En Son Ne İzlediniz/Oynadınız/Okudunuz? Yorumunuz&Naçizane Notunuz 🎬🎮🃏


(Umur) #531

Sen üçüncü sezona gel, biraz daha zirve yapsın. Karakter odaklı o film gibi bölümleri seviyorsun sanırım, benim favorim, ve dizinin bence en iyi top üç bölümünden birisi olan 03x03’ü izle seni buraya tekrar alalım. :smile:


(b) #532

Marcel Proust - Yaratıcı Okurluk
Proust’un yazar olarak okuyucuya yazdığı şeyleri beyninde kendi istediği gibi hayal etmesi için belirlediği yöntemleri anlattığı(kısmen), etkilendiği yazarların ve eserlerin kendisinde bıraktığı izlerden bahsettiği oldukça kısa (70 sayfa kadar) bir denemesi. Proust okuyan birinin ek olarak okuması gerektiğini düşünüyorum ama öyle aman aman herkes okusun diyebileceğim bir kitap değil.

Samuel Beckett - Proust
Beckett tarafından yazılan Proust’un incelikli ve doğru tespitlere dayanan bir incelemesi. Proust’un çaya bisküvi batırırken bile bir anısını hatırlayıp bunu kitapta kullanması (Kayıp Zamanın İzinde serisi), en ufak şeyleri bile irdeleyerek onlardan malzeme çıkarması ve Kayıp Zamanın İzinde serisini yazarken geçmişine bu denli bağımlı olmasını daha önce bu kadar geniş bir şekilde bilmiyordum. Aynı zamanda serinin karakter çözümlemeleriyle, metafor incelemeleriyle ucundan da olsa iyi bir dramaturjisini çıkardığını düşünüyorum Beckett’in.

En son bu iki kitabı okudum. Hepsinin Proust’la bağlantılı olmasının sebebi de yazan bir insan olarak en büyük eksiğim Proust’u tanımamaktı. Kayıp Zamanın İzinde serisini okuyorum ve bir yandan da Proust’la alakalı diğer kitapları da okuyarak tekniğini, yöntemlerini, yazar olarak kişiliğini daha iyi anlamaya çalışıyorum. Yazmakla ya da genel olarak edebiyatla ilgilenenler Proust’u daha önce okumadılarsa -ki özellikle yazmak isteyenler- bence Marcel Proust’u tanısınlar. Yazmayla alakalı insanın beyninde çok büyük kapılar açıyor. Onun dışında uzun uzun betimlemeler okumayı sevenler de bayılabilriler. :grinning:


(korhan) #533

Frances Ha’yı izledim. Baya benimsedim karakteri. En son okul bahçesinde koşarak şunu yapmaya çalışıyordum.
unnamed
Ayı gibi bi adam yapınca pek estetik durmamıştır eminim. Neyse puanım 10/10. Küsürleri sevmiyorum.
American Mistress’ı izledim bir de. Birkaç diyalog dışında pek hoşuma gitmedi. Tutarlı bulmadım havasını. Bi ara tiyatro oyununa döndü film hatta garip geldi. Puanım 5/10


(Mert Özden) #534

Ben Robot

Robotların, konuşamadıkları vakitlerden, insanların koruyucuları olduğu vakte kadarki dönemi kapsayan toplam 9 öykü. Ve bu değişime tanık olan bir kadın… Asimov’un ustalıkla yaptığı bir şey varsa, o da hem durumu hem de karakterleri çok iyi oluşturabilmesidir. Yani arabayı süren belirgin bir taraf yok. Her şeyiyle çok güzel.

9.5/10

Vakıf

Asimov, hikayeyi bir ansiklopediden yıllar önce olan olayları aktarır gibi anlatmış. Bu yüzden tarihte önemli yer edinmiş karakterlerin yaptığı işlere tanıklık ediyoruz. Onlarla bütünleşmek pek mümkün olmuyor. Birçok yerde boşluk gibi gözüken yerleri kendisiyle dalga geçerek çürütmesi çok hoşuma gitti. Devam kitaplarında olayların daha da çetrefilleşeceğini düşünüyorum. Lakin kitabı okurken olaya gelişmeden girmiş gibi hissediyorsunuz. İthaki ilk başta Robot serisini bassaymış, daha iyi olacakmış.

8.5/10


(Deniz) #535

Limonata 2015
Tatlı bir yol filmi. Oyunculuklar güzel, özellikle Serkan Keskin’in oyunculuğunu çok beğendim. Görmeseniz olmaz bir film değil ama Türk filmi izleyesiniz geldiyse bakabilirsiniz.

