Hikayeleri Yeniden Yorumlama Yayınevi


(Hande) #546

O ne demekmiş yahu, siz abarttıkça “gerçekten beğendiler mi acaba?” diye şüpheye düşüyorum elimde olmadan. Hoş buldum efendim, birlikte nice hikayelerimiz olsun.


(Gizem) #547

Kızın yüzü pespembe olmuştu.Ocak ayında havanın bu kadar sıcak olması garipti. Uzun uzun baktı elindeki mektuba,mutluydu. Ayrılık fazla uzun sürmeyecekti. Duyulmayacak kadar kısık bir sesle "kurşun " dedi ve kendi kendine güldü. "Ben “demişti kız “bir kalkan gibiyim, ruhumun derinliklerine kimseyi sokmam” topal oğlan gülümsemişti ona " o zaman ben de kurşunum, her zaman senin kalkanını geçmeye çalışan” Kimsesiz, aksak oğlanın böylece bir ismi olmuştu. Bu anı her zaman mutlu etmişti balerin kızı.
Ne olurdu ona söylenenlere aldırış etmeseydi. “Askere gitmek istiyorum.” demişti. Kız bunu duyunca neden diye bağırmak ve kızmak istemişti ama cevap veremeden sevgilisi onu susturmuştu “topalım diye ülkemi savunamayacağımı söylüyorlar, Tam bir erkek olmadığımı söylüyorlar, cesur olmadığımı bir korkak olduğumu söylüyorlar.” Kız sadece üzgün üzgün bakmıştı.Sen asker olamayacak kadar naif birisin diyememişti.
Şimdi ise yükselen alevler arasında canını vermeden önce camın önünde sevgilisinin onu beklediğini görüyordu…Elinde kurşunun öldüğünü haber veren mektup vardı.


(büşra) #548

Kim demiş kısa hikayeler etkili olmaz diye, bu çok ama çok dokunaklı olmuş Gizem. Çok sevdim. :cherry_blossom:


(Gizem) #549

Yorumun için çok teşekkürler. Fikirlerin değerli benim için :cherry_blossom:


(Sapere Aude!) #550

Çok güzel olmuş, az kelimeyle çok yoğun anlatmışsın. Tebrik ederim!


(Ty Lee) #551

İlk denemem olduğu için biraz heyecanlı olduğumu itiraf ederek başlamak istiyorum. Yapıcı eleştirilerinizi bekliyorum. Ayrıca tahmin ettiğimden uzun bir şey ortaya çıktığı için partlar halinde yazma kararı aldım. İyi okumalar. :relaxed:

Günlerden bir gün küçük bir evin, büyük odasında lise çağlarında bir oğlan telefonunda vakit öldürüyormuş. Bir süredir üye olduğu sosyal medya platformunda aniden gözüne çarpan bir başlığa, hayatının nerelere sürükleneceğini tahmin dahi edemeden tıklamış. O başlık “Hikayeleri Yeniden Yorumlama Yayınevi” imiş. Çocuk yazılanları okudukça büyük bir beğeni, hayranlık ve daha fazlasını okuma isteği ile dolmuş. Sonunda başlığın son gönderisini de okuduktan sonra kendisi de içinde büyüyen yazma isteğine engel olamamış. Başlığı biraz geç keşfettiği için baştan başlayarak şu ana kadar yazılan her masal için teker teker yazmayı düşünürken aklına gelen fikirle gözleri parlamış. Hepsini tek bir hikayede birleştirecekmiş. Anında bilgisayarını açıp hayatını değiştirecek ilk harfleri yazmaya başlamış.

Yumuşak eller nazikçe kömür karası saçlarını tararken, güzeller güzeli prenses zihninde koşuşturan yedi küçük çocuğun peşinden gitmeden edemedi. Bir anda geçmişe, çocukluğuna, dönen prenses bu eski anıların onda yarattığı özlem ile buruk bir şekilde gülümsedi. Eskiden, bu saray zindana, hiç çıkmadığı odası ise onun için bir cam fanusa dönüşmeden önce saraydan çıkar şehre iner ve oradaki arkadaşları ile oyunlar oynardı. Her gün aynı yerde buluşmak üzere sözleşip akşama kadar beraber vakit geçiren 7 güzel kalp içinde bizim prensesimizin en yakın arkadaşı ise Kırmızı’ydı. Beraber oyun oynadıkları zamanlar ve sonrasında hep Kırmızı ile vakit geçirirdi prensesimiz Pamuk. Hatta bazı geceler Kırmızı, sarayda Pamuk ile beraber kalırdı.
Arkadaşının ona hep gülümseyerek bakan güzel yüzü gözlerinin önüne gelince hüzünle soludu Pamuk. Özlemişti arkadaşını, lakin kendini bu cam fanusun içine öyle iyi kilitlemişti ki çıkışı bulamıyordu. Gözlerini kapayıp arkadaşının hayaline geri döndü.
Kışın gelmesi ile çocuklar pek dışarı çıkmaz, Pamuk ve Kırmızı daha az görüşür olmuştu.
Ayrıca bu yıl kış gelirken yanında kötü bir sürpriz de getirmişti. Pamuk’un annesi tedavisi mümkün olmayan bir hastalığa yakalanmıştı.
Mevsimin sonuna doğru ise hayat Pamuk’a, acının sadece oyun oynarken yere düştüğünde dizinde hissettiği şey olmadığını öğretmişti. Pamuk bu olaydan sonra pek saraydan dışarı çıkmaz olmuş, onu görmek isteyen yedi çocuğu da her seferinde reddetmişti.
Aradan geçen bir yıl sonunda babasının başka bir kadınla evlenmesi ise Pamuk’un acısının iyice alevlenmesini sağlamıştı. Kadının Pamuk’u sevmediği her halinden belliydi ve bunu gizlemek için bir çaba göstermiyordu. Pamuk üvey annesinin yanında bir kurdele ile boğazı sıkılıyor ve boğuluyormuş gibi hissediyordu. Sanki zehirli bir tarak sürekli kafasında durup onu yavaş yavaş öldürüyordu. Zaman geçtikçe Pamuk bu hislerden ve üvey annesinden uzaklaşmak için kendini odasına, cam fanusuna, hapsetmiş her şeyden elini eteğini çekmiş, büyük bir hüzün dalgasının peşine takılmıştı.
Saçını tarayan ellerin sahibinin sesi ile gerçekliğe döndü güzel prenses.
“Yine dalıp gittiniz prensesim.”
"En azından zihnimi bu kasvetli saraydan uzaklaştırmak istedim ama düşüncelerim bile duvarlara çarpıp bu sarayın anılarına dönüyor."
Taramayı bitiren genç kadın prensese sıcak bir gülümseme gönderdi. Odadan çıkmadan önce de son sözlerini söyledi.
“Kendinize çok yükleniyorsunuz, belki de gerçekten bu saraydan uzak kalmanız gerekiyordur prensesim.” Hafifçe kafasını eğerek “İzninizle.” dedi ve dışarı çıktı kadın. Kadının ardından bakan Pamuk kafasına üşüşen fikirlerle uzun süre sonra ilk defa heyecan duydu. Bu saraydan kaçacaktı!

Sabah genç kadın, prensesi uyandırmak ve her gün olduğu gibi bugün de Kırmızı’nın onu görmeye geldiğini söylemek söylemek için odaya girdiğinde Pamuk’u odasında bulamadı. Yatağın üzerinde ise bir not vardı.

‘Bana yol gösterdiğin için teşekkür ederim Maria, cam fanusumu kırmaya gidiyorum.’


(Sapere Aude!) #552

Güzel fikir, devamını bekliyoruz. Bu kısım çok güzel olmuş.


(Ty Lee) #553

Teşekkür ederim :blush:


(Volkan Şahin ) #554

Daha başka Kurşun Asker yorumu gelmeyecekse; haksızlık olmaması adına, seçimi tek oyla kaybeden, Kibritçi Kız’a geçiş yapalım isterseniz.


(Gizem) #555

Yeni oylama talep ediyorum


(Sapere Aude!) #556

Volkan başlığa el koydu. O ne derse olacak.


(Gizem) #557

Demokrasiden diktatörlüğe mi geçiş yaptık :no_mouth:


(Sapere Aude!) #558

Diktatörlük olsaydı Volkan’a diktatör diyemezdin.


(Volkan Şahin ) #559

Halbuki başlık benim değil.

Edit: Cevap hakkımı anca kullanabiliyorum:

Evet, özürleri alayım.


(sergen) #560

all hail volkan


(Gizem) #561

Ben fikrimi belirttim. Ortalığı kızıştıran kişi @FordPrefect idi. suçu birine attığıma göre rahatlayabilirim


(Volkan Şahin ) #562

Androidçi Yapılanma her yerden çıkıyor zaten. Beni de kandırdılar.


(Salih Alp Gökçek ) #563

Waow, edebiyatın parçalandığı başlıkta dikta sesleri yükselmiş… yazık, çok yazık…


(sergen) #564

all hail androidçiyapılanma


(Volkan Şahin ) #565

Kardeşim sen de tarafını bir belli et yaw.