En Son Ne İzlediniz/Oynadınız/Okudunuz? Yorumunuz&Naçizane Notunuz 🎬🎮🃏


(Gizem) #1019

Evet spoiler :confused: aynısını görmüştüm. Çıkarımlarım doğru çıktı


(fza) #1020

O zaman zaten bayıldığım CS’ye karşı sempatimin iyice artmasına sebep olan(!) bu saçma sapan hareketi sebebiyle teşekkürlerimi sunuyorum. Spoiler vermek, geekçe anneye sövmek gibi bir şey benim gözümde. Nefret ediyorum.


(Cem Ekiz) #1021

Uzun zaman sonra Amerikan çizgi roman ekolüne geri döndüm Superman Rebirth ve Yarının Adamları sayesinde. Okurken bir kere daha neden Superman’in en sevdiğim kahraman olduğunu ve neden DC’nin Marvel’dan katbekat iyi olduğunu (tabi bu kişisel düşüncem, lince uğramak istemiyorum şu anda :stuck_out_tongue:) anladım. Özellikle Yarının Adamları’nı kesinlikle tavsiye ederim.

Bir diğer yandan Superman’in o sevdiğim, hastası olduğum klasik haline de dönmesi beni çok mutlu etti (Doomed ve New 52 serilerinden baya nefret eden biriyim itiraf etmek gerekirse. Hadi New 52 neyse okunuyordu da Doomed neydi lan harbi?). Her neyse; bu Rebirth işi en çok benim gibi saçma sapan şeylerden sonra seriye küsenleri, çocukluğundan beri takip ettiği Superman’in öldürülüşünü gördükten sonra hayata küsenleri sevindirmiştir sanıyorum.


(Iron Man) #1022

Vanilla Sky

Kesinlikle Underrated bir filmmiş. Filmin konusunu vs bilmediğim için aldığım zevk 10 kat arttı diyebilirim. Çoğu sahnede " ne oluyor, bu neydi, karakter delirdi mi " gibi tepkiler verdim. Sonu ise gayet tatmin ediciydi.

Penelope Cruz muhtesem bir kadın.
Cameron Diaz’a küfür edeceğim aklıma gelmezdi.
Tom Cruise sadece aksiyon filmi oyuncusu olmadığını gösteriyor fazlasıyla.


(''İşleri bittiğinde seni cüzzamlı gibi dışlarlar.'') #1023

The Descent
Muhit’ ten gelen bir tavsiye üzerine izledim filmi.
Bir grup dağcı kız, girdikleri bir mağarada, mağaraya girdikleri tünelin çökmesi yüzünden alternatif bir çıkış yolu ararlar. Klostrofobik bir film.
Oyunculuklar ortalama bir seviyede.
Filmin korkutma seviyesine gelirsem, eğer bu bir korku filminin iyi ya da kötü olması konusunda size bir fikir verecek ise ben bu filmi izlerken korkmadım.

Film Sarah’ ın hastahanede uyanması ile başlıyor. Yani en azından öyle görüyoruz çünkü Sarah’ a bağlı olan kalp cihazından Sarah’ ın ölmüş olduğunu anlıyoruz. Bu demek oluyor ki filmde gerçekleşen olaylar hiç yaşanmadı, Sarah’ ın ailesiyle birlikte yaşadığı trafik kazası hariç.
Kazadan bir yıl sonra, arkadaşları Sarah’ ı yanlarına alırlar ve bir mağara macerasına atılırlar. Ve tabiki bu mağara normal değil. Mağaranın asıl sakinleri ekolokasyon kullanan evrimleşmiş ve etçil canlılar.
Bütün ekip son iki kişi kalana kadar ölüyor. Sarah ve June.
June’ un bencil bir yapısı var. Yaratıklarla ilk karşılaştığımızda, June o adrenalinle ekipten birini yanlışlıkla boğazından derin bir şekilde yaralıyor ve kızı orada bırakıp kaçıyor. Daha sonra Sarah, boğazından yaralanan kızla karşılaşıyor ve kız Sarah’ a June’ a güvenemeyeceğini ve de kendi çıkış yolunu kendi bulmasını söylüyor. Sonra Sarah kızı öldürüyor.
Son sahnelere doğru June ile Sarah karşılaşıyor ve Sarah June’ un bacağına çekici saplayıp ölen arkadaşının intikamını alıyor.
Sarah yüksek bir yerden düşüyor ve bayılıyor.
Uyandığında çıkış yolunu bulmuş ve arabasına binip oradan ayrılmışken bunun da bir hayal olduğunu anlıyoruz ve film bitiyor.

Şu sıralar korkacak filmler aradığım için bu film beni tatmin etmedi. Benim puanım 5/10


([Godwoken]) #1024

+1👍

Yeniden izlenmesi gerekenler listeme ekledim.


([Godwoken]) #1025

Umursamaz tavrı zaman zaman can sıkıyor. Severek izlerken bir anda küfrettirecek seviyeye getiriyor. Bende bol bol ediyorum.


(Salih Alp Gökçek ) #1026

Tom Cruise çok kaliteli bir aktör ama son dönem işlerinden dolayı bu yönü hafif unutuldu gibi. Eyes Wide Shut, Magnolia ve Born on the Fourth of July gibi filmlerde de çok iyiydi. Şu ana kadar Oscar’a aday olduğu tüm filmlerde Altın Küre’yi aldı da, biraz da içinde bulunduğu tarikat durumları bazı şeyleri etkiliyor sanırım, zaten Oscar da bir ölçüt değil.


(Gizem) #1027

phantom thread
Filmin atmosferini,sahnelerin müzikle uyumunu sevdim. Özellikle de kıyafetlere bayıldım
Filmin sonunda ilişkinin saplantılı ya da hastalıklı bir hale gelmesi ve adamın bunu kabullenmesi beni çok şaşırttı. Hiç beklemiyordum bunu 8/10


(imnotevensorry) #1028

I, TONYA

Son zamanlarda sinemada en zevk alarak izlediğim film oldu. Kara komedi olduğunu bilmediğim için filmi izlerken kendi adıma büyük bir sürprizle karşılaştım. Baya kahkaha attığım sahne vardı. Arifv216’dan fazla güldüm yani :smiley:

Hikayesi ilgi çekici ve farklıydı gerçekten. Triple axel hareketini bilmeme rağmen zorluğunu izlerken hissettim. Fakat film yeterince yükselmedi o açıdan bence. Eksik değildi fakat filme giderken o açıdan bir beklentim vardı. Film fazla gerçekti. Gerçek hikaye olduğunu biliyorum ama hayat bile bazen o kadar gerçek değil.

Margot Robbie mükemmel oynamış bence. Sadece fiziğiyle oynadığını söyleyenlere karşı senelerdir savunuyordum ve bu performansıyla iyice emin oldum iyi bir oyuncu olduğundan. Oscar rakibini izlemedim ama alırsa benim için kesinlikle hak edilmiş bir Oscar alır. Ama bu sene vermeyip bu tarz filmlere zorlarlarsa da Margot’u hayır demem:)

Komedi kısmını özellikle Tonya’nın annesi ve koruması üstleniyordu. Özellikle koruması baya kahkaha sebebiydi :smiley: Hala aklıma geldikçe gülüyorum.

Filme puanım fazla yükselmemesinden ötürü biraz kısık; 8/10


((Aslında Değil)) #1029


Henüz ana hikayeyi bile bitirmedim ancak oyun muazzam görünüyor. Elder Scrolls serisinden bir oyun gibi görünüyor ama mapteki level planlaması aşırı hoşuma gitti, mapin büyüklüğü ve tarihi açıdan doğruluğu da ayrı bir güzel olmuş. Hikaye zaten güzel.


(elif) #1030

Geçen hafta çamur görüntü kalitesiyle izledim. Filmin görüntü yönetmenliği dikkatimi çekmişti, IMDb’de dolaşırken görüntü yönetmeninin de Paul Thomas Anderson olduğunu öğrenmem hoş bir sürpriz oldu. Okuduğum birkaç eleştiride müzik kullanımı beğenilmemişti ama bazı sahnelerde aşırı olan müzikler bence filmle çok güzel bir uyum yakalamış. Senaryo beklediğimden farklıydı ve final sahnesini çok beğendim. Oyunculuklar hakkında konuşmak gerekirse, ilk olarak Vicky Krieps’e değinmek istiyorum. Vicky Krieps’in Daniel Day-Lewis’in yanında sönük kalacağını düşünüyordum ama öyle olmadı. İkili arasındaki uyum çok güzeldi. Lesley Manville’i de gayet beğendim. Ve Daniel Day-Lewis, kariyerinin son performansında her zamanki gibi çok çok iyiydi. Bu sene Oscar’ı Gary Oldman’in alacağını düşünsem de kalbim Daniel Day-Lewis’ten yana. Kısacası aldığı tüm adaylıkları hak eden bir film olmuş. 10/10 :mushroom:

Olacağını düşünmüyorum ama umarım Paul Thomas Anderson’a hak ettiği Oscar’ı verirler.


