosferi ve müzikleri çok beğenmiştim. Fakat 2. sezonda beklediğimi bulamadım. Spoiler vermemek için detaya girmeyeyim ama yinede izlenir bir sezondu. Şuanda The Punisher dizisine başladım. Yeni başladığım için yorum yapamıyorum.

Watchmen’i okuyorum ve bitmek üzere. Ben bunu neden şimdiye kadar okumamışım diye kendime kızıp duruyorum sadece.

World of warcraft oynuyorum. Aynı zamanda DOOM oyununda çılgınca yaratık vurmaktan haz duyuyorum bu aralar.


(Xibalba) #436

Trois Couleurs (Three Colour Trilogy)

Ben bu seriyi izlemeden önce Fransız filmlerine karşı önyargılıydım. Ama izledikte sonra kırıldı önyargım. Adamlar sıkıcı olmayan filmler de yapabiliyorlarmış, onu öğrendim. Gerçekten çok beğendim.
Seri üç filmden oluşuyor. Birincisi Bleu (mavi), ikincisi Blanc (beyaz), üçüncüsü Rouge (kırmızı). Filmler isimlerini Fransız bayrağından alıyor ve mavi özgürlüğü, beyaz eşitliği ve kırmızı kardeşliği simgeliyor, konu olarak da renklerin temsil ettiği değerler kullanılıyor. Filmin renk kullanımı da çok güzel. Her film kendi rengini çok güzel yansıtıyor.
Şimdi buraya ne yazsam spoiler olur diye yazamıyorum ama bence izleyin. Eğer sizin de önyargınız varsa kırılacağını düşünüyorum. Filmler arasında da ayrım yapamıyorum şu an, hepsi çok güzeldi ama sıralarsam sanırım ilk onu izlediğim için Mavi gelir birinci sıraya.
Ayrıca izlerken Fransız kadınların ne kadar güzel olduklarını da görmüş oluyorsunuz, üçünün başrolü de birbirinden güzeldi…

threecolours


(Gizem) #437

Over the garden wall izledim
Çok sevimli bir çizgi diziydi. Sanki yapımcılar +18 yapmak istiyormuş ama çocuklar da izlesin diye yumuşatılmış gibiydi.

Greg’in çaydanlığına,taşına ve kurbağasına sürekli farklı isim vermesine bayıldım


(13. Sakar Kral) #438

Panic! at the Disco nun kliplerinden 1-2 tane izledim. Değişik derecede komik. Ama ondan önce stacy’s mom un klibini izledim ve düşündükçe gülüyorum.


(fza) #439

Filmi, uzun uğraşlar sonucunda bulup; tekrar izledim. İlk izleyişimde zaten sevmiştim ama bir daha izleyince, daha da sevdim. Geçenlerde kamera arkasını filan izleyip iyice sempati beslemem ile alakalı olabilir.

Etkileyici bir film, bence Yılmaz Erdoğan’ın en iyi işlerinden biri; hatta benim için en iyisi! Oyunculuklar güzel, mekânlar güzel, senaryo akıyor. Zaman zaman tatlı bir tebessüm oluşturuyor, zaman zaman da yüreğinizi sızlatıyor. Ayrıca hikâyenin Yılmaz Erdoğan’ın teyzelerini anlattığını, onların yaşamından uyarlandığını bilmek de ayrı bir his veriyor. Türk sinemasının en kaliteli işlerinden biri olduğunu düşünüyorum. Son olarak Farah Zeynep Abdullah’ın ve Fatih Artman’ın performansları diğerlerinden de 2-3 basamak önde, cidden çok iyi oynamışlar. Keşke bahsi daha sık geçse, Yılmaz Erdoğan’ın diğer işleri arasında kaybolmasına üzülüyorum.

8.5/10


(Geek Velet) #440

Baby Driver izledim. Müzik seçimleri çok güzel, bir iki oyuncu hariç oyunculuklar ortalama, aksiyon sahneleri zaten bol yok, olanlar da keyifli, diyaloglar hiç sıkmıyor, karakterler biraz klişe olmasına rağmen derinliksiz ama çok iyi yedirilmiş, filmde Polat Alemdar da olmasa çok daha iyi olurmuş.


(Süt Satan Kabadayı (İBO)) #441

Ender’s Game. Aslında önceden izlemiştim. Ancak çok hatırlamadığımdan tekrar izlemeye karar verdim.
Filmin görselleri, oyunculukları, hikayesi falan iyiydi. Sonundaki sürpriz ise…Biraz hayal kurıklığı gibiydi. Yani: Senin asıl amacın bu değil mi zaten? Niye ağlıyorsun kardeşim? Ya ne bekliyordun? Barış antlaşması mı? Bunun dışında çok da akarı kokarı yok gibi. Canınız bilimkurgu çektiğinde açın izleyin. Hoş film.


(fza) #442

Devamı gelecek umuduyla çektiler, seri olacaktı ama patladı.


(.) #443

Az önce bitirdiğim dizi; Big Little Lies. Ve biraz övmek istiyorum.
Yaklaşık birer saatlik 7 bölümden oluşuyor bu dizi. Sanırım ana temanın şiddet olduğunu söyleyebiliriz, karakterlere ait anlatılan hikayelerin içine düşüyorsunuz istemeden, kendinizi orada buluyorsunuz. Oyuncular da oyunculuklar mükemmeldi, duygu çok iyi yansıtılmıştı. Çekimler çok çok güzeldi, zaten dizinin çekildiği yer göz alıcıydı. Hele bir de öyle güzel müzikleri vardı ki… Jeneriği bile ayrı övülesiydi. Çok sürükleyiciydi çok…
Yeni bitirmiş olmanın etkisiyle bunları yazıyor olabilirim ama puan kıracak bir şey göremiyorum 10/10

En son bitirdiğim kitap; Cadılar Bayramı Ağacı. Ray Bradbury, cadılar bayramı teması ve korku hikayesi. Kitabın atmosferi sizi hemen yakalıyor, baş karakterlerin çocuklar olması ve başlarından geçenler çok hoştu, arada öyle diyaloglar oluyordu ki dönüp tekrar tekrar okudum. Bay Kefenyığınına saygılarımı iletiyorum… Puanım 10 :innocent:


(Deniz) #444

Çok çok katıldım. Şu harika playlisti de bırakıyorum.

https://open.spotify.com/user/g0u1d1e1/playlist/59nmPZQAE0dX44OF6DXDcE?si=azkVAW7CQRW4aa4xeCrZpA


(İnadına Reylo(Geekiz ama ergeniz)) #445

Tabletim bozuldu,pek bir şey izleyemiyorum


(senem ) #446

Neredesin Firuze ve Atomic Blonde izledim. Neredesin Firuze izlediğim en samimi yerli filmlerden biri kesinlikle. Oyunculuklar şahane, filmdeki şarkıların hepsi ayrı ayrı çok güzel. Mizahı çok iyi ve kararında, ne eksik ne fazla. Senaryo da çok iyi ve çok devam edecekmiş gibi havada bırakılmasına rağmen devam etmemiş olması şaşırttı açıkçası.
Atomic Blonde : Güzel bir aksiyon filmi olmuş. Charlize Theron çok sert oynamış ve çok yakıştırmış. Senaryoyu pek övemem ama müzikler ve dövüş sahneleri gayet iyi.


(İbrahim Kaya) #447

Youtube’da gezinirken 2004 senesinde çekilmiş Ben Affleck ve James Gandolfini’nin başrollerinde olduğu ‘‘Surviving Christmas’’ diye bir filmin fragmanına denk geldim ve izledim. Fragmanı izlerken ‘‘Vay anasını Ben Affleck nerelerden nerelere gelmiş’’ diyorsunuz. Gerçekten hayatının bir dönemini böyle boktan püsürükten filmlerde rol alarak geçiren Affleck’in depresyanda olduğu şu dönemlerde arkasına dönüp oynadığı şu filmlere bir bakmasını ve şimdiki hallerine şükretmesini rica ediyorum.
O kadar kötü ki, fragmanın sonunda Gandolfini küreği kafasına geçiriyor Affleck’in.


(Elif Mine Kılıçaslan) #448

Yürek yedim Star Trek The Original Series’den başladım ve bütün külliyatı bitirmeyi kafama koydum.
Okuduğuma göre bazı izleyenlere oyunculuklar çekimler tabiri caizse dayanılmaz gelmiş, ben şahsen çok beğeniyorum ama bunda 60’lar filmlerini ve oyunculuklarını seviyor olmam önemli bir faktör olsa gerek.
Yakında profil fotoğrafında vulcan selamı olan bir diğer üye olacağım gibi geliyor :joy:


(fza) #449