Felsefe Kulübü - La Scuola di Atene


(falanfilan) #1157

Bu konuda söyleyecek bir şeyim yok düşünmek sorgulamak her zama güzel bir iştir fakat bazı “felsefe hayattır felsefe yoktur demek felsefe yapmaktır xd” diyen tayfa düşünmek ile felsefe yapma arasında fark göremiyor ve felsefeye fazla değer veren bazı arkadaşların işi fazla abarttığını düşünüyorum

Hiçbir bilgi kesin değildir varsayımına göre hareket etsek bir yere varamazdı bu dünya da düşünelim ki hepimizin içinde bay kesindeğildir olsun. Marx gençliğinde Hegeli eleştirecek bu aptal dünyada fikirlerin bir şeyi değiştirebileceğine olan inancı kalmamış yaşadıkları gördükleri ona bunu söylüyor. Materyalizmin gerçek doğru olacağını söyleyecek ve Hegeli eleştirecek ama bay kesindeğildir ona hiç bir şeyin kesin olmadığını fısıldayınca marx materyalizmin kesin olmama ihtimalini düşünüp hareketlerini, düşüncelerini, eserlerini ve kapitalist toplumdan kanlı bir devrimle ayaklanacak işçi toplumunu düşünmeyecek çünkü materyalizm yanlış olabilir. En başından Hegelde ideacı olmayacaktı zaten çünkü ona da bay kesindeğil fısıldayacaktı.(Materyalizm de ideacı düşünce de kesin şeyler değildir. Hangisi doğru bilemem fakat bu arkadaşlar kesin olmayabilir fikri üzerinden yola çıksalardı ortaya bir fikir atamazlardı)

Yıl 1929 ekonomi batmış, borsa patlamış insanlar işsizlik içinde tam bir buhran içersiydeyiz. Her gün insanlar kendini wall street’ten aşağı atıyor. Geçen hafta milyoner olan adamın hisse senetleri şuan çöp olmuş. Devletin bir şeyler yapması gerek. Adamlar masaya toplanacak tam sorun için çözümler sunulacak tak. Bay kesindeğil geliyor ve diyor ki " beyler belki buhranda değiliz çünkü hiç bir şey kesin değildir xd".Ve arkadaşlar buna göre hareket etmeye başlıyor herkes aç .Ya da bay kesindeğil oraya uğramamış olsun. Keynes arkadaşımız masasında düşünüyor. Hızlandıran mekaniği falan filan aklına geliyor. Tam çözümü sunacak Para, İstihdam ve Faizin Genel Teorisini yazmaya başlayacak güüüm. Bay kesindeğil yine fısıldıyor. Keynes diyor ki " fock that" çünkü kesin değil belki fikirleri yanlış olabilir yine çöpe düştük.( yukardaki örnek gibi bu da kesin bir şey değil aslında 1970 lere doğru Keynesin ortaya koyduğu şeyler de sorgulandı fakat bay kesin değil gerçekten kesin olmayan fikirlerde bile ciddi sonuçlar yaratıyor.)

Neo matrixte takılıyor kırmızı elbiseli hatunu gördü. Arkadan morpheus yaklaştı neo ya bunun gerçek bir mekan omladığını aslında matrix olduğunu söyleyecek. Bay kesindeğil tam vaktinde geldi " matrixin gerçek olmayışı kesin değil morpheusun doğruyu söylediği de kesin değil" neo kesin olmayan bir bilgiyi takip etmekten vazgeçti.

Bay kesindeğil bir hikaye ile daha karşımıza gelsin mi gelsin be.

Porno bağımlısı bir arkadaş var. Deli gibi günde saatlerce beynini yıkıyor. Bir gün bir yazı görüyor ki porno insan beynine ve yaşamına ciddi zarar veriyor. Bu arkadaşın yardıma ihtiyacı var, hiç sorun değil bay kesindeğil iş başında yine bir kaç fısıldama ile bay kesin değil arkadaşı kandırıyor. Arkadaş yaptığı işe devam ediyor belki de etmiyor zararsız olduğu da kesin değil. Belki hayatı boyunca hiç bir şey yapmamaya karar verebilir. Thx bay kesindeğil.

