Oldukça Kısa Hikayeler Atölyesi


(Ali) #211

Gözünü yolun karşısında duran genç ve alımlı bayana dikti. Içinden bir ses " Git kendini rezil etmek pahasına konuş" diyordu. Oda bu sese kulak verdi. Heyecanlı bir şekilde karşıdan karşıya geçerken araba çarptı ve öldü.


(Volkan Şahin ) #212

Aslında kalubeladan beri varmış ama; ne zaman ihtiyacım olsa bulamıyormuşum onu… Acaba hiç yok muydu? Ya da sadece, ihtiyacım olduğunda bulamayayım diye mi var oldu?


(Oneironaut) #213

Bir pazar günü ekmeğimi çalmaya çalışan iki karıncadan birini öldürüp diğeriyle de evlendim. Ben bir pisliğim.


Zamanın birinde, idam edilmek üzere olan bir adam, birdenbire gardiyanlardan kurtulmuş ve “Hayır, HAYIR!” diye bağırmış. Ardından kalabalığın şaşkın bakışları önünde celladın baltasını kapıp kendi göğsünü yarmış ve içinden çıkardığı kalbini gülerek yemiş. Bu hikaye asırlarca çocukların en sevdiği hikaye olmuş.


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #214

Okçu ona doğru gelmekte olan adama okunu fırlattı ama ne adam ne ok hiçbir zaman hedefine ulaşamadı. Çünkü hedefe varabilmek için yolun yarısını, yolun yarısına varabilmek için de onun da yarısına varması gerekiyordu.


(Salih Alp Gökçek ) #215

“Uzadıkça kısalan tek şey ömürdür.” Ben bunu zor yoldan öğrendim, öğrendiğimde ise çok geç olduğunun farkında bile değildim…


(sergen) #216

elinde bir çubuk, dışarı çıktı
üzerinde çift çizgi, yüzünde bin pişmanlık


(Palyaço gibi giyinen ucubelerle kötü bir geçmişimiz var!) #217

Genç adam orman yolundaki yürüyüşüne devam ederken yol kenarındaki ağaçların altında yaralanmış dizini ovuşturan genç bir kız gördü ve yardım etmek için derhal yanına koştu. Genç adam yardım etmek için onu taşıyabileceğini söyledi, genç kızı sırtladı ve yardım için şehre doğru yola koyuldu. Yol kenarındaki tabelanın önünden geçerken sararıp solmuş kayıp ilanı dikkatini çekti ve resimdeki kızın kollarındaki kız olduğunu fark etti. Kaybolduğu tarih 1 yıl öncesine ait gibi görünüyordu. Genç adamın gözleri açıldı, nefesi kesildi, kalbi deli gibi atmaya başladı. Başını yavaş yavaş sırtında az önceki sıcaklığını hissedemediği hareketsiz yatan iskelete çevirdi…
THE END.


(Boş İnsan) #218

Yolu izlerken iki adam dikkatini çekti. Biri sakince yürüyor, diğeri ise yürüyen adamın yanından koşarak geçiyordu. ‘‘Hayat işte böyle’’ diye düşündü ‘‘her zaman daha fazla çabalayan öne geçer’’. Sonra birden kendisinin hiç bir şey yapmayan, ‘‘Yürüyen adam’’ ve ‘‘koşan adamı’’ seyreden ‘‘Üçüncü ve Duran adam’’ olduğunu farketti.


(Oneironaut) #219

Eskimiş tabelaya yeni yapıştırılmış bir reklam: KİRALIK BOYUN!
Not: Pranga izleri kazınarak çıkarılmıştır.


(claude pure) #220

“İçim bi’ boş kaldı o gidince, önceden neyle doluymuş ki diye merak ediyorum şimdi.” yazdı ve kafasını kaldırdı defterinden. Kaleminden olağan bir şekilde dökülen bu cümle birden fazla şeyi bir anda farketmesine neden olmuştu.


(Volkan Şahin ) #221

Koca bahçede tek başına olduğunu fark etti. Nedense bu kocaman boşluk, ona tanıdık geldi. Yere düşen sarı yaprakları izledi. Önce çayından bir yudum aldı, sonra sigarasını içmeye devam etti.


(büşra) #222

Hapishanenin en eski hücresinin kapısı gıcırdadı, gardiyan içeriye meczup kılıklı birini itti. Üstüne de iki kere kilitledi kapıyı. "Yanlışınız var! " diye bağırdı adam. “Ben sizi dışarıya mahkum ettim, Dünya’yı üzerinize kilitledim. Yanlışınız var…”


(Sapere Aude!) #224

Biliyorsun, dedi ufacık tabutu tek başına toprağa indirirken. “Canlılar doğar, büyür ve ölürler.” İki küçük gözyaşı doğdu, büyüdü, toprağa düştü.


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #225

Ayıyla dansa kalktığında dansın ne zaman biteceğine ayı karar verir.


(Salih Alp Gökçek ) #226

“Kumar fişleri gibi dağıttığın hayatını, şimdi bir kuyumcunun altın işleyişi gibi; korkarak, özenerek, arada küçük çizikler atarak toplamaya çalışıyorsun! Sen hep böyleydin zaten, bir gün bile pişman olmayacakmış gibi yaşadın, hiç keşke demedin. Geriye dönüp baktığında kaç insan biriktirdin, kimlerin aklına geliyorsun öylece otururlarken?”
Bağırması sürerken dışarıdan bir taş önündeki aynayı kırdı, boğazı kurumuştu, su içmek için mutfağa gitti…


(Taylor Swift Fanboi) #227

Böyle zamanlarda “Yaşayayım orada Tanrımla /Ve uyuyayım çocukluğumun tatlı uykusuyla, /Rahatsız etmeden, edilmeden uzandığım yerde, /Altımda yeşil çimen – üzerimde gök kubbe.” diyebilen bir John Clare olmak istiyorum ama sonra kemikten yapılmış bıçağımı kapıp defalarca saplıyorum ona, hem de kimse fısıldamamışken bunu yapmamı. Sonra daha parmaklarımı bile esnetemeden ışıktan yapılmış kabuğunun içindeki tanrının bakışlarıyla karşılaşıyorum ve rastgeleliğin doğuşuna tanıklık eden o cümleleri söylüyoruz;
Neden?” diyor, “Daha birinci gündeydik.
Kusura bakma” diyorum, “İnanmadığım tanrı benim de huyum bu.


(Oneironaut) #228

Maşallah, başlık coştu, gözlerim yaşlı… :relieved:


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #229

APOLLINARIS, MEDICUS TITI IMPERATORIS HIC CACAVIT BENE.


(Gizem) #230

Kız kendini yabancı gibi hissediyordu. Konuşulanlar, yazılanlar sanki latinceydi.


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #231

Admiror, O paries, te non cecidisse, qui tot scriptorium taedia sustineas.