!f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali


(imnotevensorry) #1

!f İstanbul’u bir çoğunuz biliyorsunuz muhtemelen o yüzden nedir-ne değildir açıklamasının gereğini duymuyorum. Buradan toplaşıp filmlere gidebilir, bu sene mutlaka şunu izlemelisin dediğiniz festival filmlerini konuşabilirsiniz.

İlk önce benim başlığı açmamda ki en büyük etken, festivalde en çok dikkatimi çeken “Sevmek Zamanı” filminin yenilenmiş kopyasının ilk gösterimi gerçekleşecekmiş. Tarihleri hoşuma gitmese de 25’inin akşamında mutlaka izlemeye çalışacağım.

Diğer dikkat çeken yapımlar ise (benim için) Phantom Thread, Lady Bird, The Death of Stalin, I Kill Giants, The Florida Project vs.

Komple film takvimi ise :point_down:t4:

http://www.ifistanbul.com/upload/documents/!f-Istanbul-2018-Film-Takvimi-Schedule.pdf


(meta) #2

Film listesine baktım, benim de en çok şunlar dikkatimi çekti:

(Daha önce duyduğum filmler)

The Death of Stalin
Mudbound
Phantom Thread
I Kill Giants

(Varlığından yeni haberdar olduğum filmler)

Most Beautiful Island
Mutafukaz
A Fábrica de Nada
Brad’s Status
Distant Constellation


(korhan) #3

Bugün açılışı yaptım ben. Altı film vardı listemde:

Kar


Oh Lucy!

Arada

November

Les Affamés

Hagazussa: A Heathen’s Curse

Kar’dan az önce çıktım. Yönetmeni ve oyuncuları filmin sonunda soruları cevapladılar, deneyimlerini paylaştılar. Ne olduğunun farkında olan bir filmdi, böyle Türk filmleri izlemek çok mutlu ediyor beni. Karakterler ve diyaloglar inanılmaz doğaldı. Genelde eğreti duran konuşmalar olur ya bizim festival filmlerimizde, Kar gerçekten hiç öyle değildi. Hepimizin hayatımızın bir döneminde karşılaştığı tipleri gördüm filmde. Dolayısıyla çok iyi aldı içine. Oyuncular harikaydı, Hazar Ergüçlü ve Halil Babür döktürmüş özellikle. Umarım hak ettiği değeri görür film.


(meta) #4

durum güncellemesi:

The Death of Stalin: Film beklentimi tam sınırda bir ölçekte karşıladı. İlginç olan, kara mizah tarafının etkili, politik unsurlarının ise idare eder olacağını düşünüyordum filmin. Tam tersi oldu. Mizahı idare eder, konunun akışı ise çok ilgi çekici geldi. Sovyet tarihine ve burada ele alınan karakterlere dair bilgi ve ilgi arttıkça, kişinin keyif alma seviyesi de artar diye düşünüyorum.

Most Beautiful Island: Burada temasal olarak beklenti ve sonuç üzerinden oluşan bir tatminsizliğim var fakat bu sadece filmin suçu değil aslında. Araya gizem serpiştirilmiş, psikolojik gerilim tarzında bir şey bekliyordum, fragmanlardan o hissi almıştım fakat film neredeyse bir belgesel. Bunu kelimenin tam anlamıyla demiyorum aslında. O kadar gerçek ki, ilginçliğinden ödün vermesine sebep olmuş bu biraz. Good Time filmi vardı geçen sene çıkmış. Onun, oyunculuğun çok etkili olmadığı bir versiyonu gibiydi film.

Brad’s Status: İzlediklerim arasından en çok beğendiğim bu oldu. Yapmaya ve anlatmaya çalıştığı şeyi kusursuza yakın gerçekleştirmiş. Son senelerde çıkan, kaygı ve endişe üzerine yapılmış en iyi film olabilir. En büyük başarısı bunu sadece depresif değil, oldukça doğal, hatta yer yer komik bir şekilde aktarabilmesi olmuş.


(imnotevensorry) #5

Baya mutsuz ayrıldık filmden. Çok klişe bir konuyu, çok klişe bir şekilde, çok klişe bir hikaye gidişatıyla her hangi bir artısı olmadan işlemiş bir film. 4/10


En Son Ne İzlediniz/Oynadınız/Okudunuz? Yorumunuz&Naçizane Notunuz :clapper::video_game::black_joker:
(büşra) #6

(imnotevensorry) #7

Ben bunu bir yerden biliyorum eşliğinde dinledim sonuna kadar, Posta’yı görünce de bir kahkaha attım :smiley:

Etiketler önemli bir noktada:)