Felsefe Kulübü - La Scuola di Atene


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #1179

Bilimsel mantığı övüyorum, bir iş her zaman övülebilir.

Meali: Kur’an’ı ateist sitelerindeki alıntılar kadar biliyorum.

Ay kıyamete doğru yarılıyor, olmuş değil olacak bir olay. Cataclysmic bir olay, Ay’ın yok olması yani.

Burada Firavun olaya şaşırmıyor, askerleriyle ortaya dalıyor, bunun Firavun’un suların çekilmesine yorduğu bir med-cezir olayı olması olası. Sitede detayla açıklanmış. Mucizevi bir olay olmayabilir yani.

Nitekim, mucizevi bir olay olsa ne olur omnipotent bir varlıktan bahsediyoruz, bunu yapması çok kolay.

"Biz gökyüzünü korunmuş bir tavan gibi yaptık. Onlar ise, gökyüzünün ayetlerinden yüz çevirirler."
Korunmuş kelimesi önemli, burada bir sınırlayıcı olarak tavan olmasından bahsetmiyor, bir koruyucu olmasından bahsediyor (as it is). Ayeti kesip biçersen böyle oluyor.

Yani bu kitap bilimsel bir kitap değil ama belli bir zaman ve kişiye indirilmiş bir kitap da değil. Hem çöldeki bedevinin, hem 16. Yüzyılda Anadolulu bir köylünün hem de bugün bizim anlayabileceğimiz bir kitap olması gerekiyor.

Bu yüzden kuru kuru kurallar yok, reasoning var, çoğu olay nedenlendirilmiş ve temellendirilmiş. Bir bağlam içinde anlam taşıyor.

7.yüzyılda yaşayan bir adama seks robotlarını anlatan bir kitap gönderemezsin. Aynı zamanda bu çağdan sonra olacak bütün olayları detaylı olarak yazmak da pratik olmaz.

Bu bir program yazarken işlem kullanmak yerine direkt bütün sonuçları teker teker yazmak gibi bir şey. Komik yani. Kur’an içinde bu değişkenleri koyarak yorumlaman gereken bir kitap.


(Ali) #1181

Neden övmeyelim?


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #1182

Aşağılamak doğru olmasaydı olurdu. Kur’an’ı tamamen okudun mu? Yoksa bu söylediklerin ateist sitelerinden bildiğin kadarıyla mı?

Diyor zaten. Göğün 7 katı vardır diye.

Kendimle çelişmiyorum, okuduğunu anlayamıyorsun. Bu kitap sadece bana hitap eden bir kitap değil diyorum:

Dolayısıyla bütün zamanlara hitap edebilen bir kitap olması için düz ansiklopedik bilgi şeklinde değil metodoloji ve reasoning şeklinde anlatılan bir bilgi olması gerekiyor.

Bunu defalarca anlattım, gayet açık bir argüman ama hâlâ aynı soruyu sormaya.devam ediyorsun, karşı argüman da üretmiyorsun.

Kur’an da atmosfer kelimesini mi kullanmasını bekliyorsun? Atmosfer ne demek biliyor musun? Buhar yuvarı demek?

Böyle bir kelime geçse yine aşağılayacaktınız. 7. Yüzyılda yaşayan adamlara bu kavramı nasıl açıklamasını bekliyorsun.

Hem Kur’an daha önce de dediğim gibi bir bilim kitabı değil bir mesaj kitabıdır. Ansiklopedi değildir. Bir mesaj veriyor, ne veriyor, Tanrı’nın kudretini inanmayanlara anlatmak, bu ayet geliyor.

Ben demiyorum ki bu ayet var o zaman bu Kur’an’ın geleceği gördüğünün kanıtı. Ben diyorum ki bağlam içinde düşünürsen bilimsel bilgiyle çelişmiyor.

Ki şu ana kadar metafor da kullanmadım, oysa Kur’an’ın ve Arap dilinin en sık kullandığı şeylerden biridir metafor ve çoğu şeye metafor desem yanlış da olmazdım.

Şöyle bir iddiam olmadı lakin:

Akıl kârıdır. Arapç konusundaki uzmanlığınız nereden geliyor bilmiyorum ama Arapça Türkçe’nin aksine isim bazlı bir dildir. Özellikle tüccar ve şairlerin etrafında geliştiğinden çoğu şeyin ismi vardır ve çoğu isim cümlenin içindeki konumuna göre anlam değişebilir.

Kafana göre “Şu anlamlı değil, bu anlamlı değil” demek felsefi bir argümanda geçerlilik taşımaz.

Aile hukukundan bahsediyor. Ve daha pek çok şeyden. Bunlar da kişinin hayatında gerekli şeyler. Bunlar yazılmış olsa “Hani Tanrı’nız madem bunları niye yazmamış?” denilecekti.

Mucizeler de anlatılmaz, kıssalar anlatılır. Kıssaların ise standart özelliği mesaj taşımalarıdır, olay merkezli değil mesaj merkezli yürür.

Mucize şöyle anlatılır:

Those are the enrollments recorded by Moses and Aaron and by the chieftains of Israel, who were twelve in number, one man to each ancestral house. All the Israelites, aged twenty years and over, enrolled by ancestral houses, all those in Israel who were able to bear arms—all who were enrolled came to 603,550.

İncil bu tarz detaylarla dolu, neden? Çünkü olay anlatılıyor, neden? Çünkü mucize anlatılıyor.

Kur’an’ın anlatışına bakalım:

Yok.

İncil soyağaçlarını, durumlarını, hepsinin teker teker adlarını, kabileleri ve daha pek çok şeyi anlatıyor. Kur’an bunların hiçbirini anlatmıyor.


(Oneironaut) #1184

Açıkçası tartışmaya katılmak, taraf tutmak(ki tartışmanın amacı zaten bu değildir) gibi bir niyetim yok. Sadece tartışmayı başından beri takip eden ve her postu aynı önemle okuyan biri olarak belirtmek istedim:
Fridia argümanlarla konuşuyor, temellendiriyor. Bunları senin sorduğun sorulara cevap niteliğinde yapıyor. Sana karşı üstün olma düşüncesi yok.
Sen ise argüman üretmek yerine, kendi savlarını farklı şekillerde ileri sürüyorsun. Bir şey ortaya atıyorsun, buna cevap geliyor ve sen cevaba karşılık vermek yerine zaten söylediğin, sorduğun şeyi bu sefer farklı şekilde soruyor, söylüyorsun.
Dışardan bir göz olarak söylemem belki yardımcı olur dedim.

Tartışma okuma keyfim bozulsun istemem. Başka bir amacım yok yani .
İyi tartışmalar…


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #1186

Omnitemporal bir varlıktan geliyorsa gayet de bekleyebilirsin.

Hep -mez hep -maz, tarzı cümleler kuruyorsun ama arkalarında argüman yok.

Bu konuyla ilgili modern zamanda pek çok fetva var bugün, neden? Çünkü “reasoning” i yapan ben değilim Kur’an. Kur’an’da olaylar temellendiriliyor, nedenleri gösteriliyor. Bu yüzden bu nedenler değişince ayet farklı bir şekilde yorumlanabiliyor.

Benim dediklerimi “falan filan” seviyesine indirgiyorsun. Sana açıklıyorum, sen “da deseniz Kuran mucizelerle dolu bir kitap” diyorsun, oysa ben şunu demiştim:

Omnipotent bir varlıktan bahsediyoruz. Her şeyi yapmaya gücü yeten.

Üstelik Nuh Tufanı sadece bir tufan, Kur’an bütün dünyayı kapladığını söylemiyor, sadece devasa bir tufan olduğunu söylüyor.

Ki ben dünyanın tamamını kaplaması meselesini de başkalarıyla tartıştım (modernlik kaygısı hiç olmayan insanlara) ve onlardan bile çoğu dünyanın tamamını kaplamasına karşıydı.

-Ki tamamını kaplasa da hiçbir şey fark etmez. Sonuçta omnipotent bir varlıktan bahsediyoruz.-

Yani “yorumlama” değil.

Ortada eğer bir kitaba karşı argüman üreteceksen, eğer bu kitabı "çürütecek"sen o zaman bu kitabın felsefi kabullerine olan tutarsızlıklarını öne sürmelisin. Sen ise hâlâ:

Bahsediyorsun. Bu imkansızlığın ise felsefi bir temellendirmesi yok.

Kur’an’da hiçbir yerde Adem’in ilk insan olduğundan bahsedilmiyor.

Yakın ama ıska. Adem İbranice kökenli bir kelimedir, bunu daha önce feminizm başlığı vb. yerlerde de söylemiştim. Adam insan manasına gelir.