Cinderella 2015
Yalan yok, piremses filmlerini çokçok seviyorum. Bu film de güzel olmuş, klasik disney hikayesine büyük oranda bağlı kalmışlar. Çok harika değil ama göze batan bir kusuru da yok. Tam olması gerektiği gibi. Prenses, peri, kraliçe, prens hepsi yıldız oyuncular olmalarına rağmen abartılı oynayıp gereksiz öne çıkmamışlar.-bu tarz filmlerde çok olmaya başladı o olay- Müziklere, kızın balo kıyafetine bayıldım zaten :two_hearts:

Rise of Guardians 2012
Hoş bir animasyon. Eğlenceli, keyifli. Ana fikrini çok sevdim. Tek beğenmediğim yanı Noel babanın Rus kabadayısı olmasıydı. O da baya baya hoşuma gitmedi :neutral_face: Jack Frost ve Sandy güzel karakterlerdi.


(İnadına Reylo(Geekiz ama ergeniz)) #536

The last jedi: başlığında yeteri kadar nefret kustum zaten, buraya da kusmaya gerek yok.
Kingsman 2:Bazı noktalarda sıkıldığımı itiraf etmem gerekse de yine de eğlenceli vakit geçirdim.
Logan Lucky:Film çok eğlenceli ve akıcıydı,game of thrones ve hapishane bağlantısına bayıldım, tek anlamadığım,.Adam Driver ın karakterinin hiçbir şekilde fark edilmemesi,bunu geçtim, o arabanın altına nasıl sığdı,sığdıysa da o tahta bunu nasıl taşıdı, adam en az 100 kilodur ama filmi genel olarak beğendim,ve kız kardeşleri olmasa da olurmuş,ama çok da batmadı yani


(Ülkü Bozkurt) #537

Şu an işim gereği daha önce okumamış olmadan utanarak,
Stefan Zweig’ in ‘Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu’ adlı eserini okuyup, çeviriyorum ve çeviri yapmakta gerçek anlamda zorlandım çünkü kitabı uzun süreli okuyamıyordum. Neden bilmiyorum ama bu kitap beni derinden etkiledi. Sonunu getirmekte zorlanıyorum yine belirttiğim nedenden. Hem sonunu merak edip, hem de kitap bitsin istemiyorum. Yazarın diğer çevireceğim kitaplarının böyle olduğunu da umuyorum.


(Taylor Swift Fanboi) #538

İzledim
Black Mirror 4x2 Arkangel - ALLAH BELANIZI VERSİN NE YAPTINIZ LAN DİZİYE

Okudum
Italo Calvino - Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu Daha ellinci sayfadayım. O yüzden yorumum bilemiyorum altan bilemiyorum.


(Berdan ) #539

Blade Runner 2049’u izledim.

Dev hayal kırıklığı yaşadım. O kadar ilgi çekici hikayeler kullanılabilirdi ki bu filmde, Villeneuve kolaya kaçmış sanırım. Senaryo çok basit geldi bana, beğenmedim. Wallace karakterini daha çok gösterselerdi keşke, onun yerine kuduz köpeğini izledik film boyunca.

Görsellik çok çok iyidi. Ryan Gosling’in oyunculuğu da bayağı iyidi, oyunculuklar genel olarak başarılıydı. Wallace karakterinin replikleri defalarca kez açıp dinlemelik derecede iyidi.

Neyse, kötü film değil ama çok basit ve sıradan bir film olmuş.


(Kürşad Chieh-she-shuai) #540

Bende ilk filme oranla basit buldum ama bu filmde replicaların doğum yapması üzerinden gidilmesi bayaa iyi bir fikir gibi geldi bana. Büyük isyan gibi olaylara girmek yerine onları ucundan gösterip yine ilk film gibi kendi içinde küçük bir olaya girmeyi tercih etmişler. Matrix gibi büyük olaylara girilseymiş bencede daha iyi olurmuş. Ha ben yine de sevdim filmi. En azından bir Blade Runner devam filmi olmaya layık bir filmdi- ki bu da gayet iyi bir düzey.


(Mert A.) #541

Blade Runner’ın olayı zaten büyük büyük olayların yaşandığı dünyada “basit” hikayeler anlatması ama bu hikaye dandik anlamına gelmiyor. Asıl fragmanlarda gösterildiği gibi epik bir olaya girseydi Officer K’in seçilmiş biri olması ve Wallace’a karşı dünyanın kaderini değiştirecek bir savaş vermesi gibi biraz dandik olurdu. Bence Trainspotting 2 ile beraber yıllar sonra devam filmi çekelim furyasından alnının akıyla çıkmış, bunu yaparken de ilk filmin gölgesinde kalmamış bir film.


