Felsefe Kulübü - La Scuola di Atene


(Umut) #1348

Bence de çok güzel bir muhabbet dönüyor. Kendi düşüncelerimi toparlamaya çalıştım ama pek olmadı. Yine de yazmak istediğim bir kaç kişisel görüşüm var. Sevgi, evet, vücudumuzdaki kimyasal reaksiyonlar sayesinde meydana gelen bir şey. Bu bir gerçek. Fakat bundan ötesinin olduğunu düşünüyorum. Kendi kendimize geliştirdiğimiz bir şey. Belki Audo’nun dediği gibi

dir. Ama bununla sınırlı kalırsak tüm hissettiğim, hissettiğimiz şeyler mantıksız geliyor. Neyse söyleyeceklerim bu kadardı. Güçlü bir şey sevgi, kelimeler kifayetsiz kalıyor tanımlamak için :smile:


(*kahkaha atan çay bardağı*) #1349

O kadar komik bir hal içinde oluyorum ki,kelimelerle ifade edemem :joy:.Tam olarak yaşlı huysuz teyzelere dönüşüyorum,böyle sürekli kötü kötü bakışlar atıyorum kendimce,her fırsatta ondan hiç hoşlanmadığımı belli edecek hareketler yapıyorum,iğrenç bir insan olup çıkıyorum kısacası.Var mesela şu an çevremde böyle biri,hem okulda aynı sınıftayız,hem dershanede aynı sınıftayız. Aşırı ırkçı bir insan ve o konuştukça ben deli oluyorum.Bir de dışa dönük bir insan,hani gelip benim arkadaş çevreme dahil olmaya çalışıyor,yüzsüz yüzsüz laf atıyor falan djhfks,ben sürekli söylenirken buluyorum kendimi.Sevmediğim insanlara karşı hiç de öyle sevgi dolu biri değilim.

Bu yazıyı üzerinde küçük huysuz bir kirpi olan bardağımdan çay içerken okumak beni gülümsetti :grin:.


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #1350

Güzel bir inanç .


(Sapere Aude!) #1351

Bunu söyle diye cümlemi “inanıyorum” diyerek bitirdim. Düşüncemi romantik bulacağını tahmin ediyordum.


(tulpar) #1352

Evet sevgi iki birey için birbirlerine ilgi, sorumluluk ve saygı getirir. Ancak sevgi insana yeni kişilerle birlikte olup güzel bir tecrübe verdiği gibi aynı zamanda daha çetrefilli bir durum içerisine de düşürebilir.

Bu durum insanı kendi isteklerine uygun sevgiyi aramasına iter ve eğer bulursa karşısındakinin isteklerine uygun olmaya çabalamak zorunda kalır. Eğer karşısındaki insanı tatmin edemezse onun boyunduruğu altında kalabilir ve ilişkide dengesizlik ortaya çıkabilir.

Son olarak sevgi kimyasal bir reaksiyondur. Sadece sen onun kimliğiyle oynarsın.


Ben de sevdim Büşra. Sevgi doluydum ancak ona söylemeden vazgeçtim. Sevgimi tatmin etmekten vazgeçtiğim için doğal olarak hüzünlendim ve ne hikmetse hala devam ediyor meret.


(falanfilan) #1353

Bence aşk insanın en irrasyonel duygularından biri. Daha neden sevdiğimizi bile anlamadan insanlara bağlanıyoruz. Ben kendim için fark ettim bu durumu sadece güzel diye insanlarla bir bağ kurmak dünyanın en aptalca şeyi. Hiç bir fikrini düşüncesini bilmiyorsun, neredeyse hiçbir ortak noktanız yok ama yine de seviyorsun. Belki çok iyi kafanın uyuşacağı insanlara hiç şans vermiyorsun. Çünkü sırf güzel değil diye.
İrrasyonel bir durumdan oluşan bağın kuvveti de beni şaşırtıyor. İnsanlar kendisini öldürüyor sevgilisi onu terk ettiği için. Kendi hayatını, varlık amacını bir kişiye bağlamak dünyanın en aptalca şeyi. Aşk bence en overrated şeylerden birisi. Diziler, filmler, romanlar, şiirler de bu overratedlığı harmanlıyor.


(4 8 15 16 23 42 hey gidi lost) #1354

Sadece sevgi üzerinden düşünmeyelim.

Eğer her şey, tüm yaşanılanlar salt kimyasal reaksiyonlardan ibaretse o zaman özgür iradeyi reddetmiş oluruz, ya da bilinci. Zira bilinç de salt atomlardan meydana gelen bir şey olamaz, çünkü atomlarda düşünmek, karar almak, mukayese etmek gibi özellikler yok. Bu durumda sevgi de salt kimyasal bir şey olamaz. Kimyasallar, sadece sevginin var olduğunu gösterebilir (işaret eder) ama kaynağın kimyasal olduğunu ispat edemez. Tıpkı bilinç gibi.


(Devrim) #1355

Bütünü oluşturan yapı taşlarının, bütünün özelliğini taşıması gerekmiyor. Yapboz parçaları başlı başına bir görsellik sunamazken bir araya geldiklerinde bunu oluşturabilirler. Notalar doğru şekilde bir araya geldiğinde müziği oluşturur, harfler-kelimeler doğru şekilde bir araya geldiğinde yazılı eseri oluşturur. Tek gereken bu parçaların anlamlı bütünü oluşturabilecek potansiyele sahip olmasıdır. Bu noktada bilinç denen şeyi çözemediğimiz için, onu oluşturan maddeler ve onların bunu nasıl meydana getirdiği konusunda da şimdilik bir fikrimiz yok.


(4 8 15 16 23 42 hey gidi lost) #1356

yanlış bir bakış açısı olduğunu düşünüyorum.

zira yapboz ve müzik örneklerinde, parçalar bütünün kısımlarını taşır, ondan bir parça kendinden ihtiva eder… ama bilinç böyle bir şey değil. zihin bambaşka bir oluşum, keza canlılık da öyle… parçalarının özellikerini barındırmıyorlar, apayrı durumdalar.


(nemo potest beate vita sine sapientiae studio) #1357

“Bütün, parçaların toplamından farklıdır.”


(4 8 15 16 23 42 hey gidi lost) #1358

ama bütünü parçaların özelliklerini hala üstünde barındırıdır… önermenin içindeki diğer kısmı kaçırıyorsun… bu açıdan benzetme doğru değil.


(Devrim) #1359

İşte burada da aslında onu söylemeye çalıştım. Bütünü oluşturabilecek potansiyele sahipler. Fakat biz bilinç nedir onu bilmiyoruz ki yapı taşlarının nasıl olması gerektiği hakkında bir fikir belirtelim.

Burada dediğin bütünden izler taşımasından ziyade, bütünü tamamen yansıtmadığı idi.


(4 8 15 16 23 42 hey gidi lost) #1360

bilinci asla bilemezsin, zira bilinç kişisel bir deneyimdir. bilinçli olduğu sadece bir varsayımdır. bilinçliymiş gibi görünen bir robot yaptığımızda onun bilinçli olduğunu bize ne söyletir? sinir sistemi, veya beynin işleyişi gibi durumlar bilinçli olduğunu göstermez, bu sadece bilinçli olduğunu varsaydığımız canlılarda bir ön kabuldür… bilincin kendisi asla deneyin bir parçası olamayacaktır.

evet ama aynı zamanda bütünü oluşturacak işaretler de barındırmaz… senin verdiğin örnekler de bütün oluştuğunda bile parçaları görebilirsin… çünkü hala parça parça analiz edilebilir durumdadır… bilinç bu kategoride değildir.


(Devrim) #1361

Bugün bildiğimiz birçok şey için de geçmişte bu söyleniyordu. Hiçbir konuda asla diyemeyecek kadar çok öğrenecek şeyimiz var. Bugünün şartlarını kendimize duvar örmek için kullanmak yerine olabildiğince ileri dönük hale getirmeliyiz.

Eğer bilinçli bir robot üretecek durumdaysak zaten bilinç hakkında fikir sahibiyiz demektir. Şu anki teknolojimizle bunu anlayamayız, doğru. Fakat şu anki teknolojimizle böyle bir robotu üretemeyiz de zaten. Bu biraz Tanrı’nın olup olmadığını bilmeden nasıl bir biçimde olduğunu konuşmak gibi.

Bana biraz bu konuyu tabulaştırmak gibi geliyor bu durum. Elbette burada ne konuşursak konuşalım kişisel bir fikirden öteye gitmeyecek. Asla dememek gerekir sadece.

Bu işaretlerin ne olabileceği hakkında bir fikrimiz yok ki. Demeye çalıştığım da bu aslında. Bütün hakkında fikir sahibi olduğumuzda yapı taşlarında ne arayacağımızı bilebiliyoruz. Yalnız bilinç için bu geçerli değil. O yüzden “atomlarda muhakeme yeteceği yok” diyerek bilinci bunların dışında tutamayız.