Adem ilk dil kullanan ve ilk dini sorumluluklara sahip insandır. Kur’an’da özellikle bunlar vurgulanıyor. Bu da Bilgi Ağacı mutasyon zincirinden sonraki insanı temsil ettiğini gösteriyor. Böyle olması da gerekmiyor ama.

Ayrıca again:


(⏬) #1187

Sadece meal okumakla, örneğin Kur’anın “ayet” kelimesini tekil olarak kur’anda ki sözcük anlamında kullanmadığını nasıl öğrenirsin? Buna göre yaratılmış olanlar için de ayet kelimesi kullanılır. Yani “kur’an ayet kelimesini tekil olarak, yaratılmış olan varlıklar için de kullanır” demiyorum, “Kur’an ayet kelimesinin tekelini sadece yaratılmışlar için kullanır” diyorum. İşte bu kadar radikal bir durum.
Veya kur’an’ın peygamber için “ümmi” kelimesini “okuma yazma bilmeyen” anlamında değil de, daha önce gönderilmiş kitapların kavmi olmayan (kitap ehli olmayan) tevrat’ı bilmeyen ve mekkeli olanlar için kullanıldığını hangi meal okumasıyla öğrenirsin?
Araştırmalarını dallandırıp budaklandırman, Kur’an ve arapça bilgini zaruri olarak geliştirmen gerekir. Bağlam konusunda herhangi bir eksiğin olması alacağın sonuçları doğrudan etkileyecektir.

İşte bak yukarıda dediğim noktaya geldik. O tartışmanın çıkış noktası “sizi tek bir nefis’den yarattık” ifadesidir.
Nisa 1:
“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir.”

  1. yâ eyyuhâ	: ey
    
  2. en nâsu : insanlar
  3. ittekû : takva sahibi olun
  4. rabbe-kum(u) : Rabbinize karşı
  5. ellezî : o ki
  6. halaka-kum : sizi yarattı
  7. min : … den, …dan
  8. nefsin : bir nefs
  9. vâhidetin : bir tek
  10. ve halaka : yarattı
  11. min-hâ : ondan
  12. zevce-hâ : onun eşini, hanımını (Havva anamızı)
  13. ve besse : yaydı, türetti
  14. min-humâ : onlardan
  15. ricâlen : erkekler
  16. kesîran : birçok, çok sayıda
  17. ve nisâen : kadınlar
  18. ve ittekû : takva sahibi olun
  19. allâhe : Allah
  20. ellezî : o ki
  21. tesâelûne : istersiniz, dilekte bulunursunuz
  22. bihi : onunla
  23. ve el erhâme : rahimler, akrabalıklar, yakınlar
  24. inne : muhakkak
  25. allâhe : Allah
  26. kâne : oldu, … idi, …dır
  27. aleykum : sizin üzerinize
  28. rakîben : murakabe eden, kontrol eden
    Burada 40 farklı meal daha var:
    http://www.kuranmeali.org/4/nisa_suresi/1.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx

Orada nefisten kasıt sizi tek bir “tür"dür. Çünkü nefis kelimesi kur’anda başka ayetlerde” tür" anlamında da kullanılır. (Sadece tür anlamında kullanılmaz tabii)
Örnek:
Tevbe 128:
“Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.”

Kelime kelime çevirisi:

  1. lekad : andolsun ki
  2. câe-kum : size geldi
  3. resûlun. : bir resûl
  4. min enfusi-kum : sizin içinizden
  5. azîzun : azîz olan
  6. aleyhi : onun üzerine, ona
  7. mâ anittum : sizin üzüldüğünüz şey
  8. harîsun : çok düşkün
  9. aleykum : size
  10. bi el mu’minîne : mü’minlere
  11. raûfun : çok şefkatli
  12. rahîmun : rahîm olan, çok merhametli olan

Nisa 1:
8. nefsin : bir nefs
Tevbe 128:
4. enfusi-kum : sizin içinizden

Bu ikisi aynı köktendir. Belli oluyor zaten.
Sizi bir nefisten, bir türden yarattık.
Peki havva? (Kur’an’da havva ismi geçmiyor)

“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan”

Ademden havvanın yaratıldığını değil, Ademin yaratıldığı yerden, havvanın yaratıldığını söylüyor.
“Kalemleri aldım, onları çantama koydum” cümlesinde kalemin kastedilmesinin nedeni, anlam cümlede en yakın isimle ilişkilendirilir; bu, açıklamaya lüzum olmayacak kadar basit bir kuraldır günlük hayatımızda.
İşte bu ayette de öyle olmakla birlikte “Nefs” kelimesinin tür anlamında kullanıldığı göz önüne alınınca bariz şekilde
"sizi bir türden yaratan, eşini de oradan yaratan" manası barizdir, zorlama değil. Aslında bu yorum bile değildir; ayetin, düz meali de bunu söylüyor zaten. Biz sadece uzun yoldan, tekrar düz meale ulaştık. Zorlama diyorsan bile, Nisa 1 ayetini, Ademin ilk insan olmadığını ilan eden başka bi ayetle açıklayayım; Fatır 11’de bir çiftin değil, çiftlerin yaratıldığı yüzeysel bir meal okumasıyla bile görülüyor:

Allah sizi önce topraktan, sonra bir damla sudan yarattı, sonra da sizi çiftler haline getirdi. Onun ilmi olmadan bir dişi ne gebe kalır, ne doğurur. Bir canlıya ne ömür verildiği de, onun ömründen neyin kısıldığı da bir kitapta yazılıdır. Bu ise Allah için pek kolaydır.
Diğer mealler için:
http://www.kuranmeali.org/35/fatir_suresi/11.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx

Ayetin çevirisi:

  1. vallâhu (ve allâhu) : ve Allah
  2. halaka-kum : sizi yarattı
  3. min turâbin : topraktan
  4. summe : sonra
  5. min nutfetin : bir nutfeden
  6. summe : sonra
  7. ceale-kum : sizi kıldı
  8. ezvâcen : eşler, zevceler
  9. ve mâ tahmilu : ve yüklenmez, gebe kalmaz
  10. min unsâ : kadın(dan)
  11. ve lâ tedau : ve doğum yapmaz
  12. illâ : ancak, den başka, olmaksızın
  13. bi : ile
  14. ilmi-hi : onun ilmi
  15. ve mâ yuammeru : ve ömür verilmez, ömrü uzatılmaz
  16. min muammerin : ömür verilen bir kimseden
  17. ve lâ yunkasu : ve eksiltilmez, kısaltılmaz
  18. min umuri-hi : onun ömründen
  19. illâ : ancak, den başka, dışında
  20. fî : içinde, de
  21. kitâbin : kitap
  22. inne : muhakkak
  23. zâlike : işte bu
  24. alâllâhi (alâ allâhi) : Allah’a, Allah için
  25. yesîrun : kolay

Kur’an bizim bir erkek ve bir dişi “türünden” yaratıldığımızı söyler.
Hucurat 13:
"Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.

Çeviri:

1. yâ eyyuhâ : ey
2. en nâsu : insanlar
3. innâ : muhakkak ki biz
4. halaknâ-kum : yarattık sizi
5. min zekerin : bir erkek
6. ve unsâ : ve kadın
7. ve cealnâ-kum : ve sizi kıldık, yaptık
8. şuûben : şube, neseb, aynı soya mensup topluluk
9. ve kabâile : ve kabileler
10. li teârefû : tanışmanız için, birbirinizi tanımanız için
11. inne : muhakkak ki
12. ekreme-kum : sizin en çok kerim olanınız
13. inde allâhi : Allah indinde, katında
14. etkâ-kum : en çok takva sahibi olanınız
15. inne allâhe : muhakkak ki Allah
16. alîmun : en iyi bilen
17. habîrun : haberdar olan

min zekerin : bir erkek
ve unsâ : ve kadın

Senin dediğin gibi olsaydı ya, “sizi ademden ve havadan yarattık”, yani “min ademe ve havva” demesi lazımdı, ya da “min el zekeri ve unsa” (yanlış yazmadım inş) yani “sizi” O" erkekten ve “O” kadından yarattık" demesi lazımdı.
Zeker erkek demektir, bunun başında “-el” takısı yoksa bu bir türü ifade eder. Belirli bir kişiyi işaret etmesi için başında “-el” takısı olması gerekir. Türkçede de işaret zamiri kullanırız.
“Çocuğa hangi araba çarptı?” Sorusuna “Çocuğa araba çarptı” diye yanıt vermeyiz; “Şu araba çarptı” deriz.
Ama burada bir kişiyi değil, genel olarak türü işaret ediyor.

Al-i İmran 33 ise durumun barizliğini artık ilan ediyor, çünkü Adem’in seçildiğinden bahseder:

“Gerçek şu ki, Allah, Adem’i, Nuh’u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemler üzerine seçti”

Çeviri:

  1. inne allâhe : muhakkak ki Allah
  2. istafâ : seçti
  3. âdeme ve nûhan : Âdem ve Nuh
  4. ve âle ibrâhîme : ve İbrâhîm’in ailesini
  5. ve âle imrâne : ve İmrân ailesini
  6. alâ el âlemîne : âlemlerin üstüne

istafâ : seçti (Yanılmıyorsam Mustafa ismi de bu kökten gelir)

Tek kişinin olduğu bir ortamda seçim? Bilemedim.

Daha derli toplusu için şu videoya yönlendirebilirim:

Eve götürülecek sonuç: Burada hem Adem&Havva özelinde, hem de Kur’an genelinde Kur’anın bilimsel olguları önceden işaret ettiği değil, Kur’an ve Bilimsel olgular arasında sadece paralellikler ve çatışmazlıklar olduğunu ima ediyorum. Yanlış anlaşılmasın, "Kur’an aslında hiçbir bilimsel olguyu işaret etmez, sadece onlarla çatışmaz o kadar " demiyorum. Tabii ki inanan biri için (aslında bu inanıp inanmamakla değişecek bir husus değil tabii) Kur’anda bilimsel olgulara işaret de vardır.
Ama hem inanan hem inanmayanlar, Kur’an ve bilimsel olgular üzerine çalışma eylemlerini, Kur’anın bilim kitabı olmadığı gerçeği üzerine inşa etmeli.

Muhit editleme rekoru kırılacak bu postla


(Umur) #1189


Interesting…


(Deniz) #1190

‘Kafesin biri, bir kuş aramaya çıktı.’

Gereksiz ve yersiz bulabilirsiniz ama bu aforizma poetik olarak çok hoşuma gidiyor :hugs:

Siz ne düşünüyorsunuz? Kafes var mı? Kuş var mı? Kafes kuş arayabilir mi? Kuşsuz kafes, kafessiz kuş olabilir mi?


(Sapere Aude!) #1191

Notos dergisi her yıl şubat sayısını özel dosya konularına ayırıyor ve gerçekten arşivlenecek işler ortaya koyuyor. Bundan önceki dosyaları titizlikle hazırlanmış, üzerinde uğraşılmış konulardı. Bu seneki dosya konusunu “En Önemli 100 Felsefi Metin” olarak seçmişler. Felsefe okumalarına bir şekilde başlamak isteyen arkadaşlara şubat sayısını öneririm.

Deniz, soruna cevap vereceğim ama önce bunu yazayım dedim. Benden önce bir arkadaş cevaplayabilir.


(Protogonos (Ali)) #1192

O halde sence İslam ezoterik bir din midir?

Edit: Ya da soruyu düzeltmek adına; Kuran ezoterik bir kitap mdır?


(Protogonos (Ali)) #1193

İslamdaki tanrı her şeye gücü yeten,sonsuz,her şeyi bilen vs. vs. kusursuz bir varlık. Hiçbir eksiği yok. Mükemmel

Peki niye insani duyguları var? Neden insanların ona tapmasını,egosunu yüceltecek sözler söylemesini istiyor? Neden ona inanmayanları sonsuz ızdıraba mahkum ediyor? Kullarını seven bir tanrı neden onları bu kadar basit şeyler için azap çektirir?

Her şeyi geçtim,neden insan gibi “düşünüyor” ? Sevmek,sevmemek gibi şeyler insan psikolojisine sahip varlıklara özgüdür. Her şey yaratan bu varlık,nasıl yarattığı kurallara tabi olmak zorunda olabilir?Demek istediğim,akıllı varlıkları yaratırken onlar için duyguları,insani zevkleri ve acıları vb. yaratan tanrı neden bu yarattığı şeylere sahip?

Daha pek çok soru var böyle…Bu soruları çevremdeki müslümanlara sorduğumda ya ceva alamıyorum,ya da saçma sapan cevaplar veriyorlar(genelde sorduğum şeyi anlamıyorlar zaten :smile: )
bunun sebebi büyük ihtimalle bu "çevremdeki " insanların genel kültür,eleştirel düşünce vb. şeylerden yoksun olmaları (hiç kimseyi ezmiyorum,durum bu)

Allah’tan burada koskocaman muhit var,eminim buralarda sorularımı cevaplandıracak entelektüel bir müslüman vardır (öhöm @Audomarus_Fridia ). Aydınlatan olursa müteşekkir olurum


(Sapere Aude!) #1194

Temel noktayı en baştan söylemek lazım. Audo da muhtemelen aynı şeyi dile getirecektir. Tanrı hakkında ortaya koyduğumuz düşünceler, yalnızca bizim düşüncelerimiz. İnsani duyguları (kavramdan tam emin olamadım?) olduğunu, kendisine tapılmasını istediğini, bunu yapmayanlara ızdırap çektireceğini düşünmemiz hep bizim çıkarımlarımız.

Doğal olarak, yaratılıştan gelen özelliklerimizle düşünüyor ve üzerine düşündüğümüz konuyu da bu özellikler çerçevesinde ele almaya çalışıyoruz. Çünkü makul geliyor. Bir nevi mitoloji çabası diyebiliriz. Nitekim bana kalırsa mitolojinin temelinde de anlaşılmayanı, merak uyandıranı insani olarak ele alma çabası var. Bizim yaptığımızda bir nevi buna benziyor. Omnipotenti (yine Audo’nun sevdiği kavramdan gidelim) anlamaya çalışıyoruz. Ona kendi özelliklerimizle yaklaşıyoruz. Elimizdeki araçlar bunlar çünkü. Ama onun, bunlardan bağımsız olabileceği ihtimalini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Çünkü bu yalnızca bizim varsayımımız. Yani insan gibi düşündüğünü söylediğimiz şey, hiç de öyle düşünmüyor olabilir.


(Denizcan Sel) #1195

Belki beni azılı bir cehalet içerisinde zannedeceksiniz ama düşüncelerimi belirtmeden edemeyeceğim. Felsefenin kendisine inanılmaz saygım var, sevmesem de, nefret de etsem saygı duyuyorum bu alana, bu alanın düşünürlerine saygı duyuyorum. Lisede ki felsefe öğretmenimin burdan Allah belasını versin. Psikolojik sorunları olan menopozlu kadın. 4 yıl lise hayatımın en iğrendigim bölümü bunun dersleriydi. Özellikle takılıyordu bana, özellikle uğraşıyordu benimle. Sınıfın ineği, sessiz ve sakin akıllıca oturan süt çocuğu bendim. Hani haylaz, hamarat bir tip de değildim, temiz yüzlü efendi bir çocuktum. Zehir etti bana lise hayatımı bu kadın yüzünden 4 kere disipline gittim her birinde idare dosyama işlemeden bıraktı. Sen iyi üniversite kazanamazsın, o kapasite yok sende demişti sınıfın ortasında bana. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’ ni kazandım, gittim gösterdim tercih çıktısını, bak dedim ben salak değilim kazandım. Bu sefer de belgede sahtecilik yaptım diye şikayet etmeye karakola gitmişti. Şuan Tıp Fakültesi 3. Sınıfta okuyan bir doktor adayıyım. Felsefe konusunu görünce girip bi içimi boşaltayım dedim. Allah belanı versin senin kompleksli Nermin karısı.


(Boş İnsan) #1196

Bir ara kuantum teorisi ile ilgili bir video izlerken, 2 boyutlu canlıların, bizi yani 3 boyutlu bir canlıyı anlamalarının imkansız olduğunu söylemişti. Bu çok hak verdiğim bir düşünce. Şimdi aynı açıdan bakınca biz de 3 boyutlu düşünen ve yaşayan yaratıklar olarak bizden en az 1 boyut bile fazlasını görebilen ve orada yaşayan bir varlığı ne kadar anlayabiliriz?


(Sapere Aude!) #1197

Konu fazlasıyla tartışmalı bildiğim kadarıyla, Tanrı’nın anlaşılabileceğini düşünenler de az değil.

Ben gizli bir hazine idim; bilinmek istedim, mahlukatı yarattım.” (Acluni, Keşfü’l-Hafa, II/132)

Yukarıdaki ifadenin kutsi hadis olduğu söyleniyor. Başlı başına üzerine düşünülmesi gereken bir cümle olarak buraya bırakıyorum.


