Felsefe Kulübü - La Scuola di Atene


(Bulut ) #1740

Beğenmen çok güzel :slight_smile:


(Berk Kaynak) #1741

Sık soru sorma ve sen hitap şekli zamanında yazdığım şiirlerimden birini anımsattı, yakın hissettim kendimi sana. Şimdi nereye kaydettiğimi bulamıyorum, bulursam atarım. Devamını bekliyorum yazılarının, takibe aldım blogu, çok beğendim.


(Bulut ) #1742

İçimden geldikçe yazacağım dostum. Teşekkür ederim güzel yorumun için


(İbrahim Korkmaz) #1743

Birazcık “kirpi ikilemi” hakkında konuşalım mı? İki varlığın birbirleriyle yakınlaştıkça birbirine acı vermesi, ancak yalnız kaldıklarında eşit derecede, belki de daha fazla, acı çekmeleri. Bir bireyin umutsuzca diğer insanlarla bir ilişki kurma arzusu, ve dışlanma, kendini savunmasız bırakma, yargılanma, uğruna kalkanlarını indirdiği kişinin dikenlerinin ona batacağı korkusu. Bu olayın pek çok kez gerçekten gerçekleşmesi. Peki insan ilişkileri sizce bundan mı ibaret? İnsanlar birbirini incitmeden yakınlaşabilirler mi? Birbirlerini tamamen anlayabilirler mi? Aslında spesifik olarak ne sormak istediğimi ben de bilmiyorum. “Kirpi ikilemi” hakkında biraz okudum ve ilgimi çekti. Sizin de görüşlerinizi merak ettim bu konsept ile ilgili. Belki güzel muhabbet çıkar dedim.


(Metehan / Friendly Necromancer ) #1744

Menfaat ve çıkarlarımız olmasaydı birbirimizi incitmezdik. Fakat ne yazık ki menfaat ve çıkarlarımız olmasaydı yan yana gelmek için de bir nedenimiz olmazdı. Sonuçta insan insanin kurdudur.


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #1745

Modern toplumun menfaat kelimesine gereğinden fazla bir olumsuzluk yüklediğini düşünüyorum.


(İkbal Kartal) #1746

Münazara başlığında çok konu dışı olmamak için buraya soracağım. İnsanların yaşamını sürdürdüğü ve yazınsal eserler ürettiği(veya üretmeye çalıştığı)bir toplumda mitlerin ortaya çıkmaması mümkün müdür?

umarım anlatabilmişimdir


(s) #1748

Mumkun degildir. Insanlar olaganustu seylere, bir seyleri efsanelestirmeye cok yatkin. Ornegin bir insan hakkinda bir sey bilinmedigi halde bile o insana dair cesitli iddialar ortaya atiliyor. Hemen gizemli hikayeler uyduruluyor. Bu bence insana has bir ozellik. Bir seyleri efsanelestirmeyi seviyoruz diye dusunuyorum


(İkbal Kartal) #1749

Ama bir noktada doğal gelişim göstermesi gerekmez mi? Yani insan yaşamının doğal bir getirisi olarak?

Bu mitlerin doğal yolla yayılışını hızlandırmaz mı?


(Kuyuya düşmüş it) #1751

Sorulan soruyu yanlış okumuşum. Kusura bakmayın. Mental yorgunluğum hat safada şu anda.
Tabikide içinde hayal gücünün en ufak kırıntısı bulunan tüm toplumlar kendi mitlerini üretirler. Edebiyat mit üretmek ve bunü yaymak için harika bir araçtır.


(İkbal Kartal) #1752

Ben de böyle düşünüyorum. @FordPrefect hocam soru yanlış just joke :stuck_out_tongue_winking_eye:


(Fransuva'nın Ayranı) #1753

En gerçekçi toplumlarda bile efsaneleştirme çok yaygındır. Çanakkale savaşı için bile pek çok efsane türemesi buna büyük bir örnektir.


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #1754

Hmm…


(Fransuva'nın Ayranı) #1755

Biz çok gerçekçi bir toplumuz diyen çok gördüm be audo


(Deniz) #1756

Hiç gerçekçi değillermiş belli ki.


(Sapere Aude!) #1757

Her şeyden önce, toplumların ilk mitleri sözlü edebiyatın kaynağını oluşturuyor. Bilinmeyene, anlaşılmayana yönelik açıklama getirme çabası, doğada insandan daha tehlikeli varlıkların olmasının getirdiği bir korunma içgüdüsü ve bunu sağlayacak bilgilerin bir şekilde aktarılması gerekliliği mitlerin, sonrasında da sözlü edebiyatın doğuşuna kaynaklık ediyor. Yazılı edebiyata daha çok var.


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #1758


Genetik mühendisliğin ve daha öne çıkan haliyle Designer Babies meselesinin etiği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Sizce bu “Tanrı’yı oynamak” mı?

Şahsen ben bu düşünceyi epey yanlış buluyorum. İnsanlar genetik mühendisliğini insanın potansiyelini arttıracak şekilde uygulayabilmeliler.

Elbette bu konunun aceleye getirilmemesi lazım zira insanlığı önemli ölçüde tehdit edebilir. Ama bu konu üzerinde ahlaki bir kaygıda bulunmuyorum. Hatta bence bu meselenin önüne geçmek ahlaki olarak sakıncalı olabilir.

Sonuçta bir noktada “yaşlılığı” da bir hastalık olarak görebileceğimizi düşünüyorum.


(büşra) #1759

Kirpi metaforu benim de çok sevdiğim öhöm nick alacak kadar öhöm bir metafor. Ancak bunun bir ikilem olup olmadığından emin değilim. Bunun alelade bir ikilem olduğunu söyleyip insanın menfaatçi olduğundan dem vurmak ki yani bu da bence aşırı klişe bir tespit. :roll_eyes: biraz kolaycılığa kaçmak olurdu. Çünkü sevgili Schopenhauer metaforun sonunu şöyle tamamlar:

"Sonunda, bir arada var olabilecekleri, nezaket ve görgünün belirlediği ortak noktada buluşurlar. Bu noktada, çevrenin sıcaklığını hissetme arzusu kısmen karşılanır ama, buna karşılık okların acısı hissedilmez. Kendi iç sıcaklığı çok yüksek olanlar ise, ne sıkıntı vermek, ne de sıkıntı çekmek için, topluluklardan uzak durmayı tercih ederler.”

İşte bence tam burada önümüze iki seçenek sunuyor Arthur. Ya toplumla, dış dünyayla yani diğer kirpilerle aramıza doğru ısıyı ayarlayarak bir mesafe koyacağız ya da kendi iç ısımızı diğer kirpilerin ısısına ihtiyaç duymayacak kadar yükselteceğiz. İkilemin iki ucu var, iki ucu da toplum ve insan ilişkileri açısından gayet makul görünüyor bana. Sizi bilemiyorum elbette. :cherry_blossom:


( ◉) #1761

Siyaset Başlığı’ndaki tartışmadan sonra aklıma esti. Konu ile bağlantılı olarak daha önce de rastladığım bu tartışma konusunda sizin de fikirlerinizi merak ettim.

Emek mi daha değerlidir, ürün mü?


(İbrahim Korkmaz) #1762

Emek anlayışına bağlı bence.