En Son Ne İzlediniz/Oynadınız/Okudunuz? Yorumunuz&Naçizane Notunuz 🎬🎮🃏


(bite my shiny metal a**) #1667


Bu film beni senaryo olarakta görsel olarakta çok yordu. 7/10


(🌜 luna-tic 🌛) #1668

Dün akşam The Shape of Water’ı izledim. Bana çok fazla klişe bir araya gelmiş gibi geldi. Çoğu şeyi önceden tahmin ettim, film hakkında eleştiri okumadım henüz dolayısıyla kaçırdığım alt anlamlar varsa bilemeyeceğim. Görüntüler/renkler oldukça iyiydi, keyifli bir izleyişi vardı.

Sense8’in final bölümünü izledim. O da gayet iyiydi konuyu güzel toparlamışlar. Hatta duygulandım. 2. sezonu bitireli çok olduğu için hatırlayamamaktan korkuyordum aralara açıklayıcı bilgiler koyarak halletmişlerdi o durumu. hadi yine iyisin Kala diyerek sözlerimi noktalıyorum.


(Büşra) #1669

Coco
Güzel mesajlar veren ailenin ne kadar önemli olduğunu pes etmemeyi hatırlatan komik, duygusal, müzikleri eğlenceli mükemmel bir animasyon filmi olmuş.

That '70s Show
Merak ettiğim bir diziydi. Şimdiye dek 4 sezon izledim. Daha bitirmedim ama çok güzelmiş sevdim. Hepsini izlemek istiyorum. Böyle güzel dizilerden az var.

Knowledge is power
Arkadaşlarınızla, ailenizle oynayabileceğiniz çok eğlenceli bilgi yarışması oyunu. Ben kuzenlerimle bayram da oynadım. Çok eğlendik.


(idil) #1670

resim

Yavaş yavaş,not alarak bitirdiğim bir kitap oldu.Anadolu’nun ,Türkiye’nin üç büyük şairinin hayata bakış açılarını,şiirlerini farklı temalarla işlemiş.Gerçekten en azından şiire karşı bir ilgisi olanların dahi okumasını salık veririm.


(Berkant) #1671

Dün gece en sonunda bu rezil yapımın rezalet son sezonunu bitirmeyi başardım.Şimdi böyle berbat bir şeyi izledim diye Muhitte linç yiyebilirim ama ben de kendimi linç ediyorum bu saçmalığa zamanımı verdiğim için.Çok bir kalite beklediğimden değil ilk başladığından beri ekibin gerizekalılıklarına katlanan ben şahsen başladığım şeyi bitirme hastalığına sahibim.Bu şeye katlanmasam rahat edemezdim. Spoilerlı yazacağım ama kapamıyorum çünkü değmez böyle bir yapıma.Ulan rezil sezonun başından beri geleceği hissedilen Mallus karakterini oyuncak ayıyla yenmek nedir ? Daha iyi bir final boss dövüşü akıl edemediniz mi ? Arrowverse denen evrenin Allah Belasını Versin ayrıca.Siz kim köpeksiniz koskoca Wonder Woman’ın doğup büyüdüğü güzel adanın adını anıyorsunuz.Themiscrya adını anmak kim siz kim ? Truvalı Helen’i o adaya bırakıp Amazon gibi eğitip ortalığa salmak nedir ? Kıyafetini de WW’nin ilk filminin setinden çalmışlar çok belli zira o kadar kaliteli bir kostümü yapacak kadar yetenekli değiller.Bu güne kadar karakterleri kullanma yasağını getiren WB nasıl izin verdi böyle birşeye anlamıyorum.Superman’e yaptıkları rezillikten sonra bu dizilerin DC logusunun altında pazarlamamaları gerekiyor.Arrow’un son sezonunun başındaki rezalet bölümlerde Batman’in adını verdikleri zaman da aynı şeyleri söylemiştim ama o yine de son sezonun sonlarına doğru toparladı.Bundan da benzer şey bekledim ama yok.Bu kadar gömmeye rağmen seneye de katlanacağım bu saçmalığa.Yahu şu dizileri yaparken biraz Daredevil,Gotham yada Punisher’dan örnek alsanız çok mu ? Süperkahraman dizisi mi izliyorum porno dizisi mi izliyorum belli değil.