Malesef ekonomik birimlerin hepsi bu şekilde hareket eder. Fayda maliyet analizi doğrultusunda karar verip faydanın fazla çıktığı durumlar da karar alırlar. Fakat dediğin gibi bu fayda her zaman maddi elle dokunulur bir zorunda değil. Bazen bir dilenciye 5 lira verirsin maddi bir şey yapmazsın fakat seni bu kararı almaya iten bir şeyler vardır. Bazı hislerini harekete geçirir yaptığın bu iyilik, yaptığın iyilik vicdanını rahatlamıştır vicdanının rahatlaması da sana fayda verir yani vicdanını rahatlamasının parasal karşılığı 5 liradan fazla olduğu için bu kararı aldın.( İnsanın bu analizi ne kadar doğru yaptığını işin içine karıştırmıyorum. Birey faydayı da maliyeti de çok rahat yanlış hesaplayabilir benim kanımca çoğu zaman da yanlış hesaplar)

:D.
Ortaya ana akımdan farklı bir fikir atıyorum, felsefe yapıyorum senin bana söylediğin şeye bak. Mesele düşünme işiyse ben kaynak olarak kendimi alıyorum.

Senin amacını bilmem ama ben gayet aşağılanmış hissettim. Düzgün bir kitapta önermemişsin bu konuda. Olaylara fazla egoist yaklaşıyorsun. Söylediğin her şeyi mutlak gerçek gibi savunuyorsun. Sonra diyorsun ki her şey kesin değil :DD.


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #1158

Felsefe yoktur demek felsefe yapmaktır ifadesi gayet doğru, tabi eğer bu kendi içinde tutarlı bir ifade olsaydı doğru olurdu. Ama kendi içinde tutarlı bir ifade değil.

Felsefe düşünmek değildir ama felsefe kendi süregelen devamlılığı içinde tutarlı düşünmek demektir.
Dolayısıyla felsefe bir insanın yapabileceği en önemli işlerden birisidir. Türkiye’nin gelişmemesinin en önemli sebeplerinden biri de felsefe yapmamasıdır zaten. Bilimi, düşünmeyi, bilimin ve düşünmenin kendisi için değil, sonuç odaklı yaptığımız için (devlet kurumlarında) gelişemiyoruz.

Bu o kadar tutarsız bir varsayım ki… Gerçeklik kesin değil, ben bun biliyorum mesela ama bu beni gerçekliğin var olduğu varsayımıyla hareket etmekten alıkoymuyor. Bir şeyin kesin olmadığını bilmek o şeyi varsayarak hareket etmekten alıkoymaz, fikirsel ve bilimsel işlerde hep böyle yaparız.
Oradaki ifadenin geri kalanı da “Yav bir şey kesin değilse insanlar hiçbir şey yapmaz o zaman” gibi altı, içi boş bir varsayımla devam ettiğinden temeli çökük bu binayla ilgili öbür misallere hiç yaklaşmıyorum.

Ekonomik bir olgudan bahsetmiyoruz. Keşiften, sınırları belli olmayan bir kavramlar topluluğundan bahsediyoruz.

Çok sığ ve milyarlarca kez karşı argümanlar üretilmiş fikirler ortaya atıyorsun. Bu da senin düşünememenden değil, fikir attığın konularla ilgili yeterli bilgin olmamasından, neyle karşı karşıya olduğundan haberdar olmamandan kaynaklanıyor. Felsefeyle ilgili çok stereotipik bir bakış açın var -ki bu felsefeyle içice olmayan herkeste var- lakin felsefe bu stereotiplere uyan bir şey değil.

Sana gayet düzgün bir kitap önerdim. Özel kaynakları önermiyorum zira özel kaynaklar belli bir bakış açısıyla bakıyor. MEB’in kitapları (hepsini bilmiyorum ama gördüğüm birkaç tanesi kadarıyla) olaylara daha düz bir bakış açısıyla yaklaşıyorlar. Yanlış bilgiler de olabiliyor ama genel olarak iyiler.

Savunduklarıma mutlak gerçek gibi yaklaşmıyorum ama sen şu an fizik bilmeden benimle kara delikleri tartışıyorsun. Söylediğin şeyler orijinal veya elle tutulur argümanlar değil.

Ayriyeten, yaptığım şeyin egoizm ile bir alakası yok. Sanırım beni tanımlamak için asıl kullanmak istediğin kavram “kibirli” olacaktı.


(falanfilan) #1159

Ben anladım abi sizin kesin değildir felsefenizi ben ciddiye almışım. Sizin kesin değildir ifadesi şu olayla direk açıklanıyor.

“Parayı atarsan ya yazı gelir ya da tura”
“Höeeeöeöeö ya dik gelirseee asşkdjaljsdfşajf”

Türk arkadaşlarımızın sırf bu konu üzerine yazdığı bir yazı varsa ama alırım bir dal. "Dik gelirse"nin felsefesini öğrenelim.

O konuda iddiam yok reyiz alırsın o konuda. Başka yazım yada anlam yanlışımız varsa affola.


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #1160

Argüman üretemeyince karşı tarafla dalga geçmek çok olgunca bir davranış. Neyse.


(falanfilan) #1161

Arkadaşım sen bana " git az kitap oku öyle gel diyorsun" ben ne yapayım. İnşallah o 0,000000000001 değildir diyorum o öyleymiş baştan söylesene bana bunu. Cidden bu ortaya atılacak bir fikir mi 0,00000000000001 var diye bunu söylemeye gerek var mı böyle bir fikir oluşturmaya gerek var mı ? Sonra felsefe neden boş iş bu tarz düşünceler boş iş yapıyor felsefeyi. Ortaya atılan şey sonuca vardırtmıyor. Öyle kesin değil, e ben buna uyarak hareket edeyim ? Yok etme. Anlamıyorum seni vallaha anlat bu ne diyorum. 10 sayfada anlatamam. Gerçekten " dik gelirse" mevzusu için bunu savunuyorsan alınma ama çok boş iş dalgayı da hakediyor.


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #1162

Burada “ufak bir olasılıkla” gibi bir meseleden bahsetmiyoruz, bu Felsefe’nin en temel sorularından biri olan “Doğru Bilgi Var Mıdır?” sorusu. O yüzden evet:

Meselesi bu konuda geçerli oluyor.

Burada seni bir sonuca getirmesi gerekmiyor, bu konudaki kararın sonucun kendisi. Mesela bence “Benim varlığım ve Tanrı’nın varlığı kesin bilgidir.” ama bu sonuçların ikisine de öz-farkındalığımla varıyorum. Öz-farkındalığım ise üzerine birden fazla kişinin ittifaka varabileceği bir konu değil, çünkü buna ancak ben, ben olmam nedeniyle varıyorum.
Ulaşılabilecek tek kesin bilgi bu olduğundan ve bu bilgide birden fazla kişi için kesin bir bilgi olmadığından herkesin üstünde ittifak edebileceği herhangi bir kesin bilgi olmuyor.

Senin hayatın nasıl bir sonuca varıyor? Bu tarz sorularla her türlü şey değersiz gibi görülebilir ama bu soruları sormanın kendisi değerli, because I say so.

Bu buna uyarak hareket edeceğin bir şey değil, biz burada bu konular üzerinden argüman üreterek birbirimizle tartışıyoruz. Sonunda bir sonuca varıyor muyuz? Bazen evet bazen hayır. Ama bir sonuca ulaşıyor olmamız gerekmiyor. Bu soruları soruyoruz çünkü soruyoruz, çünkü merak ediyoruz, çünkü bizim için değerli sorular. Senin için değerli değilse o zaman felsefe yapmak zorunda değilsin. Senin için boş işse senin için boş iştir. Fakat gelip bize bunun boş iş olduğunu dayatmaya çalışırsan biz de pek tabii karşı argüman üretiriz. Nitekim sen neyi eleştirdiğinin bile
( şu cümleden anladığım kadarıyla:

) farkında değilsin.

Bu tartışmadan da, neden:

mayacağımı anlamış olman gerekirdi.

Ve eğer sen:

Bunu diyebiliyorsan ben de senin içi boş argümanların konusunda aynısını diyebilirim. “Alınma ama”.


