En Son Ne İzlediniz/Oynadınız/Okudunuz? Yorumunuz&Naçizane Notunuz 🎬🎮🃏


(büşra) #612

Doksanlar bol bol Shakespeare uyarlamalarının yapıldığı bir dönemmiş sanırım. İçindeki fantastik ögelerden olacak çok seviyorum bu öyküyü ben. Uyarlaması da fena değildi, sadece bazı sahneler daha profesyonelce çekilebilirmiş gibi geldi bana. Bir de buradaki Puck’ı pek sevemedim. 8,5/10

“If we shadows have offended,
Think but this, and all is mended,
That you have but slumbered here
While these visions did appear.
And this weak and idle theme,
No more yielding but a dream"

:cherry_blossom:


(korhan) #613

İlk yarım saatine falan içim dışına çıkana kadar güldüm, sonları biraz eh işteydi. 2.9 puan Amy Schumer nefreti yüzünden tabi ki, ben 8/10 veriyorum.


(H. Yakup) #614

Baya bir süredir buraya yazmıyordum. Biriktikçe birikti anlayacağınız. Bu yüzden hızlı bir şekilde ateş edeyim. Arada unutup önceden yazdığım bazı şeyleri tekrar yazabilirim o yüzden kusuruma bakmayın.

Okudum
DÜZELTMELER / Jonathan Franzen - Karakterler gayet hoş işlenmiş. Ara ara okurken yorsa bile tavsiye ediyorum. Olaylar, karakterlerin buna tepkiler, iç dünyaları derken okurken bildiğin onlarla birlikte seviniyor, üzülüyor hatta onlara kızıyor ve dur ya şuna ne oldu diye devam ediyorsunuz. Yalan yok okurken bir ara ‘‘yav bu yaprak dökümü gibin’’ bile dedim bi ara.
TANRI OLMAK ZOR İŞ / Strugatski Kardeşler - Merakla başlamış olsam da bir süre sonra direk sıkıldım. İşleniş ve konu çok sarmadı. Bir süre sonra bir daha okuyup edit yaparım büyük ihtimal.
YENİLMEZ / Stanislaw Lem - Gayet sürükleyici ve merak uyandırıcı bir şekilde bir sayfa, on sayfa daha derken elimden bırakamadım. Sonu biraz oldu bitti gibi geldi. Bunun dışında gayet keyifle okudum.
İNSANDAN ÖTE / Thedore Sturgeon - Çok merak ederek aldığım ama bir süre sonra meh diye zar zor bitirdiğim bir kitap oldu.
ÖYKÜLER / Bir Sürü Güzide Yazar Arkadaşlar - Bu yıl okuduğum en güzel kitaplardan biriydi. Her öyküden ayrı bir keyif aldım. On numara beş yıldız bir şey. Çevremdeki herkese zor kullanıp tepelerine çökerek aldırtmayı başardım.

İzledim
MOTHER - Gayet güzel olmuş. Çok sevdim. Son 40 dakika tam bir delilik olmuş. On numara beş yıldız.
JUSTICE LEAGUE - Beklentim yoktu. Kola, cips ve arkadaş geyiğiyle birlikte arada kaynatıp izledik.
DARK - İlk üç bölümü birden izleyip gayet çoşsamda dördüncü bölümden itibaren ivmem düştü. Sevemedim.
BRIGHT - Ne övülecek nede gömülecek bir tarafı var.
IT - Sinema filmi olmasından dolayı eskisine nazaran cillop prodüksiyon olsada sarmadı yine. Çocukların kendi aralarındaki geyikleri hoş yapmışlar.

Oynadım
DONKEY KONG RETURNS - Aslında oynayamadım. Çünkü bitiremiyorum. Platform sevenlere tavsiye ederim ama sonuçta kendi beceriksizliğimden oynayamıyorum.


(Sith olmaya adım adım...) #615

Lady Bird

Bu filmde oyunculuk hariç bir şey görmedim. Anne kız Oscar adayı olsun ses etmem.


(Mrs Mercedes'i Arıyor) #616

Bu iyi anlamda mı kötü anlamda mı?


(Deniz) #617

Putin’s Interviews 2017

Dört bölümlük bir Oliver Stone röportajı. Siyasetle pek ilgilenmesem de politik belgesellere bayılıyorum. O yüzden inanılmaz keyif aldım izlerken. Putin aşırı aşırı zeki bir adam. Rusça konuştuğu için mi bilmiyorum hiç açığını yakalayamadım.

Küçük tatlı bir kısmı anlatayım; bakın çok hoşunuza gidecek. Amerika ve Rusya arasındaki silahlanma yarışı hakkında konuşurlarken Stone Dr Strangelove’dan bahsediyor. Putin daha önce izlemedim diyince oturup birlikte izliyorlar. Baya izliyorlar yani. Biz de Putin’in yüzünü izliyoruz bu esnada.

Bu arada benim izlediğim sitede Türkiye-Suriye -Erdoğan meselesi hakkında konuşulanlar altyazıya çevrilmemiş, o da çok sevimli. Başka ülkede yaşayamam :hugs: :heart:

“Kaderi asılmak olanlar boğularak ölmez.”

Bu da Bir Rus sözüymüş. Suikastlardan korkmuyor musunuz denilince Putin böyle cevap verdi :dancer:


(Mert Özden) #618

Güzeldi. Tabi filmin alamet-i farikası birçok farklı zamanı iç içe kullanmasıydı. Değişik bir iş olmuş. R-Rated olsaymış daha iyi olurmuş bence. Oyunculuklarda Mark Rylance ve Kenneth Branagh iyi iş çıkartmış.

8.5/10


(Umur) #619

Mr. Nobody izledim.

Film hakkında yorumum;

thinking

7/10


Leto bize Joker gülüşü diye, bu filmdeki dedebey gülüşünü yapmış ya.


(•) #620

Ne oldu gişede Er Ryan’ı geçer diye mi sinemada izlemedin :joy::joy:


(Mert Özden) #621

Senin komplo teorilerine hastayım :smiley: Bilmem niye gitmediğimi ben de bilmiyorum. Fazla hype kasmadığım için sanırım.


(Umur) #622

Önce The Room’u sonra The Disaster Artist’i izledim.
The Room : 5/10 Nedensiz bir şekilde film hoşuma gitti, hiç beklentim yoktu ama izleyesim geldi. Sıkıldığım veya sardırdığım sahne olmadı mesela. Film hakkında denilenler de doğruymuş. Film güzel değil. Film iyi de değil. Ama film kötüler arasında bariz bir şekilde en iyisi. Ve Tommy’nin yaratmaya çalıştığı, karmaşık/zeki/problemli ana karakteri biraz anladım sanki, bilemeyeceğim.

The Disaster Artist : 10/10 Hani film hakkında bir kusur söyle deseniz bulamam. Şöyle bir gerçek var hatta, adamlar The Room’daki sahneleri tekrar canlandırırken bile The Room’dan kat kat daha iyi bir oyunculuk sergilemiş. James Franco zaten çığır aşar gibi oynamış, Dave’in performansını da beğendim. Film hakkında eksik bulduğum veya beğenmediğim bir şey yok, anlatmak istediği şeyi harika bir şekilde anlatıyor. Tommy ve Greg’in nasıl hayallerle dolu olduklarını, kendilerini nasıl geliştirdiklerini her şeyiyle harika anlatmışlar. Franco’nun yönetmenliği de gayet güzel gitmiş. Bu sene izlediğim en iyi film olabilir.


(elif) #623

Ne kadar çok izlemek istesem de sansürden dolayı sinemada izleyememiştim. Dün gece anime ve kısa filmlerle birlikte izledim.