(Istakoz) #1672

OKUDUM / KİTAP

Zülfü Livaneli’nin Engereğin Gözü adlı kitabını okudum. Livaneli’nin nakış gibi işlediği kitaplardan birisi olmuş. Kısa ama güzel bir kitaptı.Tavsiye edilir.

OKUDUM / ÇİZGİ ROMAN

Uzun zamandır rafta beni bekleyen Batman: Avrupa’yı okudum sonunda. Çizimleri inanılmaz derecede güzel bir çizgi roman.Avrupa teması sebebiyle fazla hypelandığımdan mıdır bilemiyorum ama hikaye zayıf geldi. Yine de Capullo & Azarello ikilisi için bile okunur.

İZLEDİM / FİLM

Jean Rollin reisin Fascination filmini izledim. 1979 yapımı gotik,erotik, retro bir korku filmi. Rollin’in en iyi işlerinden birisi artık gözümde. Güzel ve gizemli bir film, ilginç tatlar arayanlar için harika seçenek.

OYNADIM

Detroit: Become Human. İmkanı olan direk oynasın direk. Hikaye aşırı sarıyor, başlardaki işlerde sıkılmayın, açıldıkça açılıyor oyun. Tereddüt eden varsa yumulsun direk. Çok yaşa Android ırkı!


(marko) #1673

Batman Europa’da Capullo çizerlik yapmıyor, dört tane başka çizer var.


(Istakoz) #1674

Casali ile karıştırmışım :confused: Bilgilendirme için teşekkürler.


(Mert Özden) #1676

Omohide poro poro nam-ı diğer Only Yesterday, Studio Ghibli’nin en iyi ilk üç işine rahat girer. Kendinize birçok ders çıkarabilirsiniz. Film için, köydeki tanıdıklarının yanına gelen 27 yaşındaki Taeko’nun, çocukluk anıları üzerinden, dünyadaki yerini bulma çabasını anlatıyor diyebiliriz.

9.8/10


(H. Yakup) #1677

OKUDUM
Hayaletler ve Kilitli Oda - Paul Auster
Sonunda Paul Auster’ın New York üçlemesini bitirmiş oldum bende. İlk kitap Cam Kent’le birlikte tuhaf bir iç içe geçmişlik var kitaplarda. Kilitli Odanın sonlarında ‘‘ula’’ diye kalmıştım.
Bu arada ikinci kitap olan Hayaletler’i okurken biraz sıkıldığımı itiraf edeyim. Genel olarak herkese tavsiye ederim üçlemeyi. Özellikle otobüs yolculuklarında su gibi akıyor.

Solgun Ateş - Vladimir Nabokov
Bu kitabı bir kez okumak yetmez.

İZLEDİM
The Cloverfield Paradox
Film anlatıldığı kadar kötü değil. Sadece tırt.

The Quiet Place
Gayet akıcı ve ince bir gerilime sahip. Filmin süresini de iyi tutturmuşlar. Sıkmadan izlettiriyor kendini.

OYNAYAMADIM
Evet oynayamadım.

Call of Duty Advanced Warfare
Dırttt… Dırttt. Dıırt eşliğinde geçen oyunu ilk bölümden sonra direk sildim. Valla çerez niyetine bile oynayamıyorum böyle oyunları artık. Bunun yerine Titanfall 2 oynayın.

Assassin’s Creed China
Sidescroll oyun sevdam vardır. Bunada o niyet giriştim ama epik tırt olmuş. İki saat sonunda elveda asassorr…

Assassin’s Creed Rogue
Üçüncü oyundan sonra devam etmediğim seride arayı kapatayım diye başladım. Chronicle’ın kötülüğü karşısında buna sığınayım dedim ama çok eski geldi. Birde ben sevemedim arkadaş şu gemi olayını bir türlü.

Mafia 3
Muhitte uyaranlar oldu ama ben onları dinlemedim ve pişmanım. Birkaç gün oynadıktan sonra şuna uyandım… Oyunu ben oynamıyorum aslında kendi kafasına göre takılıyor ve beni kerizliyor. Ne çatışmasından nede araba sürüşünden zerre keyif almadım.


