En Son Ne İzlediniz/Oynadınız/Okudunuz? Yorumunuz&Naçizane Notunuz 🎬🎮🃏


(Umur) #1545

End of the F***ing World

Dizi on yedi yaşındaki James’in bizlere net bir şekilde “Bir Psikopat” olduğunu söylemesiyle başlıyor. Evet. Söylediklerine neden inandığıyla ilgili de güçlü sebeplere sahip bir çocuk James. James henüz altı yaşındayken annesi James’in önünde intihar ediyor, James’in hala kendisini suçladığı dizide bu konu hakkında en çok belli edilen şeylerden birisi. Devamında sorunlarından kaçmaya çalışan ancak başaramayan babasıyla avcılık yaptığını, hayvan öldürdüğünü vs. öğreniyoruz. Komşusunun kedisiyle başlamış bu işleri yapmaya da, duygu gösteremeyen, göstermeyi bilmeyen birisi. Büyük olasılıkla da aseksüel. Kafasına koyduğu tek şey ise, bir insan öldürmek.

İkinci karakterimiz, on yedi yaşındaki Alyssa ise gerçek anlamıyla bir sosyopat ve hayatı boyunca asla doğru düzgün bir uyum sağlayamayan bir kız. İnsanlardan bir şeyler istemeyi uzun zaman önce bırakmış, anlayabiliyorsunuz bu kısmı. Birisi onun istediği şeyi, onun istediği şekilde yapmadığı zaman sinirlenen birisi, bu şey ne olursa olsun vereceği tepki geneliikle tahmin edilebilir bir sinir olsa da sinirin boyutu sürekli değişmekte. Tepki göstermesi gereken ancak kendi kontrolünde olmayan olaylara ise tepkisiz kalan birisi, umursamıyormuş gibi davranıyor. Soğukkanlı olmaya çalışsa da aslında tam tersi, aşırı heyecan yapabiliyor çoğu şeye de çok çabuk bağlanabiliyor. Onun kafasına koyduğu tek şey ise, sevebileceği birisini bulmak. Birisiyle anlaşmak, uyum sağlamak. Bu yüzden de senelerdir görmediği babası gözlerinde bir mesih.

İki karakter de muazzam yazılmış, ikisi de kendileri hakkında düşündüğü çoğu şeyde hatalı olan aşırı fazla hata yapmış birer genç. Peki, madem hatalılar, kim o zaman bu çocuklar? James aşırı sorunlu bir geçmişe sahip sadist bir olası bipolar. Olası diyorum çünkü gerçekten karar vermek kolay değil. Alyssa ise sıkıntılı bir aileye sahip ilgiyi seven ancak ilgiyi doğru insanlardan doğru bir şekilde almak isteyen bir kız. Gördüğü çoğu şeyi iyi sanarak taklit etmeye çalışıyor ancak ileride hatalarını fark edip inandığı/sevdiği şey uğruna her şeyi yapacak bir özgüveni kendisinde buluyor. Karakter gelişimi açısından en iyi olabilecek potansiyele sahip. Ancak en iyi değil.

En iyi karakter gelişimi tabii ki James’de… Öldürmek için konuşmaya başladığı kıza ilgi duyuyor ancak bunu kabullenemiyor. Sürekli planladığı işi ertelemeye başlıyor, bazı olaylar silsilesi de onu ertelemeye itse de eninde sonunda James öldürme kararında kesin gibi davranıyor. Alyssa’nın tuvalette ağladığını duyana kadar. O an işte, James’in kabullenme sürecinin sonuna geliyoruz. Süreç bitiyor şimdi de harekete geçme zamanı, ancak bunu yapacak özgüvene sahip birisi değil James. O mu ne zaman patlak veriyor? Önce bunun çabasını izliyoruz günler geçiyor ancak James hala o özgüveni bulabilmiş değil ancak başladığı yerden daha yakın. Kaçak girdikleri evin sahibi tecavüzcü bir katil çıktığında James bundan kötü anlamda etkileniyor, bunun sebebi yine Alyssa ve ona olan kabullendiği sevgisi. Bundan sonra ne mi geliyor James için? Harekete geçme, evin sahibi eve gelip Alyssa’ya tecavüz etmeye çalıştığı an, James başta tereddüte düşse de adamı bir anda öldürüyor.

O an dizide iki karakter de gençliğin getirdiği o heyecandan, o eğlenceden, o vurdumduymazlıktan çıkıyor. Bir anda işler ciddiye biniyor ancak onların bu ciddiyeti koruyacak, buna göğüs gerecek bir yürekleri yok çünkü daha çocuklar. Ne mi yapıyorlar? Kaçıyorlar.

Burada da dizi hakkında en sevdiğim şeye geliyorum. Ben Sex Pistols’u çok severim, her ne kadar neo-nazi olsa da Sid’de sevdiğim, keşke tanısaydım dediğim, kafa yapısını merak ettiğim bir kişilikti benim hayatımda. Dizi bizlere modern bir Sid ve Nancy veriyor. Karakterler gerçekten aşırı modernleştirilmiş bir Sid ve bir Nancy. Sid psikopat ama tam anlamıyla değil, korkak ama bir nevi yürekli, şekil ama aslında değil. Nancy’de göze çarpıyor ama özgüveni sıfır, sevecek birisini arıyor ama bunu bulacak cesareti genellikle kendisinde bulamıyor gibi gibi…

Hani bunu da o kadar güzel yediriyor ki dizi. Senaryo bir adet bile sıkıntı içermiyor, yönetmenlik zaten bayağı iyi yapılmış, oyunculuk desen bazı yerlerde gayet başarılı genellikle iyi hiçbir zaman ortalamanın altında değil, müziklerine ise hasta kaldım. Ne diyeyim hocam, helal olsun böyle popüler şeyler genellikle bahsedildiği gibi “muazzam” falan olmuyor benim gözümde ama bu sefer tuttu.

Bu arada, o final bayağı güzeldi. Modern Sid ve Nancy’e de yakışıyordu, son replikler de muazzamdı. Çok beğendim.

Puanım: 96/100


The End of F***ing World Yolculuğu
(Süt Satan Kabadayı (İBO)) #1546

Red Sıparov
Ne kadar kötü kötü bir filmdi ya. Daha sonuna gelmeden kapattım.
Lovrıns ablamızın karakteri ajanlıkta hiç iyi değil. Buna rağmen etrafındaki herkes “Sen çoh iyi ajansın loğ!” kafasında takılıyor.
Sırf çıplaklık olsun diye konmuş çıplak sahneler var. Ve bu arkadaşların ajanlıktan anladığı tek şey seks sanırım. Bütün gün adamlara, hedefi nasıl tahrik edeceklerini öğretiyotlar.
Bir balerinin birkaç ayda “süper ajan” olmasına hiç girmiyorum. Nasıl olabilir ya?! Rakiplerinin hepsi askeriyeden gelme ama bu arkadaş en başarıları…
Hedef olan CIA ajanı ise… Arkadaşım, neyin kadası bu? Ablamızla tanışır tanışmaz bütün kimliğini açığa çıkardı. Sen CIA’e kasaplıktan mı geçiş yaptın? Bu nedir ya? Hadi Lovrıns ablamız daha yeni yetme. İki mavi gözü görünce gizli kimlik falan filan çöp oldu. Ama sen -filmin dediğine göre- “çoh hağrija bir ajan”sın.
Türk lokantasına yapılan “yakışıklı değil ama sempatik” olayı ile de bizlere oynanmış gibi geldi.
Of! Ne kadar kötü bir filmdi. Atanamamış Atomik Bılond gibimsi bir şey.


(Palyaço gibi giyinen ucubelerle kötü bir geçmişimiz var!) #1547

Westworld sezon 1 dün gece 02:00 sularında bitti. Tek bir şey söyleyebilirim.
Etkilendim.


(Dread it. Run from it. Tinkywinky still arrives.) #1548

İzledim : Peaky Blinders 1x01

Uzun zamandır başlamayı düşündüğüm bir diziydi. Dizinin konusu ve oyuncuların performansı çok yerinde ve güzel. Dönem dizilerinde en çok dikkat ettiğim şey dönemin atmosferini iyi yansıtıp yansıtamamasıdır. Bu dizi onu mükemmel bir şekilde yapıyor. Temizinden 9/10


(Ali) #1549

Rick and Morty 1. Sezon

Üzerine pek bir şey söylememe gerek yok. Kalitesi zaten ortada. Diğer sezonları da kısa sürede bitiririm.


( ◉) #1550

Man Seeking Woman

Öncelikle bu diziyi bana tavsiye eden @sulukofte 'ye teşekkürler. Tavsiye yolu ile izleyip de beğendiğim sayılı dizilerden oldu.

  1. sezon 10.bölümü az önce izledim ve şuan mal bi sırıtışla ekrana bakıyorum. Absürt mizahı seven biri olarak uzun zamandır içimdeki boşluğu doldurdum lan. Özellikle ilk 2 sezonda ilişki klişelerini o kadar güzel anlatıyor ki her seferinde ‘‘ha siktir bunu yaşadım lan ben’’ diyorsunuz.

Dizi, adından da belli olduğu gibi katıksız bir sap komedisi. son sezonu hariç
Kafa dağıtmalık, yeni espri kalıpları öğrenmelik, tespitin dibine vurmalık bir dizi arayanlar başlasın.

Oyuncular hakkında da iki kelam etmek isterim.

Fethedeceğim ilk yel değirmeninin haklı sahibi, Katie Findlay , bu nasıl bir güzelliktir. Oynadığı sahnelerde başka hiçbir şeye dikkat edemeden kaşına gözüne baktım resmen.

katie1
katie2

Spoilerli foto

Diğer oyunculuklar da oldukça iyi, özellikle Mike’ın. Pişman etmeyecek bir absürt/eleştirel komedi. İzleyin. Puanım 8/10


(Malumatfuruş olmayan kimse) #1551

Beğeneceğini biliyordum. Başka dizi tavsiyeleri isterseniz verebilirim.


( ◉) #1552

Komedi türünde sal başkan, iç sıkıntıları hala devam ediyor. Lazım bu aralar.


(fza) #1553

Brooklyn Nine-Nine.


(Malumatfuruş olmayan kimse) #1554

Bi bakmam lazım yazarım detaylı bir şekilde.


(Umur) #1555

Hadi bana spoiler koymuyor oradan kurtardın da foto madem spoiler bunu biliyorsun spoiler içine alsana be kanka. Hani dizinin tüm olayı zaten o fotoğraf.

Nasıl yapacağım diyorsan resmin linkini işaretleyip spoiler tuşuna bas.

It’s Always Sunny in Philadelphia öneririm. İzlediğim en iyi komedi dizilerinden birisidir.


( ◉) #1556

Aslında spoiler içine almıştım ama olmamış. Önizleme ekranında da spoilerli gözüküyordu, oldu herhalde dedim. Bazen spoiler kodu bir satır aşağıya kayınca olmuyor. @pasithea düzeltmiş, sağolsun.

Tavsiye dizini de indirmeye başlayacağım, geceye hazır olur sanırım. Kısmetse bi teşekkür de sana ederim :slight_smile:


(Umur) #1557

Çıktığı zaman filmi izlemiş, sonra unutup gitmiştim. İkinci filmde de aynı şeyi yaşamıştım, şimdi üçün duyurulmasının ardına bir izleyeyim dedim… Film bayağı güzelmiş abi, hani hatırladığımdan falan güzel. Sherlock dediğin bu olmalı dedirtiyor izlerken, Watson dediğin de bu olmalı diyorsun. Oyunculuklar zaten harika, uzun uzun yazmayacağım bu sefer, tek bir sıkıntı var filmde onu yazıp susarım.

Şu sahne de ayrı bir güzeldi bu arada. Bayıldım.

Blackwood’a bir neden, sebep verilmeden klasik “Dünya’ya hükmedeceğim.” kafası vermek çok ucuza kaçmak gibi oluyor hele bir Sherlock hikayesinde nedensiz bir kötü hoş değil. Onun dışında geride kalan her şey harika, Moriarty kısımları ayrı bir güzel yazılmış, acaba onu yazarken Blackwood’u es mi geçmişler diye düşünmeden edemedim.

Puanım: 88/100.


(Kürşad the Falcone) #1558

Road to Perdition izledim.


Çok başarılı. Logan, God Of War gibi yapımlarda gördüğümüz benzer hikayeyi daha profesyonelce bir halde görmek çok keyifliydi. Film en iyi görüntü yönetimi Oscar’ını almış. Sonuna kadar hakediyor. Filmin her karesi hikâyeden bağımsız bir seyir zevki veriyor resmen.
Negatif yön olarak; filmin ortalarında bir dönem soygun sahnelerinin girmesi ile bir ton yumuşaması oldu ve bu bana biraz tutarsız hissettirdi. Müziklerde genel olarak cok başarılı ama bazı sahnelerde tona uygun değil gibiydi.
Neticede iyi film 8/10.


(Umur) #1559

Güzeldi. Basit bir hikayeyi güzel işlenişiyle sıkılmadan izledim. Oyunculuklar iyiydi, Jeff Bridges ve Hailee Steinfeld karakterlerini iyi yansıtmış. Josh Brolin’i de ezik bir karakter olarak görmek tuhaf ve güzeldi. Aksiyon da az ama tadındaydı.

Çok eğlenceli bir filmdi. 3 ana karakteri izlemesi de çok keyifliydi. My hair! Zaten üçü değişik karakterler, film boyunca da üçlüye birbirinden farklı karakterler eşlik ediyor. Düğün sahnesi çok güzeldi özellikle. Bir kaç incelemeye baktığımda da biraz göndermeli de bir filmmiş.

Sırada Fargo var. Coen Biraderler :ok_hand:t3:


(Kaan ) #1560

Ben de Coen Biraderler’i izlemeye başladım son zamanlarda. Keşke daha önce izleseymişim diye kendime kızıyorum. Big Lebowski, Fargo, No Country For Old Men, True Grit filmlerini izledim. Gerçekten çok başarılılar.


(Geek Velet) #1561

Deadpool 2: Film bence çok güzeldi. Gülmediğim espri yok. İlk yarıdaki aradaki cam sahnesi olmasaymış okaymiş ama Deadpool bu. Niye ciddiye alıyorum. Oyunculuklar üst düzey. After Credits’te altıma yaparak gülüyordum. Açılışa da. Aksiyon iyi. Daha iyi koreografi olabilir miydi, olabilirdi. Ama yine de üst düzey. Filmin başındaki “Justice Fighter” Deadpool resmedilmesiniesini beğenmesem de çok eğlendim.
8.5/10
Mindhunter
İlk bölüm ve ikinci bölümü izledim. Dizi görsel olarak da anlatım, sunuş ve kurgu olarak da çok doğal ve çok iyi. Ancak cinsellik seviyesini midem pek kaldıramadı diye bir yıl sonraya erteledim.
BoJack Horseman
İlk dört bölüm.
Çok iyiydi. Çok güzel mesajları sıfır didaktiklikle veriyor. Karakterler çok iyi. Normal insanların abartılmış hali ve çok güzel uyuyor dizinin havasına. Yaşasın Bo-J.
Big Mouth
İlk iki bölüm. Çok başarılıydı. Özellikle ikinci bölümde kızın psikolojisini yansıtmada. Ancak çok Amerikan. :slightly_smiling_face:


(Berkay Küçük) #1562

Deadpool 2
Tempo sorunu vardı filmde bence. Kendi içinde esprilerin dışında fena da olmayan bir hikaye barındırması hoştu. Ancak yer yer komedi sekanslarının yer yerde hikayeye girmemi zorlaştırdı bu espriler az ve öz geldi bana. Tek bir sekansta baya güldüm hangisi olduğunu anlamışsınızdır.
Domino’yu ise hiç okumamıştım daha önce beğendim kendisini ama Colossus ve Cable’a ısınamadım tam çizgi roman portrelerinden uzak geldiler.
Çizgi roman göndermeleri çok iyiydi.

Ders çalışırken çerezlik diye izledim. Yanılmamışım.
6.8

ilk Deadpool puanım 7.5’tu.


(Geek Velet) #1563

Sinemada ders mi çalıştın. WOW!!!


(Berkay Küçük) #1564

Evde izledim.