(falanfilan) #1163

Dimi abi ne kadar dandik dimi. Birisine desen para yazı ya da tura gelecek. Bunu dese ne kadar dandik ya dersin. Bana farkını iki tartışma arasındaki varkı söyleyebilir misin. İki kişi de çok çok küçük ihtimaller ile varsayımların yanlış olduğunu söylüyor.Aynı şey “Doğru bilgi var mıdır ?” Yoktur çünkü çok küçük ihtimalle her şey yanlıştır. Bu görüşe göre hareket eder mi kimse hayır e o zaman vardığımız sonuç hiç bir işe yaramıyor. Yani kesin bilgi yok desen de hayatın aynı devam ediyor kesin bir bilgi var desen de hayatın aynı devam ediyor. O zaman ne anlamı var bu konu hakkında konuşmanın. Lüzumsuz kelimesinin şekil bulmuş hali.

Bu soruda hayır be abi. Yok yani saf trollük bu başka hiç bir amacı yok. Kesin bilgi var yoktur, dik gelirse bu ikisi aynı şey. Paradoksvari bir durum ortaya atıp kaçmış birisi. Düşünüp vakit harcamaya gerek bile yok. Kantın etik felsefesi de canını yiyeyim. Seni sonucun kralına götürebilir tüm hayatın değişebilir. Ama sırf dik gelebilir diye bu olasılığı ortaya atacak. Ama yazı tura atarken, eylemde bu sonucu hiç düşünmeden hayatımıza devam ediyorsak. Düşünme devam et abi(düşün ama sonuca götürecek şeyleri düşün paradokslara kafa yorma). Hayatın çoğunluğu belirsiz okey de her şey belirsiz biraz fazla oluyor.

Matematikte nasıl yuvarlayıp işlem yapıyorsak. Bu konuda da kesin bilgi vardır diye devam edip hareket etsek. Hiç bir şey değişmeyeceği için yine doğru sonuçlara varacağımız için. Kesin bilgi(0,00000000000000001 yanlış ama olsun) bal gibi de vardır.

Neden “sen felsefsini anlamamışsın” kafasına girdin onu da anlamadım. Basit mevzu da fikir sıçıyorsa felsefesini anlamıyor muyuz.

İşin kendisinin değerli olmasını bilemem bana göre işin doluluğu doğru bir sonuca varılabilmesin de ya da en azından sonuca varılabilmesin de yatıyor.


((Aslında Değil)) #1164

Same old fight, but this time I’m not the one fighting it… Interesting.


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #1165

Küçük ihtimal değil, ihtimal değil. Hiçbir şeyden emin olamayız çünkü:

Bir şey hakkında konuşmam için onun hayatımda maddi bir fayda sağlaması gerekmiyor:

a) Zihin egzersizi yapmış oluyorum ve argüman üretme yöntemimi geliştiriyorum.
b) Bir bilgi arayışında bulunuyorum, illa bir sonuca ulaşmam gerekmiyor, nitekim bu bu işi kurcaladığımda herhangi bir sonuca ulaşmayacağım manasına gelmiyor, Gözlemlenebilir Evrenin dışına çıkmak gibi.
c) Şu an sahip olduğum çıkarımlara karşı üretilen çıkarımların farkına varıyorum, bu çıkarımların eksik noktalarını keşfediyorum.

Ortaya kimsenin bir durum attığı yok. Var olan tek kanıt öz-farkındalık, bu kanıt öznel bir kanıt, öyleyse şu anki sorgulama yöntemlerimizle evrensel bir kesin doğruya ulaşamıyoruz. Bu bizim evreni doğru olarak kabul etmemizi engellemiyor, ben hep “Only reality that matters is the one you observe” derim zaten. Ama ortada böyle bir durum var ve bu durum üzerinde tartışmamızın hem yukarıda söylediğim gibi faydaları var hem bunu yaparken başka şeyler bulabilme ihtimalimiz var hem de bu tartışmayı bitirecek "Başkalarının öz-farkındalığından emin olma"nın bir yolunu bulabiliriz.
Bence kesin bilgi vardır. Benim varlığım yanlışlanamaz ve ben kendi varlığımın olduğundan eminim. Ama sorun bu evrensel olmadığı sürece felsefenin çatısı altında “kesin” “fin” “end of discussion” diye bahsedemeyecek olmamız.

Zaten genel olarak böyle hareket ediyoruz. Ama bu bunu tartışmamıza engel değil ki? Yani biz bunu burada yaptık diye “Amaaan o meteorun varlığı bile kesin değil ki” demiyoruz ki. Biz ortada olan bir durumu belirtiyor ve bu mesele üzerine birbirimizle tartışıyoruz.

Diyorum ki bu konu hakkında bilgi eksikliğin var ve bu benim tek başıma kapatmamın çok uzun süreceği bir bilgi eksikliği. O yüzden “felsefesini anlayamazsın” demiyorum, bu konuda bilgi yetersizliğin var diyorum.

Doğru değil tutarlı demen lazım, yoksa yukarıda belirttiğim ilkeyle çelişiyor, bu problemin en temeliyle çelişiyor. Fakat “benim için doluluğu işin tutarlı olmasında yatıyor” dersen de o zaman bu dolu bir ifade değil, çünkü kendi içinde tutarlı olup da birbiriyle çelişen çokça şey var.


(falanfilan) #1166

Bak bu çok doğru ama önceki bütün tartışmalardan sonra dedim ki " vay demek böyle bir şey varmış belki öyledir lan" deyip kendimi otobüste düşünürken buldum. Bir başkasından benzer fikirleri rastgele bir anda duyunca küçük bi gülümsedim. Ama süreç ne kadar tatlıysa bence sonuçta o kadar tatlı ve bunda bulamadım o güzelliği.

Doğru derken sana faydası olan davranış şeklinde kullandım.

Bende biz bunu da tartışılıp sonuca varılamayan tartışma rafına sallayıp yolumuza devam edelim. Teşekkürler.


((Aslında Değil)) #1167


Şimdi, incelemek istediğim ilk şarkı bu. Tutarsa buradan devam edip arada sırada böyle şarkılarla çıkabilirim burada, hiphop müziğin sanat olarak bakılmayan, anlamsız bulunan bir kısmı olarak görülüyor sürekli, ben buna inanmamayı bırakın, şiddetle karşı çıkıyorum. O yüzden de zaten muhitte çok konuşulmayan bir konuyu, bu sefer bu perspektife taşıyarak hem bir hayat kazandırmaya çabalıyorum hem de tartışabileceğimiz farklı görüşler ortaya atıyorum. Neyse, @Ali_Hiz etiketle atlar gelirim demiştin buyur kanka. :smile:

İlk olarak şarkıda bahsedilen inançsal karmaşa hakkında düşünceniz ne? Buna, her insanın geçtiği bir dönem olarak bakıyor musunuz? Yoksa daha çok bir uyanış olarak mı nitelendiriyorsunuz? Veya üç büyük dinin üçünde de ortak olan Adem ve Havva hikayesine yaptığı yorum hakkında ne düşünüyorsunuz? Yani, onların inanmak zorunda olmayışı ancak bizlerin inanmakla zorunlu tutulmamız düşüncesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Peki, asla kanıtı olmayan çoğu zaman mantık içermeyen bir şeyi, insan aklıyla algılayamıyoruz diye basit bir şekilde açıklayarak bunun uğruna tüm hayatımızı yaşamamız gerektiğini mi düşünüyorsunuz yoksa her anımızı istediğimiz şekilde, istediğimiz yerde yaşamamız gerektiğini mi savunuyorsunuz? Kısaca şarkıda bahsedilen düşünceler hakkındaki yorumunuz nedir? Konuşalım…


(alifromboston) #1168

Her insanın değil de daha çok hayatını belli bir düzene oturtmaya çalışan insanların o düzeni kurarkenki sınırlarını belirlerken karşılaştıkları bir durum bence.


(meşe) #1169

Herkesin geçtiği bir evre bu bence. Insanlar günlük hayatında durup “Zaman Nedir” diye sormaz ama Tanrı’nın varlığını sorgular. Çünkü bu cevap nasıl davrandığımızı, dünyayı nasıl anlamlandırdığımızı ve geleceğe dair beklentilerimizi etkiler.
Bu insan evladı da kendi sorgulayışını şarkıya dökmüş kendi dilinde önce tasarım argümanını sunmuş mesela. ( aa bu ne güzel bir saat bu saati bir saatçi yapmıştır. Aa ne güzel dünya bu dünyayı kesin çok üstün birisi yapmıştır en basit haliyle)
Daha sonra analojinin yetersizliğinin farkına varıp ne kadar az kanıt olduğundan bahsetmiş.


