Oldukça Kısa Hikayeler Atölyesi


(Murat) #337

Bir an durdu ve dediki: Bu güne kadar yalan hiç bu kadar doğru ve doğruda hiç bu kadar yalan yerine konmadı.İnsanlara bir düşünce bu denli zorla empoze edilmedi.Fakat ne kadar derine gömersen göm, gerçeklerin gün yüzüne çıkmak gibi kötü bir huyu vardır…


(fza) #338

Bunu daha önce bir yerde duydum sanki. :DDD


(Murat) #340

Çalar saatin gürültüyle çalan alarmını yatağından uzanıp sustururken, tanrım yorgunluktan ölüyorum 10 dakika daha uyuyayım nasıl olsa cep telefonumun alarmı var diye düşünüp başını yastığa koydu…

Birden uyandı ve hemen saate baktı. Kahretsin uyaya kalmışım yine geç kalacağım diyerek yataktan fırladı .Banyoya koşup aceleyle yüzünü yıkarken keşke akşam bilgisayarın başında o kadar fazla oturmasaydım şimdi geç kalmazdım diye düşündü.Hızla elbiselerini üzerine geçirip kendini dışarıya attığında dudaklarında acı bir gülümseme belirdi.Hava durumunu takip etmiş son günlerin yağmurlu olacağını öğrenmişti.son iki gündür şemsiye ile çıkmasına rağmen yağmur yağmamıştı.Şemsiyesiz ve aceleyle çıktığı bu sabahsa yağmur yağmaktaydı.Güne başlamanın daha güzel yolları var diye düşündü, olaya birde güzel tarafından bak yağmurda uykunu iyice atıp kendine gelirsin diye düşünüp hızlı adımlarla uzaklaştı.


(claude pure) #341

Bugün ne oldu biliyor musun. Ansızın bir düşünce çaldı kapımı; ya bu acımı unutturacak daha büyük bir acı yaşarsam, o zaman ne yapacağım… Bencilliğimin boyutu umrumda değil, bu düşünce beni o kadar korkuttu ki acımı geçtim halime ağlamaya başladım. Acıma sarıldım, ondan büyüğünü düşünmemeye çalıştım ama o düşünce bir kere çıkmıştı gün yüzüne işte. Ve artık beni korkutmak için hep orada duracak, biliyorum.


(Iron Man) #342

Yüzündeki son tebessümü oturduğu banka bırakıp yürümeye başladı.


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #343

Bu sabah tuvaletsever bir distopyanın rüyasından uyandım. Çiçekler ve doğal yaşam işgal etmişti her yeri. İlginçtir ki fanatizmin keskin kokusunu hâlâ hissedebilsem de insan nâmına hiçbir şeye rastlamamıştım.


(Murat) #344

Yazın sıcağından kaçmak için iki katlı evin bahçeye bakan tarafındaki balkonda bulunan masaya oturmuş bir taraftan önündeki kapta bulunan yeşil fasulyeleri temizleyip kırıyor, bir taraftanda bahçede oyun oynayan torunlarına bakıyordu. Yüzünde yavaş geçen zamanın bırakmış olduğu izler vardı. Nasırlaşmış elleriyle fasulyeleri temizlerken, torunlarına bakarak gülümsedi. Tanrım ne kadarda masum ve kaygısızlar diye düşündü. Sonra kendi çocukluğu geldi, geçti bir film şeridi gibi gözlerinin önünden. Dokuz yaşında annelerini kaybetmiş beş kardeşin en büyük çocuğu oluşunu. Babasının köyün yarısına sahip olmasına rağmen kendilerine bakamayacağını düşünerek kardeşleriyle beraber kendilerini Amasya’da bulunan kardeşinin yanına bırakmasını. Kısa bir süre geçtikten sonra babasının ölüm haberini alışını. Amcasının bütün çocuklara bakamayacağını söyleyerek en küçük iki kardeşini evlatlık olarak verişlerini. Amcası ve hanımının babası öldükten sonra küçük yaştaki tek erkek kardeşini kandırıp köydeki tarlaları sırasıyla satıp savarak tüketişlerini. On dört yaşına kadar binalarda kapıcılık ve temizlik işleri yapmasını. On dört yaşında amcasının hanımının kendisini zorla ama bir adamla nişanlamasının ardından, temizlik işlerine gidip gelirken tanışıp görüştüğü kocası ile bir gece evden kaçışını. On sekiz yaşına gelene kadar eşinin akrabalılarının evinde saklanışını. Evlenip dört çocuk dünyaya getirişini. Erkek kardeşini evlendirişini. Kız kardeşi ile yaptıkları sohbetleri. Evlatlık verilen kız kardeşlerini 20 yıl sonra buluşunu, Kayseri’de yaşayan evlatlık olarak verilen kız kardeşi ile görüşüp kaynaşmasını. Konya’da bir aileye evlatlık olarak verilmiş olan diğer kız kardeşinin kendisini affetmeyip görüşmeyi reddedişini. Çocuklarının bir bir evlenmesini ve torunlarının doğumlarını. Sekiz yıl evvel bir gece yarısı kalp krizinden eşini kaybedişini. Çocuklarına yakın olabilmek için iki katlı bu eve taşınmasını hatırladı. İçeriden kızının anne diye seslendiğini duydu. Gözlerindeki nemi sildi, yutkunarak boğazını temizledi. Geliyorum kızım diyerek içeriye yöneldi…


(fza) #345

‘‘Habersiz Geçen Yıllar’’ çok yakında atv’de.


(Gökhan Ali Başkan) #346

Sağanak yağmur… Bir kadın var sokakta ve şemsiyeli bir adam, birbirlerini tanıyorlar hem de çok yakından. Karşı karşıya geldiler şimdi. Adam, sanki uzun yılardır bu anı bekliyormuş gibi büyük bir heyecan içinde şu sözleri sarf etti: “Merhaba kadın! Gel beraber ıslanalım, gökten deniz yağsa aramızdan su sızmamalı.


(Quo vadis?) #347

Gişede yalnız başına oturan beyaz takım elbiseli, siyah kravatlı adam sakince biletleri kesiyor, gözlerime bakıp sırıtarak. Ürkek bir halde arkamı dönerek yürüyorum kapıya. Kapıdan çıkıyorum. Otobüslerin bütün lastikleri patlamış. Patlamamış bir lastiğin başında beyaz takım elbiseli adam, ağzında sigarasıyla, bir elinde falçata… gişeye bakıyorum tekrar, beyaz takım elbiseli adam bu sefer acıyarak bakıyor bana gişeden. Koşmaya yelteniyorum acizane. Ayakkabılarım, bağcıkları birbirlerine bağlı ayakkabılarım beni buz gibi fayans kaplı otogar zeminiyle buluşturuyor. Yerde yatarken son kez cesaretimi toplayıp arkama bakıyor, beyaz takım elbiseli adamla göz göze geliyorum, o bana doğru yavaşça yürürken.

Bembeyaz tavana bakıyorum. Yatakta doğrulup üzerinde duramayacak kadar uyuşan ayaklarımla mutfağa gitmenin ne kadar zor olduğunu düşünüyorum. Tavandaki derin, simsiyah çatlakla göz göze geliyorum. Çatlaktan içeri giren karanlık ve dondurucu soğuk beni ince battaniyemin altına sokuyor yine. Çatlaktan giren soğuktan kaçamayacağımı bildiğim halde, tekrar uyumaya çalışıyorum kıvrılarak.


(Boş İnsan) #348

Sizin anlamadığınız, ve muhtemelen hiç bir zaman anlayamayacağınız şey; benim için denizde yaşamak imkansız değildi, benim için geri kalan herhangi bir yerde yaşamak imkansızdı.


(Geek Velet) #349

@Ses ve @DearWendy arkadaşlar maksimum 3 cümle yazıyoruz. :slightly_smiling_face:


(Oneironaut) #350

Ege’ye katılmakla beraber (başlığa göre çok uzunlar cidden), görüleceği üzere üç cümle kuralının da biraz esnek olduğunu belirtmek istiyorum. Bunun sebebi başlığın gelişmesi ve kendi geleneğini, usullerini oluşturması, geliştirmesi.
Hikaye 4, 5, yer yer 6 cümleye çıkabiliyor. Fakat daha uzun yazılar, bu başlığa uymuyor ve daha çok Geek Yazarlar Masası’nın kapsamına giriyor.


(Murat) #351

Gözlerinin içindeki karanlıkta zamanın ve mekanın olmadığı sonsuzlukta, rüzgardaki bir yaprak gibi savrulup duruyordu…


(fza) #352

Yalnızım, güçlüyüm, mutluyum. Yalnızım, güçlüyüm, üzgün değilim. Yalnızım ve güçlüyüm. Yalnızım.


( ◉) #353

40 yaşıma bastım, babamdan 15 yaş daha büyüğüm.


(ayse) #354

Herkese verecek bir cevabın var denmişti ona. Düşündü karşısında kendi olsa ona ne demek isterdi. Gözlerini kapattı ve karşısında kendini gördü ve yavaşça sarıldı.


(Geek Velet) #355

Anlamıyordu, bu dünya nasıl böyle olabilirdi. Ona hep dünya çok güzel diye anlatılmış, masallarla büyümüştü. Hayır.


(claude pure) #356

İçimdeki ışıkların ara ara söndüğü oluyordu ama hiç bu kadar karanlıkta kalmamıştım ben.


( ◉) #357

Paçalarımda bok gördüklerinde sıçramış zannediyordu herkes, oysa ki sıçıyordum, farkında değillerdi.