(4 8 15 16 23 42 hey gidi lost) #1362

Evet doğru diyorsun ancak geçmişte “asla bilemeyiz” denilen kısımlar yine bizzat madde konusuydu. Yani bahsi geçen durum; aslında ipuçları olmasına rağmen “şu an bunu anlamaya kafam basmıyor” diye kestirip atmaktı. Bilinç farkındaysan kişisel bir deneyim diyorum. Maddelerin özelliklerini ne kadar öğrenirsen öğren, kişisel deneyimi gözlem konusu yapamayacaksın. Çünkü bahsi geçen konu madde değil fakat bilim denilen olay; maddenin gözlenmesi, üzerine deney yapılmasıdır. Ayrıca dediğin gibi bir olasılık bile olsa, yani; “aslında biz maddenin özelliklerini tam bilemediğimiz için durum böyle” bile olsa, o zaman şu durumda bilincin salt maddeden oluştuğunu söylemek de yanlış. Bilmediğimiz bir alanda atıp tutuyoruz değil mi? Ama eğer bir yorum yapacaksak, en makulu şu an için, maddenin yapı taşlarında sürekli tek tip bir görev var iken, canlılık oluşunca birden yepyeni görevler oluyor ve bu görevlerden tümdengelim metodu ile o yapıtaşlarına ulaşamadığımız hatta bir ipucu emaresi bile alamadığım bir şeyle karşı karşıyayız. Bir dizi atom nasıl oluyor da amaç ediniyor (bölünüyor, kendini kopyalıyor, hayatta kalmaya çalışıyor).

Dediğim gibi, bana kalırsa bu asla bilinebilecek bir şey değil. Bu tıpkı “neden hiçbir şey yerine bir şeyler var?” sorusu ile aynı. Burada bilimin alanından çıkıyoruz. Ama yine herkeste, her görüşte yanılma payı daima vardır. Bu yüzden %100 demiyorum, ama bana durum bunu gösteriyor. Belki de düşüncelerimi tam izah edemiyorumdur.


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #1363

(4 8 15 16 23 42 hey gidi lost) #1364

Çok güzel bir çalışma olmuş gerçekten, ama benim sorduğum soruların cevabı malesef burada yok. Burada bahsedileni ben de biliyordum. Sığırcıkların çarpışmadan aynı anda hareketleri veya balıkların. Bu gibi, insan için çok karmaşık duran şeylerin aslında çok basit bireysel görevlerin yerine getirilmesinden kaynaklı olduğunu biliyordum.

Fakat burada vidyoda, dikkat edilirse cevaplanmayan iki konu var. Benim bahsini ettiğim konular. Cansızdan canlı oluşumu ve bilincin salt atomlardan mı zuhur ettiği (ortaya çıktığı). Vidyoda örnekleri verilen her oluşum zaten canlıların bir amaçla görevler yapmasıdır. Bir amaçla nın özellikle altını çiziyorum. Atomlarda bir amaç yok. Canlının en ilkelini ele aldığımızda içinde bir “amaç” var ve bu da, daha büyük daha kompleks şeylerin “amaç amacı doğuruyor” durumunu oluşturuken makul oluyor. İncelenebilir bir sonuç ortaya çıkarıyor. Ama atomlarda bir amaç gözlemlenmezken ortaya amaç çıkması bu örneklere benzemiyor. Benim dediğim şey bu.


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #1365

Hayır, videoda atomlar ve moleküller üzerinden de örnek verilmiş bir sürü. En basitinden bir bilgisayar programı bile buna örnek verilebilir.


(4 8 15 16 23 42 hey gidi lost) #1366

evet pardon, ama onlarda da şöyle bir şeye dikkat çekerim, atomların görevlerini adım adım izlersen ıslaklık durumu gibi şeylerin mekanizmalarına ulaşabiliyorsun ve bir amaç edinme durumu oluşmuyor. Verilen iki perspektif örnekte de kendi içerisindeki kateorilerde “amacı var amaç içeren yeni bir yapı oluşturuyor, amacı yoksa amacı olmayan yeni bir yapı oluşturuyor” durumlarında açıklamalar barındırıyor. İkisi arasında geçişe örnek bir şey görmedim yoksa atladım mı? Zaten temel soru "canlıdan cansıza geçiş mekanizması ile yine cansızdan zihnin ortaya çıkması"ydı.


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #1367

Atomlar basit molekülleri, basit moleküller proteinleri, proteinler basit yapıları, basit yapılar organelleri, organeller hücreleri, hücreler dokuları, dokular organları, organlar sistemleri, sistemler bireyleri oluşturuyor. Bunların işlevlerini en küçükten en büyüğe takip edersen arada bir eksiklik olmadığını görebilirsin.