Muhit Siyaset Başlığı


(Can) #2404

İçini elbette boşaltmıyor. Ama dediğim gibi, kimse altında bir şey aramıyor bu kelimelerin. Dolayısıyla yanlış anlaşılmalar, ötekileştirmeler, birbirini dinlemeden yapılan tartışmalar ortaya çıkıveriyor. Biz bunu istemiyoruz.

Nasıl yani?


(meta) #2405

Mesela komünizmi yanlış bir şekilde eyleme geçiren birisi görüldüğünde, yaptığı eylemin komünizm olmadığının değil, yaptığı eylemin yanlış olduğunun üzerinde durulmalı demek istiyorum.

Bu durum islam için de geçerli, kemalizm için de geçerli. Neredeyse bütün büyük kavramlarda tartışma neyin neye bağlı olmadığı konusunda tıkanıyor. Eylemler hep ikinci plana atılıyor, tartışma kavramlar üzerinde kalıyor. Hiçbir çözüm üretilemiyor bu yüzden bana kalırsa.


( ◉) #2406

sf

Bugün gerçekleşen G7 zirvesinden. Fotoğraf Merkel’in instagram hesabından paylaşıldı.


(Can) #2407

Yanlış diyemeyiz çünkü yanlış değil. Her eylemin kendine göre bir gerekçesi vardır. Sadece adını doğru koyarak eleştirirsek ya da karşı görüş beyan edersek tartışmalar yürür.

Şimdi günümüze bakınca aslında her siyasi ideolojinin bir devri olur. 1930’lu yıllarda faşizm revaçtayken, 1950’lerde komünizm, 2000’li yıllarda ise tekrardan muhafazakar partiler yönetime gelmeye başlamıştır. Böyle bir durum ortadayken, diğer ideolojiler üzerinde şarlatanlıkların dönmesi sıradan, fakat bizde ki bambaşka. Tekrar tekrar anlatmaya yazmaya gerek yok. Kesinlikle çözülmesi gerekli bir sorun.

ABD’nin neden Rusya’yı geri istediğini anlamıyorum. ABD kesinlikle Rusya’yı çok sevdiğinden yapmıyor bunu, muhtemelen AB ile bir ayrılık söz konusu.


(Mert Özden) #2408

(meta) #2409

Biraz eksik belirttim. Direkt yanlış demek de bir yere vardırmaz, evet. Neden ideal olmadığının açıklanması/tartışılması daha uygun olur sanırım.

Adını doğru koymak sanıldığı kadar mühim değil, eğer bir fikir birliğine varılırsa. İnsanlar sonuçta duygusal canlılar. Bir kişi bir fikri mantık olarak benimsese bile, kavramın benliğinde yarattığı olgu (bu yanlış da olabilir), o düşünceyi sırf ait olduğu kavram yüzünden reddetmesine neden olabiliyor. Fikir birliğine varılan bir kişiyi, kavram üzerinde anlaşılamadı diye dışlamaya bile varabiliyor bir de bu. Bu kişiyi kavramın ne olduğuna ikna etme çabası, bu süre, günün sonunda ne kadar önemli?


(Can) #2410

Tartışığımız konu işte bu. Ben de diyorum ki adını koymak sanıldığı kadar mühim.

Söz konusu Komünizmde bu çok yaşanan bir olay. Çin-Sovyet ayrılığı, Komünist dünyasını siyasi açıdan bölen bir olay. Tito-Stalin ayrılığıda Yugoslavyayı çabucak dağıtan bir konu. Eğer farkındaysan, burada kavramlar üzerinden bir parçalama politikası mevcut. Dış güçler tarafından yine. İşte kavramların, sözcüklerin önemi budur.

Kişisel bir şey arıyorsan, Troçki’nin suikasti.


(meta) #2411

Ben de bu bölünmelerin önüne geçmek için bir yaklaşım değişikliğinin işe yarayabileceğini söylemeye çalışıyorum. “Dış güçler” insanların bu kavram tartışmalarını körüklüyorsa, bunun başka bir çözümü olamaz bence. Çünkü insanlar inat ediyor, mantığını dinlemiyor. Bir kere reddettiği bir şeyi kabul ettirmeye çalışmak yerine, yeni bir ortak payda bulunsa daha ideal olmaz mı? Kavramları ve hatıralarını feda etmek anlamına gelebilir bu, ama sonuçta fedakarlıkta bulunmadan bir şeyleri başarmak zor.


(Can) #2412

Yani bunun tek bir çözümü var, okumak okumak okumak. Ve insanları ideolojilerin bir hayat tarzı getirmediğine ikna etmek tabii. Ama her şeyin başı yine okumaktan geçiyor. Eğer bir ideoloji ya da fikir 3.ağızdan değil 1.ağızdan öğrenilirse işte o zaman her şey olması gerektiği gibi olur. Türkiye okumuyor ki.

Eğer bir düşünce için diyorsan, her düşüncenin bir ortak paydası var zaten. Ayrılıklar bokundan püsüründen çıkıyor açıkçası. O bahsettiğim Çin-Sovyet ayrılığı (Stalinizm-Maoizm yazmışım. Kusura bakma, Mao aslında Stalin’i savunduğu için ayrılık yaşanıyor) tamamen bir devletin diğerinin iç işlerine karışmasıyla ortaya çıkan bir sorun. Örneklerden anlaşılıyor sonuçta.

Ama eğer dünya için bahsetiyorsan rekabet olmadan hiç bir şey yürümüyor.


(meta) #2413

İnsanları bir şeylere ikna etmeye çalışmak zor iş. Doğrulara ikna etmek ise imkansıza yakın. Okumak kadar, hangi gözlükler ile okunduğu da önemli sonuçta.

Ayrıca kavramlar da taze iken en etkilidir genelde. Çoğu topluluk yeni bir fikir üzerinde birleşip, bir şeyleri değiştirmiştir tarihte. Daha sonra ise çöküşleri de aynı yolu takip etmiştir. Ben insanlığın nihai barış ve huzura kavramları aşarak ulaşabileceğine inanıyorum.


(Can) #2414

Kendimden örnek verirsem, Toplum Sözleşmesinden sonra Cumhuriyet sistemine ve doğrudan demokrasiye karşı çıkmaya başladım. Okumaya çalıştığım bakış açısı aslında “neden Cumhuriyet?” şeklindeydi. Ama okuduğuma kesinlikle pişman değilim, okumasaydım bu bakış açısına sahip olamazdım.


(meta) #2415

E ne güzel, açık fikirli bir şekilde değerlendirebilmişsin. Bir de kendi istediğinle okumuşsun sonuçta. Okumayan birisi, senin hayatını nasıl sürdüreceğine, nasıl düşüneceğine de karışabiliyor günümüzde. Bu kişileri okumaya mı zorlamak çözüm? Öyle bir algı ile makul bir değerlendirme yapabilir mi bu kişi? “Okuma” eylemi tek başına bu yüzden yeterli değil.


(Can) #2416

Zorlamaktan ziyade, tabiki herkesi okumaya zorlamak, davet etmek imkansızdır. Fakat gençler arasında her zaman entel bir kesim olur: belli bir ideoloji dışında, sanatla, siyasetle, tarihle, felsefeyle, edebiyatla ya da bilimle ilgilenen , okuyan yeri geldiğinde eleştiren, tartışma kültürüne sahip kesim. Normalde, yabancı liselerde ya da İstanbul Erkek gibi benim üst düzey nitelendirdiğim liselerde olur böyle çocuklar. Dünyaya bizi temsil edecek kişiler onlar olur.

Fakat eğitim sistemimizde başlıyor bu karmaşa. Bu liselere insanlar bir kere yazılı sınav yanında sözlü sınavlada alınmalı. Olmadığından dolayı, İstanbul Liselerinin hepsi sadece zeki ve çalışmış çocuklar ile dolu. Böyle olmamalı. Fen liseleri ne için var? Eğer böyle okullar okuyanlar, fikir sahibi olanlar için açılırsa, yine herşey bir çözüme kavuşur. Her neyse, bu entel kesim halkı etkiler. Eğer bir gruba imrenilirse, o grup yanlış olduğu bile bilinsede fikirlerine bir şans verilir.

Gerçi, ülkede öyle platformlar var ki, boş muhabbet yapmada on numaralar. İnsan profillerini karalamakla da bir yere varılmaz… Kısaca, Türkiye’de bir bok olmaz.


(meta) #2417

askjdsal bir yerde konunun buraya bağlanacağı çok belliydi ama.


(Can) #2418

Gerçek bu maalesef. Konu her türlü buraya çıktığı için. Biz çözüm sunsakta, çözümü iletme yolunda çok eksiklikler var. Yaptığı şeyi bilmeyen bir insanımız var.

Yani, aslında gerçek olan siyaseti politikayı her zaman ki gibi burada tartışarak başlasak ne kadar güzel olur. Hep gündem konuşuyoruz, ama boş da konuşuyoruz. Tek taraflı siyaset yapıyoruz, karşı taraf çıkınca hemen başını ezmeye kalkıyoruz. Bu olmaz, bu yanlıştan bir an önce vazgeçilmesi gerek. Siyasetteki "öcü"leri atmak gerek artık. Gelin, herkes burada Türkiye’ye uygun bir siyasi profil çizsin. Tartışalım, emin olun daha yararlı olacaktır.Öğretelim, öğrenelim, düşünceler paylaşmak içindir.

Tabii bu tartışmalarda asıl görmek istediğim, pek katılmayan kişiler. Ya da eleştiren insanlar. Çünkü eleştirinin kaynağını görürsek, eleştirileri o kadar ciddiye alabiliriz.


( ◉) #2419

Reis senin gibi bir hatibe yakışıyo mu ya :d


(i) #2420

Görüntüleri kontrol ettim, kesinlikle fotoşok. Orada aslında prompter yok.


(Koray ) #2421

Bu büyük oyunu bozduğun için Allah senden razı olsun. İnşallah bu iftiracılara gününü göstesshsdhadsbabd :sweat_smile:


(Can) #2422

Çok başarılı bir iş olmuş, diğer videoları da sabırsızlıkla bekliyorum :clap:


(Friendly Neighborhood Spider-Man ) #2423

Biz geldiğimizde Andımız da geri gelecek
Konuş ablam konuş