(Mert Özden) #542

Kullandığın kelime pek doğru olmadı. Daha “kişisel” mesele anlatması desek daha doru olur. Ama film bunu da başaramıyor. Bu, projenin en başlarında verilen bir karar ile ilgili. Bell ki Denis ve Ridley abi oturup, ilk film ile aşırı iç içe geçecek bir film yapmak istemişler.

Ben de dahil pek çok kimse bunu istemiyordu. Ben o Dünya’da geçecek yine polisiye bir öykü istiyordum. Film ise bize, ilk filmi bile belli oranda değiştirecek bir olay örgüsü verdi. Yapılan bu seçim beğenilebilirdi, tabi tüm film, evreni genişletmek için bir araç olarak kullanılmasaydı. Filmde villain’ımız var ve hiçbir iş yapmıyor. Öylece sonrasına kalıyor. Berdan’ın da dediği gibi kuduz köpeği ile uğraşıyoruz. Direniş’i görüyoruz. Hiçbir şey olmuyor. Öylece sonrasına kalıyor.

Filmin kendi içinde başlayıp kendi içinde biten kişisel bir hikayesi yok.


(Kürşad Chieh-she-shuai) #543

Filmi bu sefer evreni genişleterek yine kendi çapı çeperinde bir hikaye olarak çekmelerini bende çok başarılı buldum. Ama yinede bu sefer isyan olaylarına girip evrenle beraber hikaye büyüten bir film olsa da güzel olurdu belki dedim. Equilibrium filmi gibi mesela, isyanla da gayet iyi bir film sunabilirlerdi. Illa Matrix 3 olması gerekmiyor. Hayran tepkisinden çekinip yine küçük hikaye işlemiş olmaları da muhtemelen. Ama bence de bu hali de hayli başarılıydı.

Ben K’in hikayesinen bunu almıştım.


(Mert Özden) #544

K’in hikayesi maalesef beni etkilemedi.


(Berdan ) #545

O iş nasıl oldu, Replicaların doğum yapma olayı. En ufak bir açıklama getirmediler, aşkları sayesinde mi oldu, tanrı mı bunu sağladı, bilim kurgu filmi değil miydi bu.

Replicaların doğum yapma olayı iyi işlenmedi sadece çocuğu bulma üzerinden gitti. Replicalara özgürlük hikayesi ayrı klişe.


(Mert Özden) #546

Rachel özel bir replicant’mış sanırım. Deckard ile Rachel birleşince de o kız oluşmuş… sanırım.


(Mert A.) #547

Film bunu da başaramıyor mu?

Filmi kişisel bir hikaye anlatma yönünden değerlendirirsek bence ilk filmden de daha başarılıydı. Artık Replicantların da gündelik hayatın iyice içinde olduğu ve ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüğü filmde evinde bulunan yapay zeka sistemiyle aşk yaşayan, varoluşsal problemleri olan birinin özel biri olmasını (aslında olamayışını izliyoruz) Ryan Goslin’in inanılmaz oyunculuğuyla izliyoruz

Böyle bir beklentiye girecek bir şey de vermedi ki filmin tanıtımları. Ki Blade Runner’ın alametifarikası polisiye öykü anlatması da değil bu yalnızca ilk filmin hikaye anlatımında kullanılan bir yöntem. Ha bu filmde de olabilir miydi olabilirdi ama filmi daha iyi yapmazdı.

Buna da katılmıyorum ilk filmdeki Tyrell ne kadar villian ise Wallace da o kadar villian. Yani villian değil. Ama filmi Officer K’i iyi adam Wallace’ı kötü adam gözüyle izlersen beklentilerini karşılamaması normal.


(Mert Özden) #548

Ben hiç Tyrell’ı villain olarak görmedim. Roy Batty’i villain olarak gördüm.


(Kürşad Chieh-she-shuai) #549

Wallace dedi ya Tyrell’in son numarası üremeydi, ama ben denedim olmuyor diye.


(Mert A.) #550

İlk filmi de bana kıyasla farklı bir gözle izlemişsin o zaman. Ben Roy Batty karakterine bir kategori içine koysam herhalde bu kader kurbanı ya da av olurdu. Bu arada yanlış anlama filmi istediğin gibi yorumlayıp izleyebilirsin, kimsenin hayatına kimse karışamaz :slightly_smiling_face: