Felsefe Kulübü - La Scuola di Atene


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #1572

İnternetsizlik ve umulmadık çilesi.


(Volkan Şahin ) #1573

Ben de diyorum, Audo nerede…


(Devrim) #1574

Ne güzel bir süredir kendimi zeki hissediyordum. Welcome back!


(Umur) #1575

Şimdi, toplum tarafından dayatılmış bir şey var ortada evet ancak hala elinde bir seçim var. Hani kafana silah dayasalar bile bir seçimin var aslında, o silahın tetiğini de çekebilirsin, söyleneni de yapabilirsin.

Bunları yaparken, bu seçimi yaparken de senin en küçük sebebin, bir nevi yaşama sebebin oluyor benim gözümde. Her sabah neden kalkıyorsun denildiğinde, işe gitmek için diyen bir adamın da bir yaşama sebebi var yani. Bu da para, ekonomi, refah, umut. Bunlar da aslında benim gözümde o kişinin şuan ki varoluş sebebi, belki ileride sürüden ayrılır, belki gerçek seçimler yapar ve bu sebep değişir ancak sonuç olarak sebepsiz yaşayan birisi yok. Seçimsiz yaşayan birisi de yok.

Yanlış anlaşılmasın literal olarak ırkımızın varoluşunun bir sebebi yok, olabildiği için oldu sadece. Ancak bireysel açıdan herkesin bir sebebi var, absürt bakanların da var, hayata şaka diyenin de var, varoluşunu anlamsız bulanın da var.

Bukowski hayatı, varoluşu anlamsız bulduğunu söyleyen bir adamdır mesela, ancak sorulduğunda şu cevabı da vermiştir.

“Bizler sevişmek, bira içmek, gülmek için buradayız!” Bunun gibi bir şeydi. Yani demem o ki, senin her gün uyanırken bir sebebin varsa, o şey birnevi senin yaşama sebebin olur, bireysel varoluş sebebin olur. Bu da değişken bir şeydir. Mesela benim bugün uyanma sebebim işe gitmekti, para kazanmaktı. O zaman benim bugün varoluş sebebim de para kazanmaktı. Aynı zamanda akşam uyumama sebebim de senaryo yazmak, sevdiğim bir ürün ortaya koymak olacak. Akşam da benim varoluş sebebim buna dönüşecek. Ancak bir ay sonra benim varoluş sebebim içki içmek, eğlenmek, gülmek, gezmek vs. olacak. Ondan sonra yine değişecek.

Tabii ki gerektirmiyor. Ben bunu kastetmedim. Varoluşun anlamsız olduğunu düşünen bir adamın varoluş için bir sebebi vardır diyorum sadece. Ne olursa olsun vardır. Olmasaydı biz bu kişiyi asla öğrenemezdik.

Umarım anlatabilmişimdir.

Mobilden yazıyorum, bir sıkıntı falan varsa affediniz.


(Berk Kaynak) #1576

Dediğin her şeye katılıyorum. Ama tam olarak benim dediğim kavramı karşılamıyor. Aynı noktada durmuyoruz yani pek soruyu cevaplamak için. Müsait olduğum bir zaman tekrar konuşuruz.


(İbrahim Korkmaz) #1577

Tanrının yargılayacağını var sayalım. Sizce Tanrının adalet anlayışını nasıldır? “Tanrı neden çocukların ölmesine göz yumuyor” geyiği üzerinden gidelim.


(Umur) #1578

Eğer bir Tanrı varsa. Eğer bu Tanrı yargılayabiliyorsa… Mantıklı iki seçenek görebiliyorum.

1- Bu Tanrı sadistik bir puşt ve adalet algısı garip, kinci bir algı.
2- Dünyaya insanları gönderdikten sonra olacaklara bir şey yapamıyorçünkü yapabiliyorsa yine birinci seçeneğe dönüyoruz ancak sonradan yargılayabiliyor. Bu durumda ise adalet algısı konusunda hiçbir fikrim yok.


(Berk Kaynak) #1579

İyi veya kötü üzerine bir ahlak anlayışı olmadığını düşündüğüm için, adalet anlayışı da tamamen muallakta oluyor.


(Umur) #1580

Benim düşüncemde de iyi ve kötü üzerinde bir anlayışı yok ancak diyelim ki var kısmından gittim ben.


(İbrahim Korkmaz) #1581

Evet varsayımsal olarak fikirlerinizi merak ettim.


(İbrahim Korkmaz) #1582

Bu video hakkındaki görüşlerinizi çok merak ediyorum


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #1583

Tanrı’yı insan gibi yargılayamazsın.

Hristiyanlığa göre (yani belli bir Hristiyanlığa göre) Tanrı adildir. Dolayısıyla bütün günahları eksiksiz olarak cezalandırması gerekir, bütün insanlar da sürekli olarak tonla günah işlediği için bütün insanlar cehennemliktir.

Ama aynı zamanda Tanrı bağışlayıcıdır. Bu yüzden, Tanrı insanları bağışlamak için insan olarak yeryüzüne inmiş ve onlar yerine ceza çekmiş, insanlara bir bağışlanma kapısı açmıştır.

Dolayısıyla, birinin Cennet’e girebilmesi için bu bağışlanmayı, yani İsa Mesih’i ve onun insanlığın günahları için öldüğünü kabul etmesi gerekir.

İslam’da ise yargılanma meselesi aslında zaman zaman itikadi mezhepler arasında temel farklılıkları oluşturur.

İslamiyet’te yargılama/imtihan bireyseldir. Kişiler kendi hayat koşullarında yapabildiklerine göre yargılanacaktır. Mesela Müslüman bir ülkede doğan biriyle İslamofobik bir ailede doğan kişinin yargılanması aynı değildir.

İslamiyet’te yargılanmanın sebebi bir ticarettir (diyebiliriz sanırım), Tanrı istediği davranışlarınız karşılığında sizi Cennet’e koymayı teklif etmektedir.

İstemediği davranışları yapanlar -ki hem bu istemediği davranışların yapıldığı yer hem de bunları yapanlar yokluktan Tanrı tarafından var edilmiştir, Tanrı’ya aittir- ise Cehennem’de varlıklarını sürdürecektir.

Genel kanı bir insan Cehennem’e düşse bile kurtuluş kapısının açık olduğudur fakat bu tartışmalı bir mevzu. Bazılarına göre Cehennem’e giren bir daha çıkmayacaktır ama Cehennem’e girmek öyle her kötü amel işleyenin yaşayacağı bir şey değildir.

Bazı azınlık düşünceler Cehennem’in olmadığını dahi düşünmektedir.

Hristiyanlıktaki gibi, Tanrı adildir, nitekim Hristiyanlığın aksine Tanrı insanları bağışlamak için bir bedel istememektedir [gördüğüm kadarıyla Hristiyanların (yani İslam’ı az buz bilen, “Kur’an’da hiç aşk sevgi yok sadece adam öldürmek var” gibi çocukça suçlamalarla gelmeyenlerinin) en çok sunduğu mevzularda biri bu, Tanrı’nın insanları bağışlamak için bir bedel ödemesi gerektiğini, İslam’ın bu yüzden “kötü” olduğunu söylüyorlar) nitekim Tanrı’nın bağışlaması insansı katı kurallara bağlı değildir. İslam’da önemli olan insanların kişisel olarak yaşayabileceklerinin en "iyi"sini yaşamalarıdır. Bunun gibi Hristiyanlığın aksine günah da sevap da kişiseldir. Hristiyanlıktaki “inherent sin” anlayışı İslam’da yoktur.

Tanrı’nın dünyadaki yargılamasıyla ilgili ise çok görüş var. "Kötülük Problemi"ne omnibenevolent bir Tanrı için dahi verilen çokça cevap var -ki ben Tanrı’ya iyi veya kötü demeyi mantıklı görmüyorum- bunlara bakabilirsin.


(Umur) #1584

Benim gözümde adalet yargısına sahip olabilmesi için insanlaştırmam gerekiyor.


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #1585

Tanrı’nın insandan bir şey istemesi için kendisinin de bu şeylere tabi olması gerekmiyor bence ama elbette kişisel bakış açın bu senin, bir şey diyemem.


(İbrahim Korkmaz) #1586

Peki sence Tanrı kendine Tanrı mı diyordur? Hep merak etmişimdir :smiley:


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #1587

Tanrı kendine bir şey diyor mudur emin değilim. Kur’an’da Allah yani El İlah, The God olarak geçiyor. Tevrat’ta ise YHWH olarak geçiyor, bu kelimenin hem telaffuzu hem de anlamı tartışmalı bir mesele, “Yahveh” diye telaffuz edildiğini ve “O, ne varsa var eden” gibi bir anlama geldiğini düşünüyoruz.

Aynı zamanda Allah kelimesi ile aynı kökenden geldiğini söyleyebileceğimiz Elohim de özellikle Yahudiliğin lokallikten çıkmasıyla -tam olarak değil elbette, bugün dahi Yahudilik lokal bir dindir- Yahudiler arasında kullanılmaya başlanan bir isim.

Yahudiler arasında Adonai de kullanılıyor bu kelime “Lordum” manasına geliyor.

Bazı Yahudiler YHWH kelimesinin doğru telaffuzunun kutsal/doğaüstü nitelikler taşıdığını düşünüyor.

Ne olursa olsun, Tanrı’nın bir isme çok ihtiyacı olduğunu zannetmiyorum.


(halı, kilim, travel) #1588

Felsefeden ziyade sırf teoloji konuşuyoruz. Ayrı bir teoloji başlığı açsak daha verimli olacak gibi.


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #1589

Din felsefesi felsefenin en temel konularından biridir?


(halı, kilim, travel) #1590

Evet, spesifik bir şekilde din felsefesi konuşulduğu için konuşulduğu için ayrı bir başlığı da hakediyor bence.


(Berk Kaynak) #1591

Bence hiç gerek yok. Zaten çok aktif bir başlık değil. Daha geçen gün irade ve insanların amacını da konuştuk mesela. Hepsini toplasan bile başlık şişmiyor. Tanrı konusu popüler ve en çok merak edilen konulardan biri olduğu için insanlar fazla soru soruyor, gayet normal. Aslında kafamda açmak istediğim birkaç konu başlığı var ama yazmak için müsait olmayı bekliyorum. Malum kısa yazmayı pek beceremeyen birisiyim. :slight_smile: