En Son Ne İzlediniz/Oynadınız/Okudunuz? Yorumunuz&Naçizane Notunuz 🎬🎮🃏


(Doğan) #895

Isaac Asimov - Vakıf

Baştan belirtmek isterim ki kitabın konusu, beklentimin çok ama çok altında kaldı. Ben tamamiyle uzay ve bilim adına bir kitap beklentisindeyken, kitap bunların yerine bol bol hükûmet-devlet işleri, politika, darbe, devrim ve din vb ögeler içeriyordu. Sanırım bu kısma kadar olan yorumumu daha önce güvendiğim birinden okumuş-duymuş olsaydım, kitaba başlarken bir kaç defa daha düşünürdüm.

Gel gelelim ki Asimov bu harika eseri bana sevdirmeyi, hatta hayran bıraktırmayı başardı. Gerek yazarın kaleminin muazzamlığı, gerekse yer yer kendini belli eden çeviri eklentileri bu müthiş evreni daha iyi sindirebilmemi sağladı. Ayrıca beğenmediğim türleri içermesine rağmen, o türlere de yeni bir bakış açısı kazandırmış oldu kesinlikle. Bol bol diyalog içeren bölümlerin bir kelimesi dahi boşa sarfedilmiyor oluşu cidden muazzam bir yazım tekniği. Daha önce bu kadar diyalog içeren bir kitap okumadığıma eminim. Bölümler arası zaman atlamalarının doğrudan yazılmak yerine çözümünün size bırakılıyor oluşu ve kendi kendinize bulmaca misali diğer olay zincirlerini de çözmeye çalışmak kesinlikle çok keyifliydi.

Kitap ile ilgili beğenmediğim tek kısım ise, önce hikayeye çok farklı kısımlardan dahil olup sonradan ortadan kaybolup sözü dahi edilmeyen bazı karakterler. Onların da karşımıza diğer kitaplarda çıkacağını umuyor olsam da “Tamam da şimdi bu ne alaka?” dememize sebep oluyor bazı yaşananlar. Gerçi yine sonradan en gereksiz olayın dahi birbiriyle bağlantılı olduğunu farkediyorsunuz. Çünkü en başta dediğim gibi tek bir kelime dahi boşa değil. Kesinlikle bir yerlede bir karşılığını buluyor. Ama bu durum sadece, karakterlerin hangi kısımla bağlantısı olduğuna benim gibi kafa yoruyorsanız sıkıntı oluşturuyor. Akışına bırakırsanız cevabı elbet alacaksınızdır zaten.

Ziyadesiyle bana sürpriz yaşatan bu eseri çok beğendim. Bugünlerde ön siparişe açılmış olan ikinci kitabı da okumak için ve peşi sıra gelecek bir çok Asimov eseri için sabırsızlanıyorum.


(Muhsin Bayram) #896

Okuduktan sonra gidip izledim. Zaten çizgi romanın yazarı Joe Kelly yazmış filmi. Ben heyecanla bekliyorum. Çizgi romanın yarısı kadar dokunaklı olursa izleyenler salondan gözleri dolu ayrılır.


(Berk Kaynak) #897

İzledim: La Casa De Papel.

İzlerken çok keyif aldığım ve alt metninde güzel mesajlar barındıran bir diziydi. Karakterleri işleme ve onları sevdirme konusunda oldukça başarılı. Bir şekilde iyilerle değil de kötülerle empati kurabildiğimiz ve bağlandığımız dizileri çok seviyorum ve bu dizi bunu çok iyi yapıyor. Oldukça zekice tasarlanmış bir soygun dizisi olduğunu düşünsem de bazı saçmalıklar ve “tesadüfi” olaylar ara ara baymadı değil. Yine de karakterleri hatrına 8 puan çalışır.


(Umur) #898

Bunun cevabını buldum, yeni sezon çıkacakmış, final yapmamış dizi… O yüzdenmiş.


(Geek Velet) #899

Peki Gordon’a yakışır mı? :slightly_smiling_face:


(Fransuva'nın Ayranı) #900

Altered Carbon ilk bölüm izledim. Dizinin atmosferi çok iyi oturmuş.Karakterler hakkında çok bir şey bilmiyoruz ama merak ettiriyor. Ayrıca mekanlar da çok güzel olmuş


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #901

Bu Gordon değil, bu bu evrende James Gordon adında bir karakter.


(Kaan ) #902

Three Billboards Outside Ebbing, Missouri

Filmin abartıldığını, izleyince sıkılacağımı, herkesin gereksizce overratelediğini düşünüyordum, bunun için filmi izlemeyi sürekli erteledim. Keşke ertelemeseymişim, film gerçekten çok güzel. Oyunculuk aşmış, kurgu harika. Vermek istediği şeyi o kadar iyi bir şekilde veriyor ki, izlediğiniz her sahne sizi tatmin ediyor. Filmin tek eksik noktası müzikleriydi, müzikler daha iyi olsaydı 10/10’luk bir film olurdu. Ama 10/10’luk bir film olmasa bile en iyi kadın oyuncu (ne kadar Saorise Ronan’ın kazanmasını istesemde), en iyi yardımcı erkek oyuncu (Sam Rockwell) ve en iyi film Oscarlarını kazanır.

9/10


(Berkay Küçük) #903

Manchester By The Sea
Filmden beklentim ile bulduğum şey arasında büyük bir fark vardı ve bu beni çok memnun etti. Öncelikle filmi izlerken bir Hollywood filmi beklerken karşımda Avrupa sineması buldum. Filmi izlerken görüntü yönetmeninin yaptıklarına hayran kalmamak gerçekten elde değil. Yönetmen hiç bir abartı ışık ses kullanmadan vermek istediğini vermiş. Bu da filme akıcılık katmış. Casey Affleck kariyerinin en iyi performansını sergilemekle kalmamış kendi şovunu yapmış. Kısa sarı küt saç tarikatının kurucusu Michelle Williams la uyumları kusursuz. Özellikle filmin ortasında sizi tır çarpmışa çeviren yangın sahnesiyle bir anda bir gözyaşı düşüyor. Filmin sonuna da zemin hazırlayan bu sahne aslında. Karakterimizin kararını filmin sonunda anlamamızı sağlıyor. Aslında bir olay örgüsü sonunda verilen kararı değil. Verilen kararların yaşanmışlıkların nedenini anlatan bir film bu bize. Lucas Hedgesin de potansiyeli yüksek bir genç aktör olduğunu söyleyerek filme puanım: 8.5


(Süt Satan Kabadayı (İBO)) #904

Labirentin Son Filmi’ni izledim.
Asıl niyetim Ölümlü Dünya’ya gitmekti, ancak üşengeçliğimden “Birazdan çıkarım yaa…” dedim. Bilet kuyruğundayken kaçırdım ve o kadar bekleyişimin boşuna olmaması için en yakın vakitteki film olan bu filme bilet aldım.
Filmi IMAX’de, hiç de fena olmayan bir noktadan izledim. Başlarken; Önceki filmlerin kötülüğü ile bu filmin de kötü olacağını, tamamen bir ergen filmi olacağına kanaat getirmiştim.
Ancak filmin son çeyreğinde aslında o kadar da kötü olmadığını düşündüm. Evet, tabi ki de “güzel” bir film değil. “Tıransformırs” gibi: patlamalı çatlamalı, bilim kurgulu, zombili, aksyonlu, iğrenç bir aşk hikayeli.
Yani; Her kitleden insan ile birlikte gidebilirsiniz. Heh, 32₺’yi haketmiyor. Belki 17₺ civarları. (Sebebini IMAX’e veriyorum)
Alın mısırınızı gidin izleyin. (Ama biraz uzun) (Bazı yerlerde de CGI bozabiliyor) (Oyunculaklar: Zaten…) (Senaryo: Zaten…) (Diyaloglar: biraz düşük) (Görüntü yönetmenliği/sinematografi: Yaaniii işte…)


(Iron Man) #905

Legion 1.Sezon

Ilk çıktığı zaman birinci bölümü izleyip bırakmıştım. Hepsi bitsin sonra izlerim falan dedim. Baktım ikinci sezonu geliyor hemen aradan çıkardım. Yanı gerçekten mükemmel bir diziydi. Benim için süper kahraman dizilerinin zirvesi Daredevil’i geçti. Müzikler, karakter, konuyu işleyiş vs tamamen çok iyiydi. Lerry’i oynayan ablaya hayran kaldım. Dizide en sevdiğim karakter olabilir. David’in çatışmaları vs güzel verildi. Hele yedinci bölüm neydi öyle ya. Oliver ve müziğin girdiği kısımdan itibaren pür dikkat izledim ve Lerry geldiği zaman lütfen bozma diyordum. Izlenmeli, izlettirilmeli. Umarım ikinci sezonda bozmaz.


(imnotevensorry) #906

Ölümlü Dünya

Filmde kesinlikle eğlendim ama çok fazla eksik vardı filmde. Hatta yabancı bir film olsa büyük ihtimalle baya gömerdim bir çok sebepten. Fakat sevdiğim bir ekip olduğu için daha optimistik izledim.

Oyunculuklar ciddileşmeye çalışınca çok batıyordu. Özellikle Sarp Apak baya kötüydü. Olmamış bir hava hakimdi genelde. Feyyaz Yiğit ise tam tersi iyiydi.

Aksiyon sahneleri ise yer yer çok iyiydi. Ama artık çoğu film bu konuda artık belli bir düzeyde. Onun için bir artı olarak çok dikkate değer değil bence.

Senaryo ise ortalamanın üstü. Zaten Ali Atay’a en çok bu konuda güvenirim. Güzel kafalar yaşıyorlar. Bu film de o kafalarda genel olarak.

Limonata filmini izlemedim, o yüzden bu filmde Ali Atay’ın yönetmenliğini ilk defa gördüm. Geleceği var bence, özgün filmlere imza atacaktır. Fakat bir çok sahnede, özellikle geçişlerde tercih edilmiş olduğu belli olan eksiklikler/hatalar vardı. O konuda da kendini geliştirirse Türk sineması gerçekten iyi bir yönetmen daha kazanmış olur.

Filme Puanım 6,50


(Burak) #907

The Last Guardian oynadım

Çooook uzun bir süredir bekliyordum bu oyunu, beklemekten sıkılacak kadar uzunca bir vakit hem de. Yaklaşık 10 yıl önce ilk kez duyurulduğundan beri. Tasarımcısı Fumito Ueda’nın Shadow of the Colossus’da yaptıklarını bildiğimden bu oyun için yıllanmış bir beklenti oluştu içimde haliyle. Bu sebepten ilk inceleme notlarını görünce kafama balyoz yemiş gibi oldum, 10 yıl emek verilmiş bir oyun için beklediğim yorumları görememek beni ziyadesiyle üzdü ve oyundan soğuttu. Baktım eleştirilerin ardı arkası kesilmiyor, sonunda eee yeter ulan dedim, aldım ve oynadım.

Buna bir oyun denemez bence bu bir masal. Karakterlerimiz ‘‘The Boy’’ ve '‘Trico’'nun yaklaşık 12 saatlik oyun süresi boyunca, bilinmeyen diyarlara yaptıkları yolculuklarında gelişen dostluğuna ilk elden şahit olduğumuz türden bir masal. Tabii çetrefilli bir yolculuk olacağının sinyallerini oyunun en başında alıyorsunuz. Sahipsiz bir sokak köpeğinin, sevmek için elini uzatan insana soğuk davranması gibi Trico da çocuğa karşı soğuk davranıyor. O saniye durup, ‘‘bir dakika lan n’oluyor’’ diyorsunuz. Ve Trico’ya gerçek bir çocuk gibi yaklaştığınızda size karşı ılımlı davranmaya başlıyor. Oyunun geneline hakim temanın ‘‘çocuk gibi düşünmek’’ olduğunu söyleyebilirim. Ama bu demek değil ki bu bir çocuk oyunu, aksine bir çocuğun hayal gücüne sahip olmanız gerekiyor. Ve şunu da söylemeden edemeyeceğim, eğer hayvanları sevmiyorsanız, daha önce bir hayvan beslememişseniz, bu oyunda sizlik bir şey yok. Full aksiyon, patlama çatlama, vesaire arayanlar da uzak dursun. Bu aksiyondan ziyade, ağırlıklı olarak bir macera oyunu.

Ben hayatımda hiçbir oyun karakteriyle bu kadar samimi bir bağ kurmadım, ve hayatımda bu kadar müthiş bir yapay zeka (Trico) da görmedim. Korkutucu derecede iyiydi, karşımda komutlarımı dinleyen gerçek bir hayvan varmış gibi hissettim çoğu zaman. O kadar güzel sahneler vardı ki durdurup SS almaktan oyunu oynayamadığım zamanlar oldu, bu kadar göze hitap eden bir oyun görmedim ben. Sanat yönetmenliğini ve tasarımını (mekanlar, karakterler vs.) da ayrıca tebrik etmek lazım. Müzikleri de bir masala yakışacak türdendi.

Oyunun negatif yönleri de var tabii, o kadar övdük biraz da gömelim kdskjdksj. Yöneltilen eleştiriler abartılı olsa da bazı noktalarda hak veriyorsunuz. Mesela kontrolleri aşırı sıkıntılı, aslında sıkıntılı demeyelim de daha çok tuhaf gibi. Oyunun en başında alışamadıysanız oyunun sonuna kadar öyle gidiyor maalesef. Akıcılık isteyen konsol oyuncularını bir miktar üzebilir. Oyunun framerate’i de zaman zaman düşebiliyor, acaba PS Pro için mi yapılmış diye sormadan edemedim. Ama bütün eksiklerine ve hatalarına rağmen hikayesinin müthişliği bu negatif taraflarını örtüyor, bundan emin olabilirsiniz. Oyunun geneline bir melankoli havası hakim ama, son yarım saati bana o kadar enteresan şeyler hissettirdi ki, hayatımda ilk defa bir oyunun sonunda bu kadar üzüldüm. Üzüntüme şaşırınca bu oyunu oynamış diğer youtuberların oyun sonunda ne durumda olduklarına baktım, PewDiePie dahil herkes ağlamış. Oyun tarihinin en üzücü sonlarından birine sahip. Spoiler vermek istemiyorum gidin oynayın abicim. Burada 10 yıllık bir emek var, bu çok net yani. İleride çocuğuma bile oynatmayı planlıyorum. 9/10


(Oneironaut) #908

WARLOCK CHRONICLES #5 - 10/10

Mükemmel ötesi bir sayı. Her bir panel harika, çok harika. Sayı, tek başına, ilk 5’ime rahatlıkla girer, ilk 3’ü zorlar.
Zihnine sağlık Jim Starlin.
Ellerinden öperim Kris Renkewitz.


(Son akşam yemeğinde ki garson. ) #909

Altered Carbon
Yiğitcan gitti adamlarla röportaj yaptı. İzlemesem ayıp olurdu. Üç güne yayarak bitirdim diziyi.
Genel olarak dizinin göze batan çok kötü bir yanı yok ama konusuyla ilgilenmeyen insanı kendine çekecek iyi bir yanıda yok. Ortalama bir dizi yani.
Dizinin yaratmış olduğu şehir atmosferini ben çok sevdim. Blade Runner’ dan esinlenmesi filmi izleyenler için bir artı oluşturuyordur bence. (Ben Blade Runner’ ı izlemedim. İkisinide.) Dizinin yaratmış olduğu bu atmosfer bana ise bir Doctor Who bölümünü anımsattı. Köşedeki herhangi bir dükkandan Wilfred’ ın çıkmasını düşünmedim dersem sizlere yalan söylemiş olurum. Aksiyonu yerinde. Oyunculuklar ortalama ama benim en sevdiğim Poe karakteriydi. (Oynayan adam kim bilmiyorum.) Tabiki Edgar Allan Poe göndermesi içermesinin çok büyük bir payı var.
Gelelim beğenmediğim kusurlu taraflara. Öncelikle, galiba artık affedesiniz kıçı başı açık kadın veya dal taşak erkek göstermeden dizi çekilemiyor. Ben artık yeter diyorum. Şimdi spoiler, Bu kortikal diskleri (hani şu enselerinde olan bellekleri) elçilerin lideri olan siyahi karakterin icad etmesini ben yemedim, yiyemedim. Kadına sisteme isyan etme sebebi olarak böyle bir neden verilmesi bana zorlama geldi. Kovach’ ın kardeşinin bütün sahneleri bana gereksiz ve çiğ geldi. Rei’ nin Tak’ a duyduğu sevgi, kardeşliğin ötesinde bir şey gibi geldi bana ayrıca. Sonunda Bancroft’ un intihar etmesi bende boş bir surat ifadesi yarattı. Miriam’ ın da kocasına neden böyle bir kumpas kurarak ihanet etmesinin nedenini açıklasalardı puanım biraz daha yüksek olurdu. Çünkü o kısım havada kaldı.
Sonuç olarak benim puanım 7/10. Yiğitcan’ ın hatırına izleyin ama beklentiniz ortalama seviyede olursa keyif alırsınız. İkinci sezon gelirse de bir göz gezdiririm.


(sergen) #910

Cyberbully

Eh işte, kamu spotu tadında bir film olmuş. Yalnız izleyin izlettirin, çünkü önemli bir kamu spotu.


(Geek Velet) #911

Maisie Williams’lı olan çok güzel bir 1 saat sunuyordu bence. 7.5/10


(fza) #912

(Geek Velet) #913


(fza) #914

Kızı o kadar sevmiyorum ki, onun başrolde olduğu bir filmden zevk almam çok zor.