(Devrim) #1198

Doğru, yalnız bu çıkarımların temelinde yine bu tanrı tarafından gönderildiği söylenilen bir kaynak yatıyor. Her şeye kadir tanrı mucizeler konusunda hiçbir engel tanımazken, kıyamete kadar insalığa rehberlik edeceğini iddia ettiği kitapta bu kadar fikir ayrılığına düşülmesini önlemenin bir yolunu neden bulamasın? Çünkü bizim yanılgıya düşmemiz kendisi için olmasa bile bizim için çok önemli sonuçlar doğuruyor.

@Audomarus_Fridia Yakın zamanda sürekli ertelediğim bir şeyi yapıp, bu başlığı baştan sona okuyacağım. Tahmin ettiğim kadarıyla müslümansın. Sormak istediğim şeyler olursa özelden rahatsız edebilir miyim?


(Protogonos (Ali)) #1199

Sanırım yanlış anlaşıldım
Tanrının anlaşılamaz bir varlık olduğuna ben de inanıyorum.Ama eğer gerçekten tarif edildiği gibiyse hiçbir insani zaafı (ben böyle tanımlıyorum) olmayan,mükemmel bir varlık olması lazım,lakin İslam’ın Allah’ında bu kusurları görüyorum.

En azından ayetler bu yönde. Tabii aslında bu ayetlerin ezoterik bir anlamı olduğunu iddia ediyorsanız(yukarıda Fridia!ya sorduğum soru ile bağlantısı burada) o zaman bir şey diyemem


(Protogonos (Ali)) #1200

Flood yapıyormuş gibi olacağım ama,aynı mesaj içine farklı konularda yazmayı sevmem.

Öncelikle hadislerin hiçbirini kaynak olarak kabul etmem,çünkü “sahih” olduklarına kesin bir kanıtımız yok. Sahih olduğu söylenenlere bakıyoruz, “Ahmet Mehmet’ten duymuş,o da Şamil’in kitabından gören Kamil’den duymuş” şeklinde “rivayet” ediliyorlar.

Ancakk bu hadis oldukça hoşuma gitti :slight_smile: akla yatıyor.Yine de burada Allah ile direk konuşma söz konusu,bildiğim kadarı ile Muhammed vahiy edilen her şeyi Kur’an’a yazmış.Bunun da yazması gerekirdi yani


(Sapere Aude!) #1201

Bunu tercih etmemiş olabilir. Dediğin gibi yanılgıya düşmemiz bizim için önemli sonuçlar doğuruyor. Bu sonuçları görmek istiyor olabilir. Agnostik biri olarak görülmek istemem. Yalnızca, burada daha önce yapılan omnipotentlik tartışmalarından yola çıkarak konuşuyorum. Okuduğum kitapların bir kısmında insanların bir kısmının Tanrı’nın amacını anlayabileceği, bir kısmının ise bu anlayıştan daima yoksun olacağı yazıyor. Bu nedenle benim çıkarımım, yukarıda ifade ettiğim noktaya varıyor. Bugün yapılan yukarıdaki tartışmaya göz atabilirsin.

Ezoterizm, bilgisiz olduğum, biraz daha okumam gereken bir konu. Bu nedenle, pas demek durumundayım.

Elbette, yukarıdaki hadisin kesinliği ya da doğruluğu hakkında bir iddiam yok. Yalnızca konuyla alakalı olduğu için buraya yazayım dedim.


(Protogonos (Ali)) #1202

Ezoterizm demişken,bu konuya merakı (veya daha iyisi) bu konu hakkında bilgisi olan var mı?Belki fazla kişiysek Felsefe Kulübü’ne kardeş bir başlık açarız? Olmadı ben tek başıma mesaj yazıp kendime cevap veririm,kendi kendimle sohbet ederim :frowning: o da olur

Edit:
Anket yapalım o halde

Ezoterizm /Batınîlik/ Gizemcilik hakkında bilgi ve ilgi düzeyiniz nedir?

  • Hakim olduğumu düşünüyorum
  • Biraz bilirim
  • Pek bilgim yok ama olsun isterim
  • Çok da önemli değil,o da eksik kalsın

0 oylayan

  • İlgimi çeker
  • İlgimi çekmez

0 oylayan