Bu sene izlediğim en iyi film olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Gerçek üstü fragmanlarına ve filmin yönetmeninin Denis Villeneuve olmasına rağmen bu filme yükselememiştim. Çünkü Blade Runner tek başına mükemmeldi ve bunun devam ettirilmesinin ilk filmin anısını bozacağını düşünüyordum. İlk film kadar iyi olmamasına rağmen gerçekten çok çok iyi bir filmdi. Sinematografi ve oyunculuklar muazzamdı. Senaryosunun ilk filme göre biraz zayıf olduğunu düşünüyorum ama bu senaryosunun gayet iyi olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Müziklere gelmek gerekirse baştan beri Hans Zimmer’ın tarzının bu filme uygun olmadığını düşünüyordum. Bence yapabileceğinin en iyisini yapmış ama Vangelis’in bestelerinden sonra bu müzikler bana çok sönük geldi. (Bu arada yanlış anlaşılmasın, Hans Zimmer kesinlikle kötü bir composer değil. Sadece tarzı bu film için uygun değil.)

Filmin atmosferi o kadar iyiydi ki önceki gece 3 saat uyuyabilmiş olmama rağmen sabahın üçünde gözlerimi kırpmadan izledim. Olmayacağını bilsem de Denis Villeneuve’nün bu sene En İyi Yönetmen Oscarı’nı hak ettiğini düşünüyorum (gerçi Phantom Thread’i hala izleyemedim.)

Her neyse, filmi sansüre rağmen sinemada izlemediğime çok pişman oldum. 100/10 :unicorn:

K’in öldüğü sahne ne kadar iyiydi ya. Tears In Rain gibi bir sahne olmamasını büyük eksiklik olarak görürken bu sahneyle birlikte tüm kötü düşüncelerim kayboldu.


(İnadına Reylo(Geekiz ama ergeniz)) #625

Büyük Umutlar
https://g.co/kgs/2S8VqZ
(IMDB den kopyalama yapmayı bilmiyorum)


(Burak) #626

Maalesef henüz yeni izleme fırsatı bulabildim. Konusundan mütevellit biraz mesafeli yaklaştım, malum sembolizme boğulmuş filmlerden pek hazzetmiyorum. Sonuçta orada tasvir edilen ve sembollerle anlatılan mevzu yönetmenin kendi zevkine göre şekilleniyor, yönetmen ne anlatmak isterse o. Sizin bir şey anlayıp anlamamanız pek yönetmenin umurunda olmuyor. Konuya hakim değilseniz her bulduğunuz ufak ayrıntıdan sonra ‘‘gönderme vaaar!!’’ diye tepki vermek durumunda kalıyorsunuz. Samanlıkta iğne aramaya benziyor biraz.

Nitekim burada öyle olmamış. Başlarda nasıl bir anlatımı olduğunu çözememiştim ama ilk yarım saat içerisinde bir kırılma noktası yaşandı ve senaryodaki karakterlerin birer dini şahsiyet olduğunu fark ettim. Zaten IMDB’de cast’in rolleri de yazmıyormuş. Konuyu anladıktan sonra (biraz da dini bilgiye sahip olmak gerekiyor sanırım) birden filmden aldığım zevk iki katına çıktı. Eski Ahit, Hristiyanlık, Yahudilik falan birçok konuya girilmiş. Aronofsky’nin açık açık Tanrı’ya sitemi ve eleştirisidir bu film. Çok deneysel olduğu için yazık etmişler puanına, ben çok daha kötü bir şey beklerken çok daha iyisini buldum. Hakkında daha çok şey yazıp çizmek istiyorum ama birkaç defa daha izlemek gerekiyor galiba. Favori tek mekan filmlerimden biri oldu. 8/10 veririm.


(•) #627

mother! değil kamu spotu!


(Winston Smith) #628

Tanrı insan ilişkisini müthiş işlemiş 2017’in en iyi filmlerinden biriydi çok yazık oldu.


(Mert Özden) #629

1.sezonu bir oturuşta izledim. Abicim bu nasıl bir mükemmelliyettir? Orjinal serideki mizah aynen devam, kamera kullanımı, pratik efektler de aynen devam. Bruce Campbell abi her saniye döktürüyor. Sam Raimi ve onun fantezilerine bayılıyorum. Öyle bir dizi ki sezonun sonunda Ash karı kız için, Dünya’yı şeytana satıyor :smiley:

10/10


(Gambit) #630

K öldü mü ya :frowning:


(elif) #631

O kadar ağır yaralanınca öldüğünü düşünmüştüm ama replicant sonuçta ölmemiş de olabilir.


(İbrahim Kaya) #632

+1