Muhit Siyaset Başlığı


(s) #3317

kesinlikle katiliyorum.
kapitalizm insan dogasinin bir yansimasi.
cocuklara bile baktigimizda kendi iclerinde cekisme, rekabet, sayginlik duyulma istegi bulunmakta. buyudukce zaten bu durum daha da buyuyup tamamen insani hirstan olusmus bir yapi haline getiriyor.


(Can) #3318

Buna zam denemez aslında, diğer tüm telefonlarda da fiyat artacak. Çünkü 2017 fiyatları dolar kuru 3.7 iken yapılandırılmıştı. Şimdi 4.8’e çıkıp duruyor. Aslında fiyatlar hala aynı, orjinal sitede dolar üzerinden fiyatlar değişmemiş


(Sapere Aude!) #3319

Bu nereden çıktı ki şimdi? Yine pratiğe mi bakıyoruz?


(meta) #3320

Sosyalizm, ideal gaz gibi. Özelliklerini, denklemini bilmek maddeleri tanımak için çok önemli ve faydalı fakat gerçek hayatta ideal gaz yok.

Sosyalizmi ideal olarak uygulamak için kişilerin büyük çoğunlukla bu bilince ulaştırılması lazım. Fakat kişileri yeterince bilinçlendirebildiysen, sistemin zaten pek bir önemi kalmıyor. Aksi takdirde bu, güç kullanılarak uygulandığında, yozlaşmaya çok elverişli.

Yani bugünün sorusu “bu sistem ideal bir şekilde uygulanabilir mi” olamaz, “bu sistemin işleyebilmesi için ideal bir ortam oluşabilir mi” olabilir ancak, ki bu da sosyalizm ihtiyacını zaten ortadan kaldıran bir durum.


(Berk Kaynak) #3321

Bence burada döngüsel bir durum var. Yaşam biçimleri bilinçleri tarafından şekilleniyor, ancak o yaşam biçimi de bilincin evrimini kısıtlayacak şekilde bilinci şekillendiriyor. Sahip olma, rekabet, hırs gibi istençler çok derinlerimize işlemiş, doğal içgüdüler. Bu içgüdüler sayesinde tarihsel sürecimiz bizi kapitalizme getirdi belki de. Kapitalizm ise bizi kendinden koparmamak adına kendine bağlıyor. Yukarıda da demiştim, Kapitalizm’in insanları illüzyona kaptırma kabiliyeti çok yüksek. Kendine şaşalı bir portre çizmesi ve insanların içlerindeki başarmak istencini beslemesi çok kolay.

Misal, insanlardaki alışkanlık döngüsünün reklamlarda bir taktik olarak kullanıldığı ilk büyük ürünlerden birisi “Pepsodent” isimli diş macunudur. Tamamen işaret-rutin-ödül mekanizmasıyla geliştirilmiş bir pazarlama anlayışı vardır ve Amerika’da insanlara diş fırçalama alışkanlığını kazandıran diş macunu olarak bilinir. Uzun bir süre kullandığı alışkanlık döngüsünün Pepsodent’in kurucu ve pazarlamacılarının dahiyane fikri olduğu zannedildi ancak birebir aynı reklamlar ve aynı taktikler daha önce çıkıp iflas etmiş diğer diş macunu şirketleri için de kullanıldı. Yok olmuş bu şirketler sindirilerek tarih sahnesinde silindi ve başarıya ulaşan Pepsodent’in hikayesi reklamcılık ve üretim sektöründe bir mite dönüştü. Bu şekilde insanların algısının başarıya endekslenmesi ve zor durumda olsalar bile daha iyiye umut beslemeleri bu tarz bir anlayış ve illüzyonun ürünü. Ha, gerçekten de Kapitalizm’in iyi uygulandığı yerlerde çok çalışan ve dahiyane, yenilikçi fikirlerini sunan insanlar kazanabiliyor. Tabii günümüzde bundan ne kadar uzaklaşıyoruz ya da ne kadar bu kademedeyiz bilmiyorum.

Peki devletin bu tarz eksesif bir güce sahip olması, yozlaşmayı “mutlaka” beraberinde getirmez mi? Uygulanabildiği kısa bir süre olsa dahi, devlet her el değiştirdiğinde bu yozlaşmaya yaklaşmamız ne kadar olası sizce? Uygulanabilir ve ideal Sosyalizm nasıl olmalı? Madem ki yeni fikirlere yer yok, gelişim nasıl kaydedilebilir? Ben devletin bu derece dengesiz bir güce sahip olmasından mütevellit Sosyalizm’in bireyselliği yok ettiğini ve her ne kadar sistem Kapitalist anlayışın dışında da kalsa, devletin başındakilerin Kapitalist hislere sahip olma ihtimallerinin yüksek olduğunu düşünüyorum. Çok klişe bir örnek belki ama, Hayvan Çiftliği’ndeki gibi domuzların insana benzememesi için ne yapabiliriz?

Bahsettiğim şey bu.

Bana da böyle geliyor. Arthur C. Clarke’ın meşhur sözü var hatta: “Dünyadaki hiçbir ütopya, insanlarının hepsini sonsuza dek mutlu edemez.” Mutlu olmayan kişiler ise devirmeye, değiştirmeye, dönüştürmeye yazgılarıyla bağlıdır bana kalırsa. Ancak bir yandan da insanın kendi evrimini ve gelişimini sağlayabileceğine de inanıyorum. İnsana ömürlük, sabit bir karakter biçmek pek doğru gelmiyor o yüzden.


(Sapere Aude!) #3322

Bu sürecin karşılıklı olması düşüncesine ben de sahibim. İçinde bulunduğumuz ortamdan, sosyal ilişkilerden, toplumsal koşullardan etkileniyoruz. Ancak hepimiz birer özne olduğumuz için etkilendiğimiz bu koşulları etkileyebiliyoruz. Muhtemelen daha önce verdiğim Almanya’daki gurbetçiler örneğinde olduğu gibi, Almanya gibi bir mekanda olmaları onları etkiliyor; ancak onlar da buna tepki göstererek bulundukları mekanı etkiliyor. Etkilenen mekan, bu sefer farklı bir şekilde onları etkiliyor ve bu süreç, devam ediyor.

Kapitalizm örneğinde de bunu görüyoruz bence. Bizim doğamıza uygun, işlediği zaman fayda sağlıyor ve çok büyük atılımlar yapmamıza yardımcı oluyor. Oluşturduğu mekan, toplumsal ilişkiler ve sadece kapitalizm özelinde, kendisinin de özellikle çabaladığı üzere bilincimizi etkiliyor. İnsanın doğasının bencillik, rekabet ve hırs üzerine temellendiği düşüncesi, böylece daha sıkı yerleşiyor. Halbuki empati, diğer insanları düşünme, diğerkâmlık gibi özelliklerimiz de var.

Ben insanın eylemleriyle değiştiremeyeceği, umduğu gibi etkilemeyeceği, beklemediği sonuçların doğacağı gelişmelerin yaşanacağını düşünüyorum. Çünkü bahsettiğimiz sistemler, ilişkiler karmaşık; içinde yine özne olan insanları barındıran yapılar. Hal böyle iken kapitalizmin bizi içine aldığı yapının da çözülüp başka bir şekle bürüneceğini düşünüyorum. Benim, çok da bilimsel olmayan gözlemlerim saf bir sosyalizmin mevcutun yerini alacağını söylemiyor. Daha çok İskandinav sosyal demokrasileri gibi bir yapının, devrim gibi keskin bir kırılma yerine evrim gibi yumuşak bir geçişle geleceği ihtimali üzerine duruyorum. Bunun da bir sebebi, kapitalizmin kendisi üzerine düşünme işini en iyi yapan sistem olması.


(Can) #3323

Mutlaka getireceği söylenemez. Çünkü Stalin dışında bildiğim kadarıyla devletin bu gücünü diktatörlük neticesinde kullanan başka bir lider yok. Tabi burada devrim aşamasından değil, devletleşmiş sosyalizmden bahsetiyorum.

Teoride ve temelinde uygulanacak her sistem ideal olduğu gibi bu Sosyalizm içinde geçerlidir. Fakat o kadar sosyalist lider var ki, her birinde mutlaka bir artı ve bir eksi var ve çoğu kendi milletini tatmin edecek şekilde. Örnek verecek olursam, mesela Maoizm’de işçi sınıfı yerine köylü sınıfını duyarız. Çünkü zamane Çin’de işçi sınıfı genelde batılı devletlerin elinde olan sahil kentlerinde mevcut ve sayıca çok az.

Buradaki en büyük ayrılık Stalinizm-Troçkizm konusunda. Aslında ikiside Marksizm-Leninizm üzerine kurulmuş sistemler. Fakat Stalin “tek ülkede sosyalizm” Troçki “her ülkede sosyalizm” diyor. Yani, Budapeşte’nin Varşova’nın domuzlarının kamyon kamyon Moskovaya götürülmesi buna (Stalin politikalarına) dayanıyor.

Sadece şunu diyebilirim, Troçkizm “sürekli devrim” yolunda olduğu için günümüze bence daha uygun bir sosyalizm biçimi olabilir. Fakat ekonomik ve siyasi detayları hakkında pek bilgim yok. Bu tartışma sayesinde içimde derin bir araştırma hevesi uyandı.

Yani diyelim ki, konserve et üretmek istiyorsunuz. Devlet size bir fabrikanızı, işçinizi ve işçinizin maaşını veriyor. Ancak karşılığında devlete tüm ürünlerinizi veriyorsunuz. Yeni fikirlerden kastım ise mesela aklınızda mükemmel bir buluş var. Bu buluşu gerçekleştirmeniz için devlet size her türlü kaynağı sağlar. Ama buluş size değil kamuya ait olacağından, adınız dahi anılmaz. Bundan bahsetiyorum.

Hatta sosyalizm, bilime ve teknolojiye kapitalizme kıyasla çok daha destek olur. İddia ediyorum: Sovyetler Birliği, Amerika Birleşik Devletlerini bilim ve teknoloji konusunda bir güzel pataklar. Ancak işler ABD’ye göre çok daha korkunç ve acımasız işler. Araştırma için kurulan adını bilip bilmediğimiz bir sürü kapalı şehir var. Ki bu şehirler bahsettiğim tahsis edilen yerler. Bu şehirler Almanların ulaşamayacağı düşünülen yerlerde. Hala şehirler kapalı tutuluyor, hatta SSBC’nin araştırma ve projelerinin çoğuna erişilememiş. SSBC, ABD’ye göre daha realist araştırmalara ve projelere sahip. Bilimsel etik mevcut değil, deneklerin insan olabildiğini biliyoruz. Ama daha ötesi var mı bilmiyorum.


(Friendly Neighborhood Spider-Man ) #3324

İYİ Parti yakında Cumhur İttifakı safına katılırsa şaşırmayın. MHP ile yumuşama dönemine girdiler resmen. Koray Aydın’ın dediğine göre Bahçeli daha önce yaptığı suçlamalardan pişmanlık duymuş, bir el uzatmış.


(Can) #3325

Altından bir oyun çıkar, birleşirlerse bu seçim bu oyunun kurbanı olur. Bana bir koku geliyor, sanki iki ihtimal için de ayrılmışlar gibi geldi şimdi. Tekrar birleşirlerse şaşırmam.


(ali bayraktar) #3326

bu kitap hakkında ne düşünüyorsunuz


(Friendly Neighborhood Spider-Man ) #3327

Bahçeli gidince olacak olan oydu zaten de bu kadar erkenden iyi ilişkiler kurmalarını beklemiyordum.


(Haydi gel (ayran) içelim.) #3328

Balon hava kaçırmaya mı başladı ne?


(Can) #3329

Zaman kaybı, kağıt israfı, gereksiz emek.


(ali bayraktar) #3330

Bu tarz önerebileceğin kitap varmı objektif ve nesnel olması önemli


(Can) #3331

Komplo teorileri ile ilgili hiç bir kitap önermiyorum. Çünkü, komplo teorilerinin %90’ı yalan ve yanlış. Kimsenin kimsenin üzerinde dev oyunlar oynadığı yok. İstihbarat oyunlarının istihbarat oyunu olmasının sebebi zaten gizli olması. Herhangi bir üniversite hocasının araştırıp öğrenebileceği bir şey değil bu.


(Can) #3332

Hazır sosyalizm konuşmuşken bir kaç gün önce, sizce Rusya birden sosyalizme geçse, nasıl olurdu dünya? Dış politikaları SSBC politikalarıyla neredeyse aynı. Rus tanıdıklarım ne kadar “yok olmaz öyle şey” dese de sizce?


(i) #3333

Sanmıyorum. Rusya bile bıraktı sosyalizmi. Bir bizimkiler bırakamadı swh.


(Can) #3334

Doğrusu bende net bi anlam veremiyorum. Ama Rusyanın dış politikaları hala aynı. Çoğu siyasetçi komünist kökenli tabi bilmiyorum. Tabi alternatif senaryoyu sormuştum, ne olur?


(Kürşad the Falcone) #3335

unnamed%20(2)


( ◉) #3336

Politik olarak Sovyet tavrı sürse dahi ticari olarak dünyaya adapte olmuş durumda Rusya. Dış etkilere karşı daha savunmasız ve ‘‘kendine yetebilirlik’’ konusunda çok büyük açıkları var.

Dahası bir önceki tecrübe halkında yaralar bıraktı. Gerek izlediğim röportajlarda gerek oyunlarda tanıştığım Rus arkadaşlarda sovyet döneme karşı bir kin bulunmakta.’‘Halka rağmen sosyalizm’'in başarı getirmeyeceği de bariz olduğu için bunu deneyeceklerini sanmıyorum.