Oldukça Kısa Hikayeler Atölyesi


(Koala lordu/Koç Lisesi Bebeğim! ) #484

Ve tanrı, emekli oldu.


(Palyaço gibi giyinen ucubelerle kötü bir geçmişimiz var!) #485

Supernatural tv serisi.


(Oneironaut) #486

Gök gürledi, yağmur başladı. Gökyüzü düşer gibi oldu. O sırada, havada süzülen bir evin en küçük odasında bulunan, arkası görünen aynanın üstündeki kirler temizlendi. Adam bir an şaşkınlıkla bakakaldı. Gözleri delice açılmışken ağzı aralandı.
“Ama,” diye serzenişte bulundu, “Benim şiirlerim sizlere yazılmamıştı!”


(Thomas Jason Wardstone) #487

“konuşmamız lazım”
bitti diye düşündü.


(İbrahim Korkmaz) #488

Adamın biri sel sırasında çatıda mahsur kalır. Onu kurtarması için Tanrıya dua etmeye başlar. Gelen tüm yardımları geri çevirir, Tanrıdan gelmeyen hiçbir şeyi kabul etmeyeceğini söyler. Ölmeden 15 dakika önce yetkililer son çare olarak iki kayık gönderir ve birine binmesi için yalvarır. Yapmaz. Ölür. Cennete giden adam kızgınlıkla Tanrıya sorar:

"Sana dua edersem her şeyin olabileceğini söylüyordun kitaplarında. Peki beni neden kurtarmadın?!"

Tanrı cevap verir:

"E İki kayık gönderdim ya?"


(Sapere Aude!) #489

“Soldan sağa beş harf, bu öykünün bitmesi için gereken şey?” diye soruyor soldaki sağdakine. Bir süre düşündükten sonra sağdan sola doğru bir ses duyuluyor: “Cevap?”
“Uyuyor. Yazacağım.”


(Ata (Ö)zkan) #490

Tutturdu
“yapamam” diye. Oysa sadece ölümü düşlemiştim.


(İbrahim Korkmaz) #491

“Bir bardak su verir misin?”

“Hayır.”

“Peki.”


(Volkan Şahin ) #492

Çıkmak için ayağını uzattı, sonra vazgeçti. Sonra tekrar çıkmaya niyetlendi, yine vazgeçti. Arkasındaki evde bıraktığı hayal kırıklıklarına, gözyaşlarına, karanlığa baktı, sonra da önündeki güneşin aydınlattığı meydanlara, yeni olasılıklara… Korku, hüzün, heyecan, mutluluk, bütün duygular vücudunda yaşam buldu, yumruklarını sıktı, derin bir nefes aldı ve kapının eşiğine oturdu.


(K) #493

Sonra derinlere baktı, karanlığa. Karanlık da ona bakıyordu.


(Thomas Jason Wardstone) #494

Bir yerde okumuştu -buraya düşmeden önce- bu kuyunun derinliğini ölçmek için ipe taş bağlaması ve atması, sonra kaç saniyede ses geldiğini saymalıydı. Buradan kurtuluşun kuyunun dibinde olduğunu biliyordu ve vakti azalıyordu. Telaşla en yakın ipi ve ağır bir taşı bağlayıverdi. Sonra attı. Süzülüşünü izledi.

Hayır bunu unutmuş olamam diye düşündü. Ayağının çekildiğini hissetti. 1… 2… 3… “İpi ayağımdan çözmeliydim” 4… 5… 6… 7… 8.


(Koala lordu/Koç Lisesi Bebeğim! ) #495

Beni uyarıyordu.
Dinlemedim.


(Umur) #496

She looked to the backseat of her car. To the horrors and the nightmares of her future, and the mistakes of her past… Then one of them woke up.


(Sapere Aude!) #497

“Yukarıdan aşağıya yedi harf, bir pazar günü evde rahat edemememizin sebebi?” diye sordu soldaki sağdakine. Sağdaki tavana doğru bağırdı: “Gürültü, Allah’ın cezası gürültü.” Ardından elindeki süpürgenin sapıyla yukarıya vurdu.


(Boş İnsan) #498

Haykırdı bir anda haykırmaması gereken ismi. ‘‘Morpheus! Gel al beni ve götür bu gerçeklikten’’ dedi ağlamamak için zorladığı gözlerinin kırmızısıyla. ‘‘Yaşayamam ben, beni bu zamana kadar yaşatan adamın yokluğuyla.’’


(Durukan İlkhan) #499

“Ne yazık ki sizden bir timsah yapamayız sayın tavşan! Ama dilerseniz havuçla aranızı düzeltmeye çalışabiliriz…”

-Sigmund Freud

Bu başlıkta apayrı bir cevher. Takibe almakta yarar var.


(büşra) #500

Köşedeki bakkaldan bir dondurma aldı, alışkın adımlarla mahallenin çocuk parkına yürürken eski günleri düşündü. Bir salıncağa bindi salıncağın artık ne kadar küçüldüğüne șașarak. Zaman da salıncakla birlikte sallanıyordu sanki.


(Challenge Tv) #501

Sen uyanırsın. O uyanmaz.

Son kibritini çaktı, sonsuz uykuya hazırdı.

Üzgünüm asker, ayakkabılar çift halinde satılır
.
15. yıldönümümüz, tek kişilik masa lütfen.

Yanlış numara, dedi tanıdığım bir ses.

Bir ömür birlikte olabilirdik, cesaret edemedi.

Atladım, ancak yarı yolda pişman oldum.

Babam savaştan döndü, bayrağa sarılı olarak
.
Doğdum, ağlıyorum. Yaşıyorum, mutsuzum. Ölüyorum, yalnızım

Eve güllerle geldim, anahtarlar kapıya uymadı.

Ruh ikizimle tanıştım. O benimle tanışmadı.

En küçük tabutlar en ağır olanlardır.

Sayın yolcular, konuşan kaptan pilotunuz değildir.

Evlendik yazıyordu arabanın kırık arka camında.

Siri, annemi rehberimden siler misin lütfen?

Pardon, alyans iadesi kabul ediyor musunuz?

Sanki birini bekliyor” dedi, “uçurum kenarında.

Tek ümidimdi.’Aradığınız numara artık kullanılmamaktadır.

Yabancı. Arkadaş. İyi Arkadaş. Sevgili. Yabancı

Tabuttaki sesleri duymuştu ama vasiyetnameyi okumuştu


(Challenge Tv) #502

Bir dram hikayesi hemde gerçeğinden


(büşra) #503

Yataktan yavaşça kalktı; yanındaki hâlâ yatıyordu. Masadaki kağıda “Seninle uyumak bir kurdun midesinde uyumak kadar güzeldi sevgilim. Hoşçakal.” yazdı. Kurabiye dolu sepetini ve askıdaki pelerinini alıp sessizce çıktı evden.