Felsefe Kulübü - La Scuola di Atene


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #1115

Spekülatif bir olaya kesin gözüyle bakmamak lazım bence.

Sadece o madde zamanda ters yönde hareket ediyor olmaz mıydı? Zaman yolculuğu için Einstein-Rosen köprüleri daha akla yatkın bir olasılık bence.

Böyle yorumlamak ne kadar doğru emin değilim.

Birinin yaptığı başka bir yanlış öbür işlerinin bilimsel güvenilirliğini etkilememeli bence ama pek tabi eksiklik olabilir.

Burada zaman simetrisinin felsefi imaları ile ilgili ne düşündüğünüzü sormak istemiştim aslında. Ayriyeten teorik bilim başlığında da sormayı düşünüyordum ama gerek kalmadı sanırım.


(🚀🌌Uzay'a meraklı Astronot) #1116

Evet olabilir de, daha çok yapılan hareketi dolayısıyla hareket eden maddenin sahip olduğu kuvveti tam tersi yönde geri yansıtabileceğini düşünmüştüm (teorimi sağlam temeller üstüne kurmadım😊)

Wikipedia dan alıntı yapıyım
"Bildiğimiz en yüksek hızın ışık hızı (yaklaşık 1.079.252.850 km/saat) olduğunu da hesaba katarsak karadeliklerin bu kadar yüksek hızlarda gidebilen ışığı engelleyebilecek ve ondan daha hızlı bir şekilde başka bir yere doğru çekebilecek güçte olmaları Einstein-Rosen köprüsünün gerçekte var olabilme olasılığını muazzam ölçüde artırmaktadır" evet gerçektende akla daha yatkın sadece ışık hızında gidip karadeliğin çekim etkisine dayanabilirsek muhteşem olur(Zaman makinesiii😀)

:sweat::fearful:Tek yönlü düşünmüşüm özür dilerim(soruyu birazcık katlettim).(aklım fikrim uzay zamanın teorik açıklamaları :blush::smile:)


(Can) #1117

Zaman görecelidir. Zaman göreceli bir durumsa o halde zamanın getirmiş olduğu sabırsızlık gibi kavramlarda göreceli olur. Zaman simetrisinden olayı anlayamadım ama, dediğim gibi, zaman ile alakalı herşeyi göreli değerlendirmek doğru olmalı.


(is Not An Old Man With A White Beard) #1118

I exist and i am here. I am the absolute one.


(is Not An Old Man With A White Beard) #1120

Things went complicated so no.


(ses ayarı ama şafağa doğru daha yüksek) #1121

normal nedir normal yalnızca bir ilizyondur. örümcek için normal olan sinek için kaostur


(LastHorseBender) #1122

Ne zaman felsefi düşünsem cevabı olmayacağı için üzülüyorum. Mesela doğru doğru mudur? Kime göre doğrudur? Doğruyu belirlemek için kurallar mı gerekir? Herkesin kendi doğrusu varsa adalet aslında yok mudur?


(is Not An Old Man With A White Beard) #1123

Doğru ahlaki olarak değerlendirilir. Eğer doğruysa ahlaki açıdan doğrudur. Ahlak ise kültürden kültüre değişir. Yani doğru görelidir. Adalet ise toplumsal ahlak çerçevesinde değerlendirilir. Bu da kuralları koyar ve herkes tarafından kabul edilir. Örneğin Türkiye’de eşcinsellik yasak iken farklı bir ülkede yasal olabilir çünkü Türkiye’de eşcinsellik toplum tarafından kabul edilmez iken başka bir ülkede benimsenmiştir olabilir.


(Fransuva'nın Ayranı) #1124


Bunu açıklayabilecek var mı ?
(Fosforlu yeri)


(Salih Alp Gökçek ) #1125

“İnsanın bilgiye ulaşmasının, görünüşleri aşıp, gerçekliğe erişmesinin olanaksız olduğunu savunan Phyrrhon, her görüş için leyhte ve aleyhte aynı derecede güçlü olan kanıtlar bulunduğunu, bundan dolayı yapılması gereken en iyi şeyin hiçbir tarafa meyletmemek, bilgisizlik itirafında bulunmak, hiçbir şey söylememek, yargıyı askıya almak olduğunu söylemiştir.”

Septik bir düşünür, aynı zamanda şüpheyi de bir sistem olarak kullanan ilk düşünür.


(Fransuva'nın Ayranı) #1126

Açıklama için çok sağ ol.


(Salih Alp Gökçek ) #1127

Ne demek rica ederim. İyi çalışmalar :wink:


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #1128

Evlilik hakkında ne düşünüyorsunuz? Evlilik kurumu nasıl olmalı? Evlilik kurumu mantıklı bir kurum mu? Evlilik kurumunun olmaması mantıklı bir durum mu?


(Devrim) #1129

Yaşadığımız ülkenin kural ve yasaları içerisinde her türlü hakkımız olan hizmetten yararlanıyoruz. Evlilik de bu çemberin içerisinde bir unvan kazanma töreni yalnızca. Bir sistem içerisinde gerekli olduğu durumlar var ancak sistemi de reddeden bir birey için hiçbir şekilde manası yok.


(.) #1130

Evliliği iki kişinin birbirlerine bağlılıkları ve manevi birlikteliklerinin sembolü olarak görüyorum. Bence yasal süreçler veya dini ritüeller olmadan da “evlilik” kurulabilir. Yani evliliğin bir amaçtan ziyade kendi kendine gelişen bir olgu olduğunu düşünüyorum. Ama bir yönden baktığımda yasal evliliği daha mantıklı buluyorum. İnsana az çok güven veren bir durum sonuçta. Tabi güven problemi varsa yasal evlilikte de devam eder lakin biraz sırtını sağlama almak gibi oluyor. Bu da yukarıda tanımını yaptığım evlilik kavramını pek sağlamıyor.


(Sapere Aude!) #1131

Buna güven problemi olarak bakmamak lazım. Boşanma sayısı, günümüzde gittikçe artıyor. Boşananların çoğunun birbirine güven problemi yaşadıkları için boşandıklarını sanmıyorum. Bir evliliği bitirebilecek pek çok olay var, bunları en başından tahmin etmek zor. Evlilik müessesi de bu duruma karşı koruma sağlıyor, birtakım başka yararlar da sağlıyor. Şu an konu oraya gelmediği için dağıtmak istemiyorum. Bu yararları sağlayacak evlilik sözleşmesi, ortak yaşam sözleşmesi gibi yaklaşımlara da tamamım ben açıkçası. Ama bizim sistemimizde en etkin korumayı evlilik müessesi sağlıyor.


(Can) #1132

Evlilik bir ittifaktır. Her ittifakta olduğu için her şeyden önce bir çıkar söz konusudur.


(.) #1133

Evliliği bitiren tek problemin güvensizlik olduğunu ifade etmedim. İnsanların kanunen evlenmelerinin temelinde senin de belittiğin gibi bir çeşit korunma isteği olabileceğini düşündüğümü açıkladım.


(biraz ekşın) #1134

Evlilik kesinlikle çok önemli bir kurum.Kesin evlenmeliyiz,çok önemli olarak demiyorum bunu.Dikkat edilmesi gereken,insanın var olan hayatına yeni bir düzen kurmasını gerektiren bir kurum olduğunu düşünüyorum.Gerekli midir?Kültürel açıdan ele alırsak gereklidir,fakat içsel olarak bir insan gönül bağıyla da ilişkisini sürdürebilir evlilik şart değildir.Günümüzde ise oyuncak edildiği kanısındayım.Sosyal medyanın ve televizyon sektörünün evliliği basitleştirmedeki katkı payı oldukça fazla.


(Ece) #1136

Öncelikle şunu sormalıyım, oy kullanma hakkı ile ilgili daha önce konuşuldu mu? Konuşulduysa gönderiyi sileceğim.

Yıldız Gemisi Askerleri adlı kitabı okuyorum, beni düşündüren bazı kısımları var.
Kitaptaki federasyonda oy verebilmek için insanların askeri hizmetlerini tamamlamaları gerekiyor. Askerliğe 18 yaşına giren kız-erkek herkes başvurabiliyor. Başvuranlar kendilerini uygun buldukları bölümlere göre tercih listesi yapıp veriyor. (donanma, istihbarat, psikolojik-kimyasal-biyolojik harp, piyade vs)
Kitapta gezegenlerdeki vatandaş sayısının farklılık gösterdiği görülüyor. Bazı uluslarda nüfusun %80i bazılarında %3ü oy kullanabiliyor.
Bu sistemin nedenini anlatan birkaç alıntı ekleyeceğim.

Bizim sistemimizde, her seçmen ve devlet memuru bütünün refahını kişisel çıkarlarının önüne koyduğunu gönüllü ve zorlu bir hizmet sonucunda kanıtlamış bir insandır.

Hem pratik nedenlerden hem de matematiksel olarak doğrulanabilir ahlak açısından, yetki ve sorumluluğun eşit olması gerekir…yoksa, potansiyeli eşit olmayan noktalar arasındaki akım kadar kesin bir dengeleme süreci gerçekleşir. Sorumluluk sahibi olmayan yetkiye imkan vermek, felaketin tohumunu atmaktır; bir insanı üzerinde kontrol sahibi olmadığı herhangi bir şeyden sorumlu tutmak ise kör bir ahmaklıktan ibarettir.

Egemen oy hakkı insan yetkisinde nihai nokta olduğundan, bunu yönlendiren herkesin sosyal sorumlulukta da nihai olanı kabul ettiğinden emin oluyoruz. Devlet üzerinde kontrol sahibi olmak isteyen her bireyin devletin hayatını kurtarmak için kendi hayatıyla bahis oynamasını - ve gerektiğinde bu bahsi kaybetmesini- şart koşuyoruz. Dolayısıyla, bir insanın kabul edebileceği en yüksek sorumluluk, bir insanın kullanabileceği nihai yetkiye eşittir.

  • Oy kullanma hakkı insan için ne derecede önemlidir?

  • Oy kullanma hakkı bu kurgulanmış devletteki gibi insanın elde etmesi gereken bir şey midir?

  • Eğer evet ise, insan bu hakkı elde etmek için ne yapmalıdır?