Oldukça Kısa Hikayeler Atölyesi


(Miraç) #103

Sonumuz çok yakındı. Ama bizim bunu fark edebilmemiz için zamanımızın tükenmesi gerekiyordu. Tükendi de.


(Taylor Swift Fanboi) #104

Hüzün yakışmayan topraklarda boynunu büktüğünde, Atlantis sulara gömüldü.


(Aku ) #105

‘‘Acaba, anlamında bir değişim olmadan türkçeye çevrilmesi mümkün olan hikayeler neden ingilizce yazılıyor?’’, diye düşündü ASLAN PARÇASI.
-anonim


(Oneironaut) #106

Parlak bir kılıcı, haşmetli bir atı, onu çok seven bir karısı ve de bedbaht bir alın yazısı vardı; yine de öldüğünde kimse onun için bir ağıt yakmadı.


(Oneironaut) #107

Adamın biri, her gece uyumadan önce, eski odasının penceresinde güneşi bekleyen, yapmak istediği ama yapamadıklarının anılarıyla dolu saksıları sulardı. Bunu ölene kadar yaptı.


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #108

“Because the man has his freedom of speech and says whatever he wants (as long as it is not contradicting with someone else’s rights) and says it the way he wants” knowing they wouldn’t understand.
-Anonymous


(Sema) #109

Aslında açıkça yazılmış.Şiir seven kadınlara şiir yazılmaz ve kadın bunu ceza olarak nitelendirmiş. Haklı da


(Aku ) #110

Bu sefer adam “Neden bir yazar kitlesinde bozulma yaşamadan genişletme şansını kullanmaz?”, dedi kendi kendine.


(Miraç) #111

Uçurumun kenarında dikilirken son bir kez mavi gökyüzüne bakıp sordu: “Hangimiz kazandı? Sen mi, ben mi? Yoksa ikimiz de mi kaybettik?”


(Sapere Aude!) #112

Sayısız işkenceden sonra güç bela başını kaldırdı, hışımla bağırdı: '‘Yaklaşıyor, yaklaşmakta olan!’'
Gözünü açtığında huzurluydu.


(Taylan) #113

:raised_hand_with_fingers_splayed: didem madak r.i.p. :cry:


(büşra) #114

“Saçların ne güzelmiş senin, kıvır kıvır…” dedi çocuk. “Öyle mi, teşekkür ederim.” deyip gülümsedi kız. “Annemin hediyesi…”


(Sapere Aude!) #115

Dün gece cıvıl cıvıl sokaklarda gölgemi takip ettim. Bir çıkmaz sokakta kaybolduk.


(imnotevensorry) #116

Anlattı, anlattı, anlattı… Dinleyeceğini sandı çünkü dinlemeye değerdi hikayesi. Dinlemedi. Doğru ya, dinlemeden nasıl bilebilirdi ki?


(Axl Rose Fanboyu) #117

Sonra döndüm ve dedim ki “o iş öyle olmaz böyle olur”. O da dedi ki “hayır öyle olmaz böyle olur”. Ben de dedim ki “olm saçmalama öyle olsa böyle mi olur”. Sonra o dedi ki " mal mısın olm sen öyle olursa böyle olur zaten" dedi. Sonra ben “lan cidden öyle olursa böyle oluyor lan” dedim. O da " aynen olm ne sandın öyle olursa böyle olur" dedi.


(*kahkaha atan çay bardağı*) #118

Köy halkı o günden sonra’Çektiği acılarla yüzü buruşmuş,gözlerinin altı çökmüş,bambaşka birine dönüşmüş’ dedi adam için,halbuki değişen adamın kendisi değil,yüzüydü yalnızca.İnsan kendinde olmayan hiçbir şeyi açığa çıkartamazdı,zaten varolmayan hiçbir hüznü de duyumsayamazdı yüreğinde.
O acı adamın ruhunun bir parçasıydı,bedeni yok olsa üzerinden yüzyıllar geçse bile, hep onunla kalmaya devam edecekti,tıpkı en başından beri onunla olduğu gibi.


(büşra) #119

"Yalnızlık nedir? " diye sordular yolcuya. “Yoldan başka yoldaş bulamamak…” deyip hüzünlü bir iç çekti.


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #120

Companion, Latince iki kelimenin birleşiminden gelir: Cum ,birlikte ,ile demektir, panis ekmek demektir. Companion yani yoldaş, ekmeğini paylaşacağın kişi anlamına gelir.


(Sapere Aude!) #121

Bavul hazırlamayı hiç beceremeyen bir adam, her şeyi geride bırakacağı yolculuğuna çıkmadan önce hazırladığı bavuluna yine çok önemli bir şeyi koymayı unutmuştu: Dilini. ‘‘Çok sessizsin.’’ dediklerinde hüzünle gülümsemesinin sebebi buydu.


(And Now My Watch Begins) #122

Farklı olmaktan vazgeçmek istiyorum, sıradan biri olmak. Farklıyım , yani farklı olmalıyım. Peki ya eğer farklı değilsem. O zaman farklı olmak istiyorum. Zaten insanoğlu her zaman kendinde olmayanı istemez mi ?