(fza) #1678

-Daha akıcı olabilirdi sanki.
-Müzik kullanımı biraz fazla geldi, her sahnede müzik çalıyor neredeyse. ‘‘Filmin ağır ilerlediği kısımları hissetmesinler’’, diye yapılmaya çalışılan bir ilüzyon gibi geldi. Başarısız bir ilüzyon ama.
-Filmlerin ‘‘Bitti’’, gibi hissettirip de üzerine bir süre daha devam etmesini sevmiyorum. Bu filmde de benzer bir durum var.
-Filmin isminin sebebini önceden söyleseler belki hoşuma giderdi ama izlerken zorlama geldi birden gördüğüm değişim.
-Sandra Bullock başrol olmasına rağmen çok ön planda hissettirmiyor; birçok karakter ondan daha ön plana çıkmış.
-Rihanna keşke olmasaydı ama filmi pek baltalamamış en azından.
-Klişe olaylar var tabi ama yedirmişler çok sırıtmadan.
-Anne Hathaway çok güzel.
-Filmde ki ‘‘Bakın, aslında o öyle değildi böyleydi’’, olayının boku çıkmış biraz. Hele sonlarında ‘‘Tamam her şeyi planladınız, anladık yahu!’’, diye düşünmeye başladım.

İzlemesi zevkli, orjinal üçleme kadar akıcı olmayan ama yine de ortalama üzeri bir soygun filmi. Bir de ben 8-9-10 diye yeni bir üçlemeye girişirler diyordum ama pek de öyle olmayacak gibi geldi sonundan dolayı.

6,9/10


Yine çok güzel uyarlamışlar kitabı. Bu serinin kitaplardan çok sapmaması ilk filmden beri takdir ettiğim bir olay zaten. Bir de ilk bölümü yıllar önce izleyip de, bunu bir türlü izlememiş olunca unutmuşum çoğu olayı. Bana da sürpriz oldu çoğu şey. Kitaptan hatırladığım yerler de gayet güzel yansıtılmıştı. Şehirdeki tuzakların gerilimi vs çok iyi verilmiş, ben daraldım izlerken. JLaw’u bu seride çok gıcık bulmuyorum, gerçek hayatta ise tipi çok gıcık geliyor. :DDD Julianne Moore da yine başarılı bu arada, seviyorum kadını. Sevdiğim ve başarılı bir kitap serisine güzel bir uyarlama serisi oldu özetle. Her kitap bu kadar sadık uyarlama elde edemiyor ne yazık ki.

8,7/10


(bite my shiny metal a**) #1679


Bir aralar fazlasıyla konuşulmaya başlandığı vakit tüm bu ilginin bitmesini bekledim izlemek için ayrıca bitiremediğim yada izlemek istediğim birkaç film yada dizi araya girmişti izlemeye şimdi fırsatım oldu.1.sezonu bitiremedim hatta 3 bölüm izledim ve ilk iki bölümün fazlasıyla kötü buldum özellikle ilk bölümün hikayesi diziye hiç iyi başlatmamışken-kendimi izlerken videoya çeksem ‘‘çok saçma’’ cümlesi için sayaç koymam gerekirdi- ikinci bölüm üstüne tuz serpti üçüncü bölümdeki fikir güzeldi ‘‘İnsanın kötü anlarında ilerlemeye devam etmesi için beynin anılarla başa çıkma yöntemi insanın yaratılışında en güzel şekilde mevcut.’’ ancak bunu anlatabilecekleri çok daha güzel yöntem varken aldatmayla işlemeleri fazlasıyla basitti.Bundan sonra önerilen bölümleri izlemeye devam edeceğim.


(fza) #1680

Spoiler olabilecek bilgileri blurlarsan daha iyi olur.


(Istakoz) #1681

OKUDUM / KİTAP

Mehmet Berk Yaltırık’ın Yedikuleli Mansur kitabını okudum. Yazarın daha önce Twitter’dan attığı korku floodlarını da severek takip etmiş birisi olarak kitabın anlatım şekli ve karakterler çok hoşuma gitti. Gayet başarılı bir edebiyatı da mevcut. Tarihi, korkulu gerilimli bir kitap Yedikuleli Mansur. Türü sevenlere şiddetle tavsiyelenir.

OYNADIM / VAMPYR

Vampyr gerçekten harika bir oyun olmuş benim nezdimde. Penny Dreadful dizisinde gördüğümüz gibiydi sanki ortam. Ayrıca köşebaşı çıkan vampir yahut avcılar da renk katmış baya kötü adam sıkıntısı hiç yok. Bir de karakterler arasında sürekli bir bağ ortaya çıkıyor, ince işlenmiş bir hikayesi var bence. Oynayacaklara tavsiyem bol bol yan görev alın, çok lezzetli yan görevler mevcut oyunda.


(Kürşad the Falcone) #1682

Al Pacino’yla Meryl Streep’in oynadığı mini dizi varmış dediler, Angels in America’nın ilk bölümünü izledim.


Farklı karakterlerin ilginç olaylarını gördük ama şimdilik hikayenin ne olduğunu anlamadım. Oyunculuklar müthiş ve diyaloglar çok iyi yazılmış. Tiyatro oyunundan uyarlamaymış. Sahneler de bunu belli ediyor zaten. Ilk bölüm ilgimi çekti, bakalım nerelere gidecek.


(nam-ı diğer) #1683

Epey geç kaldım sanırım ama biraz konuşmak istiyorum. Çok konuşabilirim. Spoiler hayvan gibi vereceğim. Falan.

Film çok güzel. Sinema sektöründe bir gelecek hayal eden herkesin incelemesi ve ders alması gereken bir film kanımca. Sırf exposition üzerine derste örnek gösterilip incelenebilecek bir film. Günümüz sinemasını kasıp kavuran “İzleyen herkesi gerizekalı farz edersek daha çok bilet satarız” hastalığına yakalanmamış. Filmin muhteşem çift Emily ve John’un tutkuyla yaptıkları bir sanat eseri olduğu çok açık. Producer koltuğunda da Michael Bay olması inanılmaz.

Ufak bir ara not gireceğim burada; Michael Bay dediğimiz adam günümüzde “Patlamalar, ırkçılık, rezil diyaloglar, Amerikan bayrağı, daha çok patlamalar, kapanış.” şeklinde tanınıyor biliyorum. Fakat bu adam okullu bir senarist/yönetmen/yapımcı; alaylı değil. Bu adam film teorisi okumuş, ne yapılması gerektiğini bilen bir adam. Hocalarının röportajları var; “Hayatımda gördüğüm en başarılı, en yaratıcı ve en harika öğrenciydi” falan diyorlar. Bu adamın yaptığı filmlerin böyle olması, gişelerinden de anlaşılacağı üzere, tamamen piyasanın ne olduğunu bilmesinden kaynaklanıyor. Bence arada bir dayanamıyor, içindeki film sevdalısına yenik düşüyor ve güzel işler yapmak istiyor. Black Sails dizisi mesela buna bir örnek. Bence harika bir seriydi, ve orada Exec. Producer bizim Bay amcaydı mesela. İlk The Purge de aynı şekilde. DeMoneco abi yazmış yönetmiş, Bay yapımcılığını üstlenmişti. Seversiniz sevmezsiniz ayrı konu, fakat şu bir gerçek ki halihazırda onlarca parodisi, onlarca dizi/filmde göndermesi ve devam filmleri, dizileri çıkan bir fikirdi bu. “Genre defining” bir projeydi. Artık böyle bir genre var çünkü. Çok uzattım; aynı şekilde bu filmde yapımcı olmasını da buna bağlıyorum. Gevurların deyimiyle bir “Passion project” resmen.

Öncelikle exposition meselesi; bu kelime her ne kadar terim olsa da, dümdüz çevirdiğinizde kullanabileceğiniz “beyan” karşılığı gayet yeterli bence. Filmler size dünyalarını anlatabilmek için bir şeyler beyan etmek zorundadır. “Başarısız” yönetmenler bunu arka planda konuşan bir adam, filmin başında wall of text, veya iki karakterin birbirleriyle zaten bildikleri şeyleri tartışarak bizim gözümüze sokması şeklinde yapıyor. (Muhteşem örnek; The Last Airbender) “Başarılı” yönetmenler/yazarlar ise bunu size fark ettirmeden yapar. Filmi izledikçe evreni anlar, benimsersiniz. (Mesela Fury Road bu konuda çok takdir ettiğim bir filmdir.) Bir de hiç beyanda bulunmayan filmler var, onların amacı birazcık kafa karıştırmak zaten. Bu film exposition konusunu çok güzel idare ediyor. Filmin başında “2018 yılında uzaylılar dünyaya geldi. Zırhları yüzünden hiç bir silahımız onlara işlemiyordu. İşitme dışında hiç bir duyuları gelişmemiş bu canlılar inanılmaz bir kesinlik ile ses çıkaran şeylere saldırıp yok edebiliyor. İnsanlık savaşı kaybetti. Geride kalanlar ise “sessiz bir yerde” yaşamaya mahkum kaldı.” falan yazmıyor. LAAPS diye atıyor seni olayların ortasına.

+“Yerlere neden kum döküyorsun baba?”
-“Düzenli kullandığımız yollara kum döküyorum ki ayak seslerimiz duyulmasın oğlum.”

gibi bir diyalog da yok. Ayakkabı giymemelerini ve ince kumdan yaptıkları yolları takip etmelerini görsel olarak veriyor film. Aynı şekilde evlere girdiklerinde tahtaların gıcırdamayacağından emin olmak için yerlere boya ile çizmişler. O binaya girenler yerde işaretli yerlere basıyor. Bütün araziyi yılbaşı ışıklarıyla süslemişler, film boyunca bu görsel olarak güzel gözüksün diye yapılmış bir şey deyip geçiyorsunuz, fakat arazi sınırları içerisine bir uzaylı girdiğinde çekilen bir kol ile bütün ışıklar kırmızıya dönünce “HAAAAAAAA” diyorsunuz. Bunun gibi çook örnek var film evreni ile alakalı.

Peki tehlikeyi nasıl oluşturuyor film? Acımadan. Filmin ilk sekansında bu ailenin günlük hayatından bir kareye tanıklık ediyoruz. Hayatlarının nasıl olduğunu, neler yapmak zorunda kaldıklarını izliyoruz falan derken oyuncak muhabbeti ile gittikçe ortamı geriyor film. Bir gerilim filmi izlediğimizi bildiğimiz için “Ha kesin bu pilleri takacak ses çıkartacak olaylar olaylar” diye izlerken CART diye gözümüzün önünde çocuk ölüyor. Artık ses çıkarsa ne olacağını çok iyi biliyoruz, ve film boyunca gerilmenizi sağlayan şey de bu açılış sekansında beyanların çok dikkatli yapılmış olması.

Biraz bahsettim ama expositiondan ayrı olarak diyaloglardan da bahsetmek istiyorum. Filmi eğer işaret diline özel altyazılar ile izlemezseniz 10 tane falan diyalog var filmde. İlk seferinde özellikle böyle izledim, bakalım nasıl olacak diye, ve etkisini korumayı başardı film. Hemen arkasından işaret dili altyazıları ile izledim, evet hikaye derinleşiyor (“seni seviyorum, hep sevdim” sahnesinde mesela) ama film olayından hiç bir şey kaybetmiyor. Çünkü film güzel yapılmış. Film, film olduğunun farkında. Bu görsel bir alan, hiç bir şey söylemeden bile bir şeyler anlatabiliyor olmanız gerek. Ve çok başarılı bir şekilde bunun altından kalkabiliyor film.