((Aslında Değil)) #1170

Bana göre durum daha çok bir uyanışı andırıyor, bir devrimin ilk adımları gibi, bir direnç göstergesi var ortada çünkü bir eleştiri yapma var, bir sorgulama var öyle başlıyor.

Her insanın da yaşadığını düşünmüyorum, uyuşturulmuş çoğu insan neye inandığını bilmeden devam ediyorlar hayatlarına zaten, o insanların böyle bir dönemi bırak, böyle bir dönemin yakınına geldiklerini bile düşünmüyorum.

Bir grup kişiye göre aslında bu cevap hiçbir şeyi değiştirmemekte, onu geçtim bu şekilde düşünen, düşünebilen insan sayısı o kadar fazla değil bence, yukarıda dediğim gibi, böyle bir dönemin yakınına gelmeyen insanlar var, bence. Bunların çoğunluğunu bu sektörün içinde büyüyenler olarak düşünüyorum azınlık tayfa ise, IQ düşüklüğü yaşayan insanlar diye düşünüyorum, IQ düşüklüğü derken de yanlış anlaşılmasın genetik olarak gerçekten IQ düşüklüğü yaşayan insanlardan bahsediyorum.Tabii, küçük sorgulamalar yaşanabilir diyorsun, her şey öyle başlar diyorsun ama detaylı düşününce sürekli bastırılıp, sürekli bunun içinde büyümüş birisi aslında o kadar da sorgular mı diye düşünüyorsun. En azından ben öyle düşünüyorum.


(meşe) #1171

Küçük yaştan beri teist yetiştirilen biri tanrı yok mu lan acaba diye sorgulamaz. tabii ki tanrı var mı diye sorgular. Ikisinin arasında büyük fark var bence. Yani mandalinada Allah yazısını görüp yüce rabbim ne güzel yaratmış demek kendini bilmezliği de bir kanıt arama isteği. Zaten azınlık yok tasarım argümanıymış yok hristayan etiğiymiş diye araştırıyor dreamworld’e yaşamıyorum sjjs


(🔄) #1172

'‘Laboratuvarlar müslümanların çalışma alanları olmak zorundadır!’'
Süpersin hocam, konuş.


(meşe) #1173

20180127_233951


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #1174

Eğer buna karşı argüman yürütmemi istemiyorsan bunu buradan silip Muhit’in 9gag Arşivine atmanı tavsiye ederim. Yoksa bunu argümanın olarak alacağım.


(i) #1175

Silmeyecek gibi duruyor. Sanırım argüman olarak almanı istiyor. Then, let’s produce counter argument !


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #1176

Bilimi “bilmemne-i” diye kategorize edip bundan bir kitleyi aşağılamaya çalışmak zaten acınası bir çaba, bilim evrenseldir, kimseye ait değildir. Kimsenin yaptığı spesifik bir bilim yoktur.

Lakin eğer bunu bu şekilde alacak olursak, yani İslami bir bilim varsa bu Kur’an’ı “Tevrat’ın şifresi” tarzında çözmeye çalışan bir bilim değildir. Tarihte Kur’an’ın öğütlerinden etkilenip bilime başlayan çokça insan var ve bunlar hiç de önemsiz şahsiyetler değil.

İslam’ı yobaz ve bilim karşıtı, yaptığı en yüksek bilimi ebced hesabı olarak görmek, ya İslam ya da bilim hakkında büyük bir bilgi eksikliğinin göstergesi.

Ayrıca, Kur’an’ın Müslümanlar içi de tekrar yorumlanması son derece önemli bir şey. Zira bu kitabın omnitemporal bir varlık tarafından indirildiği imanındayız. Bu da sadece belli bir zamandaki belli bir gruba değil bütün zamanlardaki bütün insanlara indirildiği anlamını taşıyor, bu da bizim “reasoning” ve metodolojisini alıp bunu bağlam içerisinde yeniden değerlendirmemizi gerektiriyor.