(Muhsin Bayram) #1031

Başrolde Sally Hawkins var. 10/10

Şaka bir yana, herhangi bir hikaye anlatmadan mutluluk fikrini ve kişisel mutluluğun sınırlarını sorgulayan hoş bir film. Gecenin bir vakti, hafif bir uyku bastırmışken izlemiştim, buna rağmen 2 saat sıkılmadan izledim.


(Muhsin Bayram) #1032

!f’e gidemediğim için I Kill Giants’ı izlememe en azından 3-4 ay var. Ben de ona çok benzediği söylenilen A Monster Calls’u izledim zaman geçirmek için. Filmin iyi veya kötü olmasından öte I Kill Giants’tan ne kadar şey apardığı dikkatimi çekti. Her iki hikayenin üçüncü perdesinde çok kilit bir cümle var. A Monster Calls gidip bu cümleyi neredeyse birebir aşırmış, üstelik hikaye anlatımı konusunda neredeyse aynı yerde. Konsept desen zaten aynı. “Benziyor” lafı hafif kalmış yani. Kitabın yazarı çok ufak bir detayı değiştirip aynı hikayeyi bir daha anlatmış.

Neyse, I Kill Giants çizgi romanının A Monster Calls romanı ve filminden yıllar önce çıktığını hatırlatayım da, sonra biri IKG için “A Monster Calls çakması” derse cıngar çıkartırım.


(Kerem) #1033

I Kill Giants’a gittik biz, kötüydü. Bu kadar hype yapmamanı öneririm


(Muhsin Bayram) #1034

Beklenti seviyem çok yüksek değil. Çizgi romanın hissettirdiklerini tekrarlasın yeter.

Ayrıca Hollywood Reporter ve The Verge gibi sitelerde olumlu incelemeler okudum so ¯_(ツ)_/¯


(K) #1035

I Kill Giants’ı @Geek_Boy , @EnkiTheFailBoy ve @Ubermensch ile izleme fırsatım oldu. Film boyunca bu filmi daha önce izlediğimi ve “A Monster Calls” filminin bu filmle aynı konulara değinip bundan daha iyi işlediğini belirttim. Dediğim gibi pek bir numarası yoktu filmin bana göre, A Monster Calls’ı bunun yerine izleyebilirsiniz aynı konuyu çok daha iyi ele alıyor zannımca.


(I sexually Identify as an Attack Helicopter. Ever since I was a boy I dreamed of soaring over the oilfields dropping hot sticky loads on disgusting foreigners. People say to me that a person being a helicopter is Impossible and I’m fucking retarded.) #1036

’ \ ’ bunu düşürdün.


(Tsuchigumo) #1037

Çizgiroman iyi miydi filan hiçbir fikrim yok, okumadım, ama filmden aldığım şey direk birileri Bridge To Terabithia izlemiş de “ay ben de yazsam keşke böyle bişey” kafalarına girmiş sonra yazamamış olmasıydı. Bütün filmi ulan ne kötü yazılmış filan diye izledikten sonra sonunda gözüme sokarcasına SCREENPLAY BY JOE KELLY yazısı çıkınca beynim patladı zaten, hani screenplayi çizgi romanı yazanın yazmış olmasını geçtim, çizgi romanı Joe Kelly’nin yazmış olduğunu bile o an öğrendim ve resmen üzüldüm Kelly’ye, sen bu hallere düşcek adam mıydın be dedim. Çünkü hani ya kendi işini kötü uyarladı, ya da yönetmenin çok etkisi oldu screenplayi sonradan değiştirdi yönetmen filan. Çizgi romanın da film gibi aşırı kötü olmasına, veya işte o “Terabithia’dan çaldık direk” diye bağıran, ama o filmde muhteşem bi şekilde anlam kazanırken, bu filmin contextinde anlamı sıfır olan sahnelerin çizgi romanda da olmasına filan ihtimal vermiyorum şuan. Çünkü hani yönetmen yüzünden Joe Kelly işinin çöpe gitmesi ayrı bişey, 2017-18 Kelly’sinin kötü iş çıkarması batırması ayrı şey, 2008-9 Kelly’sinin bu kadar kötü bişey yazması tamamen apayrı bir şey. Çizgi roman güzeldi sevdim diyorsan, filmi izleme bence, çünkü bu filmin iyi olduğunu düşünmesi filan kimsenin mümkün değil ya.


(butfinnaswell) #1038

Youtube’da Bobin Kafa kanalında bu filmin incelemesini izleyince “Ben başka film mi izledim?” olmuştum. Zamanın olduğunda bir bak bence. :grinning: