Oldukça Kısa Hikayeler Atölyesi


(Palyaço gibi giyinen ucubelerle kötü bir geçmişimiz var!) #252

Artık bu lanet olası kanatlı canavarı öldürmek istiyordu. Tüm hücreleri ona pes etmesini söylüyordu. Bitap düşmüştü. '‘Son bir kez saldır. Son bir hamle ve her şey bitmiş olacak.’'
Ellerini titreyen dizlerinin üzerinden çekti ve yavaşça doğruldu yaratık son sürat üzerine gelirken. Yerden baltasını aldı. Alnında biriken teri eliyle sildikten sonra var gücüyle ileri atıldı. Son bir saldırı. Hepsi bu.


(Oneironaut) #253

Gitme vaktiydi, gece yarısını geçeli çok olmuştu;
artık canavara dönüşmüştü ve geri dönüş yoktu.


(fza) #254

“Fiona!!”, diye bağırdı dev. Fiona ise “Evde tek kalacağım, sen ve eşeğin dışarıda uyuyun, sabah görüşürüz”, dedi.


(Iron Man) #255

Prenses aynanın karşısına geçti. "Ayna ayna, söyle bana. Benden daha güzeli var mı dünyada? " dedi. Ayna, "Bu sen değilsin ki. " diye cevap verdi.


(biraz ekşın) #256

Kadın bir şey unutmuştu,bundan emindi.Sadece ne unuttuğunu hatırlamıyordu.Kafasını sertçe sallayıp odaklanmaya çalıştı.Önündeki kağıt yığınını düzenlemeye koyuldu.Birden bir görüntü belirdi gözlerinin önünde.Uzun zamandır görmediği bir görüntü,oysa ki söküp atmıştı olanları kafasından.İyileşmişti ya hani,her şey düzelmişti.Bir damla keder aktı gözlerinden,utanarak elleriyle bedenini sardı.Yaşadıklarından sonra tonlarca su değmişti bedenine neden hala kirli hissediyordu?O an ne unuttuğunu hatırladı,dolaba yönelip küçük beyaz haplarından bir tane koydu dilinin üzerine. Az sonra daha mutlu olacaktı.


(Gizem) #257

“Neden” diye sordu azarlar gibi bir tavırla
"Bir sebebi yok"dedi kız gülümseyerek "canım istemedi"yüzündeki gülümseme tekrardan soldu ve ekledi"sadece kendi kararlarımı verecek kadar özgür olmak istemiştim"dedi hıçkırıklara boğulurken


(Salih Alp Gökçek ) #258

Herkes yağmurdan kaçmak için bir sığınak ararken o, sağanağın altında, dümdüz yürüyordu. Sağına ve soluna bakıyor, herkesin neden koşuşturup durduğa anlam vermeye çalışıyordu. Yağmur onu unutmuştu, sanki o hiç yokmuş hatta hiç olmamış gibi yağıyordu. Işık da onu terkettiğinde, yürüdüğü yol her zamankinden daha yalnız olacaktı…


(Oh Captain! My Captain! ) #259

“Devam et işte. Nefes al. Ciğerlerin yanmıyormuş gibi davran.”


(sergen) #260

ve son misafiri de gittiğinde, o tanıdık boşluk duygusuyla karşılaşmıştı.


(Palyaço gibi giyinen ucubelerle kötü bir geçmişimiz var!) #261

Genç adamın başı önüne eğilmiş, mağrur halinden eser kalmamıştı. Bir dakika da on yıl yaşlanmıştı sanki. Nefes alamıyor hiç bir şey düşünemiyordu. Göğsünde bir acı, bir yoksulluk, bir kimsesizlik. Karanlıkta git gide kayboluyordu zalim kadın penceresinden onu izlerken. Ayrılık balyozunun darbesi ağır gelmişti.


(Gizem) #262

"Neden benim istediğim hiçbir şey olmuyor? Ben bu dünyaya şanssız gelmişim galiba"dedi arkadaşına."Üzülme geçer"dedi dostu eskimiş kazağındaki yırtığı göstermemeye çalışırken


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #263

“Şimdi” dedi Filozof ve askerin koluna bir yumruk attı "Ben senin koluna vurdum ve senin kolun acıdı ama kolunun acıması benimle yumruğumla pek âlâ alâkasız da olabilir. Burada bir neden sonuç ilişkisini kanıtlayamazsın."
Asker bunu beklemiyordu, miğferinin ardından gülümsedi. Sonra, ani bir hareketle kılıcına uzandı ve filozofun (eğer zamanında müdahale edilirse) kalıcı hasar bırakmayacak bir yerine sapladı.
Filozof yerde acılar içinde kıvranırken “Şimdi” dedi zalim bir gülümsemeyle “Bir doktor çağırabilirdim ama doktorun sana müdahale etmesinin senin hayatını kurtaracağını kanıtlayamazsın.”


(Geek Velet) #264

Do or don’t there is no try says the master. But they are trying everything on us.


(Boş İnsan) #266

Saçlarındaki beyazları elleriyle kontrol ederken aynadaki yansıması birden gülümsedi. Ama o gülümsememişti.


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #267

Bom!


(Umur) #268

Good things don’t happen to me, so this is weird and new.


(Boş İnsan) #269

Fazla zengin değildi. Ama bir insanın mutlu olması için gereken her şeyi vardı. Aslında tam olarak mutsuz da değildi. Sadece içinde yıllardır dolduramadığı bir boşluk vardı. Ve gün geçtikçe bu boşluğun dolmasından korkar oldu.


(Palyaço gibi giyinen ucubelerle kötü bir geçmişimiz var!) #271

Onu yıllardır görmüyorum. Hafızamı zorluyorum fakat hatırlayamıyorum. Huzur veriyordu. Tek hatırlayabildiğim şey bu his. Burada her şeyi mi unutacağım yoksa. Gök yüzü neye benziyordu_?


(büşra) #273

“En çok zakkumları seviyorum.” dedi bal arısı polen toplarken arkadaşına. “Neden?” sorusunu ise şöyle cevapladı. “Çünkü kaderlerimiz aynı, öldürecekken ölmeyi onlar da çok iyi biliyor olmalı.”


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #274

La ver vert va vers le verre vert.