Şu an aklıma gelen son mevzu da foreshadowing meselesi. Bu terim de türkçeye tam çevrilince “önceden göstermek” oluyor ve benim şu an söyleyeceğim şeyler için yeterli. Bu olay genelde 3 kısımda yapılır. Başta bir kere gösterirsin, ortalarda hatırlatırsın, sonunda çakarsın millet “Haaaa ayneeen” der. Bunu göze parmak yaparsan herkes ne olacağını 10. dakikadan anlar, filmin bütün tadı kaçar. Çivi meselesi abi. Çiviyi gözümüze soktu herifler. Sen biliyorsun birisi oradan inerken o çivi ayağına girecek, ses çıkaracak olaylar kopacak. Bekliyorsun bekliyorsun, adamlar hamile kadının suyunu getiriyor abi. SEN BİLİYORSUN ÇİVİNİN ORADA OLDUĞUNU. Kadın doğuruyor ayakta, çiviye doğru gidiyor. Biliyorsun abi orada olduğunu, DAHA DA GERİYOR SENİ. Bile bile lades oluyorsun. Bunu başarısız bir senarist/yönetmen yapmış olsa, bu çiviyi hiç bir şey yokken “inciting incident” olarak kullanırdı. Durup dururken birisi basardı, olayların kopmasına o neden olurdu. Güzel film ya.

Daha fazla da uzatmak istemiyorum, şimdi aklıma gelenler bunlar. Ben çok beğendim filmi. 9/10 diyorum hatta. Eyyorlamam bu kadar.


(fza) #1684

Fragmanını izlediğimde en çok dikkatimi çeken şey gerçek bir hikayeden uyarlanmış olduğunu görmekti. Böyle bir konuyu, olabildiğince akıcı ve eğlenceli şekilde anlatmışlar. Çok komik değil, yerlere yatırmıyor gülmekten ama yine de tebessüm ettiren, hafif güldüren yerler var. Bazı şeylerin daha çok üzerinde durulup olay sağlamlaştırılabilirmiş, mesela Jerry’nin alkol sorunu olduğunu görünce işler ‘‘Aaa, oyun dışında hiç tanımıyoruz, daha ilgili olmalıyız’’ kısmına gidecek sandım. Ya da ormanda ki sahneden sonra gazeteci ‘‘Jerry ile yalnızca oyun için mi görüşüyorsunuz’’, diye sorduğunda olay yine benzer bir noktaya gidecek diye tahmin etmiştim. Kısacası, her filmde olduğu gibi burada da ‘‘daha iyi olma’’ fırsatları varmış hikaye gidişatı adına ama çıkan sonuç da hiç fena değil.

Filmin sonunda olayı gerçekten yaşayanları göstermek güzel olmuş, ayrıca filmde ki bazı sahnelerin benzerlerinin(en azından kostüm açısından) cidden yaşandığını görmek bayağı şaşırttı.

Jerry’nin Sherlock Holmes gibi düşünme kısımları, karakterlerin ağır çekimde iç seslerini dinlemek vs gayet güzel olmuş.

Cherly gibi karaktersiz insanlardan da nefret ediyorum.

Bir de, Jake Johnson ne uyuz bir herif ya.

7,3/10

Büyüdüğümüz için oynamayı bırakmayız; oynamayı bıraktığımız için büyürüz.


(y) #1685

Ben de izledim dün filmi bayağı beğendim açıkcası.Çok keyifliydi


(I hope they remember you) #1686


Berbat ötesi olan filmlerden sonra, Marvel’in şebekliklerine maruz kaldığım o kara günleri bir nebze de olsa unutturdu bu animasyon. Nihayet artık DC gördüm ve nihayet Superman! BvS’nin yüzüne gözüne bulaştırdığı Doomsday VS Superman’i bu iş çok güzel ortaya koyuyor. Sooperman :joy:

İlk credits sahnesindeki çocuk Superboy gibi geldi bana

İkinci credits sahnesindeki çekiçli dayı da herhalde Steel


(H. Yakup) #1687

Okudum
Düzgün Muamele - Irvine Welsh
Welsh’in diğer kitapları gibi buda hınzır ve uçarı lakin sonu acele bağlanmış. Bunun dışında okuması gayet keyifli.

İzledim
Ready Player One
Direk beğenmedim. O kadar tanıdık karakter görmek güzeldi ama bir süre için.

Oynadım
Quantum Break
Remedy fan’ı biri olduğumdan bu oyunuda gayet keyifle oynuyorum ama takoz taraflarıda olduğunu itiraf edeyim.