En Son Ne İzlediniz/Oynadınız/Okudunuz? Yorumunuz&Naçizane Notunuz 🎬🎮🃏


(Boş İnsan) #1122

Shadow Tactic: Blades of the Shougun. Son bir kaç gündür sosyal hayatımı ve uykumu verdiğim oyun. Oyunu sağda solda övebileceğim her yerde övdüm ya bir de burada öveyim. Eski Japonya’da bir Shougun’a başkaldıran Kage isimli bir düşmanla savaşmak için, 5 tane birbirinden harika ve birbirinden farklı özellikleri olan suikastçiyi yönlendiriyoruz. Gerçek zamanlı strateji olan oyunda 5 karakterimize de emir verip aynı anda harekete geçmesini sağlayan Shadow Mode özelliği de oyuna apayrı bir güzellik katıyor. Ben Stealth oyunları çok severim, hatta aşığıyımdır. Bu oyun da stealth’in hası. En ufak bir ayak izi, düşman cesedi, ufak bir ses dahi alarmın çalmasına ve oyunu kaydettiğiniz yerden yeniden başlamanıza sebep oluyor. Valla ne diyeyim muhteşem hikaye, muhteşem oynanış, muhteşem karakterler, Japonca seslendirme ile 40 saatimi verdim gitti bir anda. Mugen’in ölümü ise beni öküz gibi sarstı ve bir kaç gün depresif gezdim. Hatta muhitte intihar anketi falan açtım. Şu anki fiyatı biraz pahalı, ama indirime girince mutlaka alın oynayın bu güzelliği. Puanım 9/10.


Video Oyun Kafesi :video_game:
(Umut) #1123

Cloverfield (2008)

cloverfield

Cloverfield filmini zamanında görmüştüm fakat izlememiştim. Daha sonra devam filminin fragmanını gördüm ve ilgimi çekti ama ilk filmi izlemediğimden dolayı bugüne kadar sarktı. İlk filmi de sonunda izledim ve açıkçası, çok beğendim.

İlk değinmek istediğim nokta, çekim tarzı. Bilmiyorsanız eğer, filmin tamamı ana karakterlerden birinin el kamerası ile çekilmiş. Bu da bu filme harika bir hikaye anlatımı kazandırıyor. Her şeyi karakterler ile eş zamanlı yaşıyoruz, olayı onların bildiği kadar biliyoruz.

Hikayenin benim için en başarılı olduğu kısmı, canavar ile savaşmayı değil, canavardan kaçmayı işlemesi. Odak noktası bir kaç askerin büyük bir canavara sıkması değil, olay hakkında hiçbir fikri olmayan bir kaç sivil. Onların yaşadığı gerilim de çok iyi veriliyor.

Karakterlerin özelliklerini filmin başındaki bir kaç sahne ile izleyiciye çok güzel tanıtılıyor. Bu da benim karakterlere hızlı bir şekilde bağlanmamı sağladı.

Çıkalı 10 yıl geçmesine ve bütçesinin düşük olmasına rağmen gayet başarılı CGI’a sahip. Canavarın tasarımı başarılı. Keza sesler de öyle.

Filmde tonla gizli detay bulunmakta. Bunu öğrendiğimde wiki sayfasına girip yakalayamadığım şeyleri okumak çok keyifliydi.

Devam filmini de yakında izleyeceğim.

8/10


(fza) #1124

Özellikle sonlarında gerilim hissi iyice tavan yapıyor.


(Burak) #1125

Bunlardan birini mi kastettin bilmiyorum ama; 10 Cloverfield Lane (her ne kadar hoşuma gitse de) devam filmi değil bence, daha çok spin-off gibi bir şey. The Cloverfield Paradox’u da yaşanmamış olarak kabul ettiğimiz için teknik olarak devam filmi yok diyebiliriz, en azından Overlord çıkana kadar.


(K) #1126

JJ’in kendi sözleriyle bu seri Twilight Zone tarzı antoloji formatıyla devam ediyor, ilk filme doğrudan devam hiç gelmeyecek demektir bu. Devam filmi demek abes kaçmaz bu yüzden, zaten hepsi birbirine öyle veya böyle bağlı.


(Burak) #1127

Vay vay vay bunu bilmiyordum, kaç zamandır devam filmini bekliyorum ben de enayi gibi. Antoloji tercihi evrene farklı perspektifler kazandırması açısından doğru gibi gözüküyor ama, onun için biraz da vizyoner (Matt Reeves gibi) insanlarla çalışılması gerekiyor sanki. Riskli bir tercih olmuş, Overlord da Cloverfield Paradox gibi çıkarsa (umarım böyle bir şey olmaz) evrenin ömrü daha da kısalabilir.


(K) #1128

Distopik bir Los Angeles’a, Replicant Avlamak üzere ceketimi kapıp yola çıkıyorum.

(SPOILER)

Blade Runner:

Summary

Düşünün dünyaya sadece tek bir neden için gelmişsiniz, hizmet etmek. Ridley Scott’un 2019 Cyberpunk Los Angeles’ında geçen film biraz da soruyu izleyenlere yöneltiyor, sahiden androidler rüya görür mü? Veya en ufak acıyı, duyguyu, kaybı hissederler mi? En önemlisi ise köle olarak başlayan bu ürünlerin kendi bilinçlerini kazanıp belki bir gün bu kölelik statüsünden çıkabilme olanağı.

Herkes sonsuz yaşam ister, filmin ana karakterinin Dekard değil de Roy olduğunu düşünüyorum şahsen. Roy’un hikayesine doğrudan linear bir bakış değil de diğer hikayelerle katkıda bulunulmuş gibi geliyor ki böylesi daha güzel. Kötü olarak baktığın kimselerin aslında özünde en normal insan hakları ve türleri için insan gibi davranılmasını istemeleri baya güçlü bir motivasyon. Tekrar filmin sonunda, aslında film boyunca kötü olan birisini mi izledim? Sorusunu aklına takıyor ve filmin bu moralite olayını izleyene yansıtabilmesi olağan üstü bir şey.

Öten yandan bu dünyada yerini bulamamış ve bu yüzden bunalmış bir Dekard karakteri var, onun için de çıkış yolu, aslında her zaman aradığı bahane Reachel ile geliyor. Tanıştıkları andan itibaren çıkış yolunun o olduğunu anlıyor ve hikaye bu düzlemde devam ediyor.

Filmin odak noktası gözler, bir kişinin replicant olup olmadığını kolayca çözebiliyorsunuz bu yolla, göz faktörü çoğu yerde karşımıza çıkıyor filmde. Şaşalı girişler olsun, Reachel’ın gölgelerde parlayan gözleri olsun veya tartışmalı bir şekilde Dekard’ın çoğu sahnede farklılaşan gözleri olsun.

Peki bana göre Dekard bir replicant mı?

Yüksek ihitimalle evet, rüyasında gördüğü tek boynuzlu atın sonda origami şeklinde karşısına çıkması, olayı anlar bir şekilde bakıp kafa sallaması şüphelerimi güçlendirdi diyelim. Peki farkeder mi? Pek değil.

İlk bölümü Roy’un o muazzam sözleri ile bitirmek istiyorum,

image

8/10

Blade Runner 2049:

Summary

Tam 30 yıl geçtikten sonra evrene geri dönüyoruz, çoğu şey değişmiş, insanlar biraz daha katı hale gelmiş geçmiş tecrübelerden, herkes önyargılı. Bu sefer daha farklı bir şey ile karşı karşıya kalıyoruz, bahsettiğim şey Roger Deakins’in efsane sinematografisi veya kulağımıza tanıdık gelen o cyberpunk score değil. Film baştan, teorilere yer bile vermeden ana karakter K’in ne olduğunu açıklıyor bize, Kendisi bir Replicant ve türünü avlıyor.

Bu önemli bir faktör zira K, film boyunca çoğu kişiye hissiz hatta duygusuz bile gelse asıl çatışmayı kendi içinde yaşıyor. Hayatı boyunca emirlere itaat eden uslu bir memurken bir anda dünyada daha özel bir yeri olduğuna inanmaya başlıyor.

Umut her şeyi rayından çıkarın şeydir, daha büyük bir amaca hizmet eden umut özellikle. Filmin çoğu yerde kullandığı “Everyday Joe” tabirinin dışına çıkmak isteyen ve içten içe buna inanan, sırf hizmet etmek için bu dünyada olmadığını anlayan bir Replicant’ın hikayesine göz gezdiriyoruz.

K, her zaman insan olmak istemiş fakat hiçbir zaman otoriteye karşı çıkmak için bir sebep bulamayan birisi filmde. Hatırladığı otantik anıların gerçek olabilme potansiyeli, onu gerçekten bir fabrikanın değil de kanlı canlı birisinin doğurduğu olasılığı tüm duvarları yıkmasını ve gerçeği saklandığı kuyudan çıkartmasını sağlıyor.

Özünde 2049 daha çok bir karakter hikayesi, bir kişinin koca bir dünyayı nasıl değiştirebileceğine şahit oluyoruz. Başlıyor ve bitiyor, yenilik katmaya değil de hikayeyi geliştirmeye evreni zenginleştirmeye çalışıyor, başarıyorda.

Filmin kopma anı ve beni en çok etkileyen sahne ise, Neon ışıklar altında sevdiği kadının veya hologramın ona bakıp “everyday joe” imasında bulunduğu ve K’in gerçekliği kavrama sahnesi. Çok çok ağır, tüm varoluş umudu, tüm hayalleri, uğruna riske attığını onca şey o an, o saniye yok oluyor. Perde kalkıyor ve K anlıyor, o da diğer her şey gibi sadece Yağmurda kaybolan bir gözyaşı.

8/10


(Gizem) #1129

Greatest Showman
İzlemek için uzun süredir bekliyordum. İzlerken epey bir keyif aldım. Şarkılar ve danslar çok güzeldi. Tabi filmin eksiklikleri de yok değil. Senaryo tahmin edilebilir. karakterden sürekli dolandırıcı, yalan satıcısı diye bahsetmeleri ve nedense bunları pek göremememiz, karakterin filmin sonuna doğru yaptığı hataları farketmesi,kendini toparlaması fazlaca aceleye gelmiş ve inandırıcı olmamış bence
Her şeye rağmen izleyin tavsiye ederim.
7.2/10


(not stronger than fiction) #1130

mangası / animesi / filmi var mıydı?


(Boş İnsan) #1131

İnan bilmiyorum. Sadece oyunundan haberim var.


(Kürşad (Chieh-she-shuai) Şahin) #1132

Ailecek Şaşkınız izledim.
Abi yok, Selçuk Aydemir bitmiş. Belki bu sefer diye diye bu kaçıncı dandik film. Mizah anlayışını sevdiğim yazar/yönetmenlerden kendisi ama düştükçe düşüyor. Işler Güçler, Kardeş Payı nerde bunlar nerde.


(Ece Yıldırım) #1133

En son Barış Müstecaplıoğlu’nun Perg Efsaneleri serisinin ilk kitabı olan Korkak ve Canavar’ı okudum. Akıcı ve merak uyandırıcı bir kitaptı,hızlıca bitti. Kitap oldukça yaratıcıydı,Türkiye’de fantastik kurgunun da ilk kitabıymış. Serinin kalan 3 kitabını da okumaya can atıyorum. Bakalım olaylar nasıl gelişecek.


(Kürşad (Chieh-she-shuai) Şahin) #1134

Prisoners izledim.
Böyle filmler yapmayın yahu. Film çok iyiydi ama hiç çok iyi film izlemiş hazzı yaşayamıyorum. Neyse, iyi film.


(Mert Özden) #1135

Beğendin mi yani? :smiley:


(K) #1136

Anladığım durumsa şu kadarını söyleyebilirim, filmi ikinci kez oda arkadaşlarımla birlikte izledik ve film bittikten hemen sonra ekrana kitlenip kaldık. Ben izlememe rağmen bu filmin kütlesini atamadım, sigara yakan oldu, hava almaya çıkan oldu, dediğim gibi doğru anladıysam, az çok empati kurabiliyorum.


(Kürşad (Chieh-she-shuai) Şahin) #1137

Beğendim tabi de, ağır bir filmdi (sonu özellikle). Üstüme ağırlık çöktü sonunda.
@Deniz-Ren doğru anlamışsın.


(K) #1138

Eyvallah.


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #1139

La French

Güzel filmdi, etkileyiciydi, müziklerin kullanılması, oyunculuklar, kamera açıları, renkler filan genel olarak çok iyiydi. Ama bazı yerlerde sahne geçişlerini sevmedim, çok ani oldu bazen.

Bazı klişe diyaloglar vs. de vardı ama genel olarak güzel filmdi.
8/10


(Kürşad (Chieh-she-shuai) Şahin) #1140

Stronghold Crusader oynamaya devam ediyorum.

Bu oyunun tatlı zorluğu artık darmalaya başladı, ama işin içinden çıktığında da aşırı keyifli oluyor. Resmen hayat zorluğu similasyonu, ya fasfakir bırakıp elindekiyle doğru stratejiye zorluyor, yada bolluk verip kapı gibi düşman yığıyor önüne. Şuan imparatorluk kurma oyununda elma satarak ayakta kalmaya çalışıyorum, çok zor durumdayım. Ama neyse, bunu da geçeriz evelallah.


(fza) #1141

İşler Güçler 1. Bölüm

Ahmet Kural-Murat Cemcir ikilisinin filmlerinden kamera arkası görüntüleri izlerken aklıma geldi ve başladım. Farklı bir dizi olduğunu herkes biliyordur zaten, ilk bölümün amatörlüğü/çiğliği var biraz ama ilerleyen bölümlerde kendini bayağı aştığına daha önceden denk gelmiştim. Bir de konusu, direkt, içinde bulunmak istediğim sektörle ve sektöre dair acı/tatlı gerçeklerle, göndermelerle vs dolu olduğu için mizahının yanında konusal olarak da ilgiyle izlemeye devam edeceğim sanırım.