Osmanlı Devleti Nasıl Bu Kadar Yükseldi/Neden Böyle Çöktü?


(Metehan / Friendly Necromancer ) #42

Osmanlı imparatorluğunun bir çok çöküş sebebi vardır aslen ama en büyük aktör “dönemin şartları” dediğimiz şeydir. Osmanlı ne kadar uğraşırsa uğraşsın düzeltme şansının olmadığı şeyler vardı. Öncelikle 19. yüzyılda imparatorluklar zaten tarihin tozlu sayfalarına karışmaya başlamıştı bile. Milliyetçiliğin çökertemediği imparatorluk yoktur. Yani etkilenmeme şansı yoktu. “Güneş batmayan imparatorluk” olan Britanya bile çöktü yani pek yapılabilecek bir şey yoktu her türlü çökecekti. Ha ama farkımız ne bizim? Diğer imparatorluklar halklarına yaşanabilir ve modern bir devlet bırakmışken bizim kendi devletimizi kurmamız gerekti.

Peki bu neden oldu? Halk neden cahil kaldı? Batı gelişirken biz neden yerimizde saydık? Din neden kendi reformunu yapamadı da bu gün bile Ortaçağ’dan çıkma tiplerle uğraşıyoruz? Bunlar güzel sorular ve tek bir cevapları var aslen. Para,paramız yoktu kardeşlerim. Çünkü Osmanlı ticari avantajını kaybettiğinde yani Akdeniz’in bir önemi kalmadığında devlet zaten bitmiştir. Diğer imparatorluklar Atlantik ticareti sayesinde zenginleştiler. Burjuvaları oluştu, Halk eğitilmeye başlandı, Martin Lutherler ve Voltaireler çıkmaya başladı. Bu da onların geriye bıraktıkları mirasın bir avuç külden ibaret olmasını önledi. Yoksa bizim de “Islahat fermanı” gibi girişimlerimiz oldu ama devlet zaten kapitülasyonlar ve borç batağı yüzünden bunları gerçekleştirmeye fırsat bulamadı.

Ha ne oldu? Osmanlı çöktü. Yeni Türk devleti kuruldu. Kanla acıyla kuruldu. Osmanlı gene çökerdi de bizim halkımız bu kadar acı çekmezdi sadece. Yoksa sanat eksikti, devlet yobazdı, teknoloji geriydi bunlar parayla halledilen şeyler. Çok kısa, neden yükseldiğini de böyle açıklayabiliriz. 14. yüzyıllarda Akdeniz dünyanın kalbiydi ve biz buna hakimdik. Çin’den,Arabistan’dan,Hindistan’dan gelen her şey Osmanlı vergisini vermek zorundaydı. Bu da bizi zengin yaptı. Bu bizden Fatihlerin Yavuzların Kanunilerin çıkmasını sağladı. Elbette çöküş döneminde de zeki padişahlarımız vardı ama para olmadıktan sonra pek yapılabilecek bir şey yoktu.


(Batuhan) #43

Ama bakyine içinden cümlelerimi seçerek aldın. Verdiğim örnekleri değerlendirmedin. Yapma nak üzülüyorum.

Edit: mağra adamlarıda duvarlarına resimler çiziyordu ama binlerce yıl taşlarını cilayamadılar ve ya yazıyı bulamadılar. Sanatın illa düşündürmesi gerekli değil ama sanat var sanat var yukarıda elli tane şey yazdım üç cümlem üstünden yürümüşsün.

Cümlelemi çevirip çevirip hep aynı yere getiryorsun. İlerleyemiyoruz. Resmen beni anlamak istemiyor ve kendi sınırların içinde tutuyorsun :frowning:


(Invictus Maneo) #44

Çok sonradan geliyor ancak ben böyle düşünmüyorum. Almanya’nın yanında kazansaydı bile Osmanlı o kadar zayıf ve savunma sanayinde Almanya’ya bağımlıydı ki 100-200 yıl kalmadan Almanya sömürgesi olurdu. İttihat ve Terakki’nin siyasette başarılı olduğunu pek düşünmüyorum açıkçası.


(Batuhan) #45

Almanya ile olan birlikteliğinde kazanılsaydı zaman ile Osmanlının bir Alman sömürgesi hatta Alman toprağı olacağı konusunda düşünüyorum bende katıldım sana


(ufkclk) #46

Yazacaklarım nacizane yorumumdur. Ona göre değerlendirirsiniz.

Hızlı yükselmelerinin öncelikli sebeplerinden biri başarılı dış politikadır. Ertuğrul Gazi kendi beyliğinin anadoludaki en küçük beyliklerden biri olduğunu ve diğer beyliklerle mücadele edemeyeceğini biliyordu. Tarihin cilvesi yada hesaplı bir hamle artık bilemiyorum, Kayı Boyu gitti Bizans sınırdında yurt tuttu. Savaşlarını da hep Bizans üzerine yaptı. Cihat anlayışı ve “gavurun üstüne gitmek” mottosu iyi kullanıldı. Bizans zaten nereden baksan bitmiş, çoğu zaman kendi valilerine bile söz geçiremiyor. Kayı boyu aldı yürüdü. Başarılı savaşlar yeni toprakları yeni topraklar da göçü getirdi. Orhan Bey, kendisinden valisine karşı yardım isteyen Bizans imparatoruna yardım etti, karşılığında geliboluda kale aldı. Böylece Osmanlı devleti avrupaya açıldı. Savaşlardan bıkmış balkan topluluklarına düzen, adalet vaaddetti. Kimseyi islama zorlamadı. Zamanla balkan toplulukları Osmanlı yönetimini kabul etti. Fetret devrinde Osmanlı anadoluda toprak kaybetmesine karşın balkanlarda toprak kaybı yaşamamıştır.

İkinci sebebi Osmanlı devletinin ipek yolu üzerinde bulunmasıdır. Avurpayı asyaya bağlayan boğazı kısa zamanda kontrol etmiş, Çin üzerinden gelen bu tarihi kervan yolunun üzerinde olması sebebiyle hem mal olarak beslenmiş hemde vergi olarak beslenmiştir.

Kendinden önce Selçukluların da uyguladığı (ikta) toprak sistemi sayesinde hem atlı askerlerini ucuza getirmiş hemde toprağın sürekli ekili kalmasını sağlamıştır. Burada @Athevor 'a katılıyorum. Düzenli gelirin olunca işler tıkırında gidiyor. Dönemin ağır silahlarına cabuk geçilmiş, bu silahlar geliştirilmiş, savaşta son teknolojiyi kullanan ordu konumuna gelmiştir. Bu sayede fetihler yapılmış, ganimetler elde edilmiştir.

Gerileme ve en nihayetinde çöküş kısmında da @Athevor 'un söylediklerin katılıyorum. Gelir önemli arkadaşlar. Tabi sadece gelirler düştü diye mi? Bence hayır. Dönem değiştikçe bazı şeyleri revize etmek gerekiyor. Osmanlı bu revizeleri yapamamış, eksik yapmış yada tümden yanlış yapmıştır. Fetihlerde işe yarayan din, cihat olgusu artık koca bir imparatorlukken köstek olmaya başlamış, ülkede kurulan ve teşkilatlanan bir çok cemiyetin önüne geçilememiştir. Bu cemiyetler bir çok yerde devleti yada milleti değil kendi bekalarını düşünmüştür. Belirli cemiyetlere mensup paşalar arasında kadrolaşma ve lobi faliyetleri baş göstermiştir.

Tımar sistemi yavaş yavaş terk edilmiş, tımar toprakları iltizam usulu ile para karşılığı verilmiş bu kısa vadede hazineye sıcak para girişi sağlasada uzun vadede üretimi baltalamıştır. Avrupanın zenginleşmesiyle sürekli ordusunun güçlenmesine karşın, Osmanlı kendi sürekli ordusu olan yeniçeri sayısını arttırmaya gitmiş, lakin plansız ve kontrolsuz yapılan bu büyüme hem hazinenin üzerindeki aşırı yük oluşturmuş hemde yeniçeri ocağını yozlaştırmıştır.

Ticaret yollarının değişmesi, denizcilikte yaşanan teknolojik gelişmelerle avrupada sömürgecilik olgusu peydah olmuştur. Sömürülen yerler avrupayı zenginleştirmiştir. Üretimde yavaş yavaş fabrikalaşmaya gidilirken şehirler büyümüş, brujuva denen kesim oluşmuştur. Brujuvaların maddi yardımları sayesinde bilim ve sanatla uğraşan insanlar hami buldular ki bu da geçim sıkıntısını ortadan kaldırdı. Geçim sıkıntısı ordan kalkan sanatçılar ve bilim insanları işlerine yoğunlaştılar ki bu da bilimsel ve düşünsel anlamda devrimlere önayak oldu.


(Hans) #47

Fatih’in topları Fatih’in topları


(Küçük Tatlı Sincap 🐿️) #48

Osmanlı’da çok güzel bir düzen vardı. 30 yıl sonra gerçekleşecek bir sefer, ve o seferde ordunun ihtiyacını karşılayacak bahçenin devletin bazı kitaplarında yazıldığı bulundu. Böyle bir düzen vardı ama devlet adamları içinde çeşitli milletten insanlar vardı. Hainler vs. Zamanla devlet adamları padişahın üstüne çıktı. Malum hainler de devlette söz sahibi olunca işler kötüye gitti. Bilim ve teknolojide geri kaldı. Lale devrinde tüm devlet hazinesi eğlenceye gidince de çaresiz kaldı. Gittikçe zayıfladı. Son anda ne kadar batıya adamlar gönderip teknolojiyi takip etmeye çalışsalar da pek başarılı olamadılar. Yıkıldı ama adı tarihe altın harflerle yazıldı.


(.) #49

Avrupa’nın düşüşü ve yükselişiyle ters orantılı. Avrupa’nın sanayileşme ve modernizm yoluna girdiği dönemde imparatorluğun ekonomik, siyasi ve idari yapısı da ömrünü doldurmaya başlamıştı. Toprak kayıpları ve ticaret yollarının değişimi, ekonomisi üretimden çok ganimet ve vergiye dayanan imparatorluğun maddi temelini ortadan kaldırdı. Zaten imparatorluk da bunun farkına varıp devlette ve eğitimde modernleşme adımlarına başlamış, bu yoldan giden ve yetişen subay ve aydın kadrolar tanzimat, meşrutiyet ve en sonunda cumhuriyete varan süreci gerçekleştirmişlerdir.

Osmanlı’nın yükselişi ve düşüşünü Avrupa tarihiyle beraber okumanın bu sorulara cevap bulmada çok yardımcı olacağına inanıyorum.


(Geek Velet) #50

Yaaa, 12 yaşındaki yüzeysel tarih bilgimle çağa ayak uyduramaması, falan filan diyecektim ama gelen cevaplara bakınca kendi köşeme yavaşça çekilmeye karar verdim.


(Ertunç Doğan) #51

Osmanlının çöküşündeki en büyük etmenler aslında tamamen yükseliş devrinde atılmış temellerden gelir. Fatih sultan mehmed zamanında yönetimdeki vezirler Türklerden oluşan derebeyleridir… Fakat derebeylerinden olan çandarlıoğulları o dönem yaptığı yolsuzluklar(Zamanında bizansla yaptıği) sebebiyle hem bunları yokeder hemde bundan sonra yönetim sisteminde türklerin olmayacağını devşirme sisteminden gelen kişilern olucaği kanununu çıkarır. (hiçbir devlet kendi yönetiminden milletini koparmamıştır.) Bu kanun kısa vadede işe yarasada uzun vadede işe yaramayıp sorun haline gelmiştir.
Yavuz sultan selim döneminde ise yss halife oldüğundan dolayı islam merkezli bir ülke olduklaerını göstermek için daha çok halkın isteği üzerine sadece medreseleri bırakmıştır.Aslına bakarsanız çöküş devrindeki padişahlar ülkenin durumunu düzeltmek için uğraşıyorlardı. Herkese ümmetçi olarak gösterilen 2. abdülhamid (ve bunu herkes öyle gösteriyor.) Esasında türkçülük akımını benimseyen biridir.Osmanlı nın devlet dilinin türkçe olduğunu kanuna geçiren ve ilk meclisi asıl kapatma sebebi ise çok türk milletvekilinin olmamasından kaynaklıdır


(.) #52

Osmanlı Devletinin gelişmesinde çok etmen var tabiki ama benim en yararlı bulduğum İskan Politikası . Kısaca ; Fethedilen yerlere doğudan göçmen Türk getirip (Türkmen) yerleştirilmesi. Bu sayede o toplumda Türk kültürü aşılanmış oluyor ve o topraklar sahipsiz kalmıyor . Ayrıca bu politika Türkler arası dayanışmayı arttırmıştır .


(was never real) #53

II.Bayezid döneminde Leonardo da Vinci Boğaziçini Haliçe bağlayan köprü yapmak için mektup yolluyor ama Bayezid cevapsız bırakıyor. Kabul etseydi bugün belkide Da Vinci’nin eseri olacaktı İstanbul’da.

Yeniçerilerle gurur duyulur ama II.Osman’ı katletmişlerdir.
30 devlet adamını asmışlardır. (Vakayi Vakvakiye olayı)


(Kuyuya düşmüş it) #54

Konuyla ilgili söylenen çok şey olmasına rağmen kendi naçizane fikrimi sunmak istedim. Ben Osmanlı devletinin çökmesine neden olarak fazla kibirli padişahlar ve korkak devlet adamlarını gösterebilirim. Zira devlet yükselme döneminin sonuna kadar kafası devlet yönetmeye yatkın padişahlarca yönetilmiş, ancak bu devrin bitişiyle bu padişahlar kendilerini başarılı devlet adamlarına bırakmışlar. Yanlış hatırlamıyorsam Kanuninin veziri solullu mehmet paşa olması lazım bu adamlara ilk örnek olarak. Sonrasında köprülü ailesi geliyor sırayla. Bu devlet adamları yerlerini çoğu zaman vasıfsız devlet adamlarına bırakırken. Bir şeyleri değiştirmek isteyen kesim gerek halktan göreceği tepkiden gerekse yeni çerilerden korkularından değişim için çaba sarf etmemişler. Ayrıca halkın ve devletin sanat konusunda çok ayrı telden çalmaları bu iki önemli merci arasında bağlantı kopukluğuna neden olmuş. Evet sanat estetik kaygı taşısa da ayrıca bir iletişim aracıdır. Ki bu iki merci arasındaki iletişim kopukluğu edebiyat yönünde çok açık bir şekilde bellidir. ‘‘Divan edebiyatı’’ ve ‘‘Halk edebiyatı’’ isimli iki edebiyatın aynı ülkede gelişmesi kültür ve sanatda ki iki başlığını açıklar nitelikte. Yine en büyük sıkıntılardan biri de ‘‘Beşik ulemalığı’’ muhabbeti. Bu olay yüzünden osmalı eğitim sistemi tamamen çökmüştür. Devlet içerisinde halkın sesini duyuran kişilerin yaptıkları sanata avam gözüyle bakılması çabası. Tanzimat dönemi edebiyatı sayesinde yeniden canlanmaya yüz tutan edebiyat da devletten şamarı yiyince zaten kültür ve sanat alanında ülke neredeyse dibe vurdu. Bu gelişmeler sonucunda muhtemelen 1. Dünya Savaşı çıkmasaydı bile osmanlı 50 yıl içerisinde dağılacaktı. Ha ne olurdu bu elli yılda dersek muhtemelen bir iç savaş çıkardı ve Anadolu ortasında bir yerde yapılan bir savaşta çok yıpranan ülke çöküşün eşiğine getirilirdi. Bu savaş ülkeyi direk yıkmazdı ama yıpranmış haldeki ülkeye yünanlar başta olmak ermeniler, ruslar… girerdi. Topraklar tutanın elinde kalırdı. Sonuç olarak bize yine bir İstiklal Savaşı görünürdü.
(Bu arada yazım yanlışlarımın kusuruna bakmayın telefondan yazmak zor oluyor bazen otomatik düzeltmenin değiştirdiğini fark etmiyorum)


(Fransuva'nın Ayranı) #55

Yalnız şöyle bir şey de var ortada osmanlı’nın çöküşünü hazırlayan kararların çoğu yükseliş döneminde alınmıştır. Ve yenileşme hareketlerini yapanların çoğu da çöküş dönemi padişahları.


(Kuyuya düşmüş it) #56

Haklısın ama osmanlıyı bitiren bazı kararlar çöküş dönemindeki kararlar. Mesela beşik ulemalığı gibi, mesela timar sisteminin bozulması gibi, mesela kafes usulünün getirilmesi gibi, mesela ordunun sayısını arttırmak için yeniçeri ocağının yozlaşması gibi. Ama hakısın bu olayların bazıları duraklama dönemine gerçekleşen olaylar. Yani hatanın bir kısmı duraksamadan gelme hatalar. Yinede bu devleti eleştirdi diye gazeteci ve şairleri sürgüne gönderen devleti haklı çıkartmıyor.


(Franz Joseph ) #57

Tam tersi olmalı, kibirli devlet adamları ve bilgisiz padişahlar*. Yöneticiler, genelde yönetilendi son zamanlarında. Sürekli tekrarlayan isyanlar, aşırı ekonomik bunalım, kafes sisteminin en masum sonuçları bunlar.

Buna nispeten katılmıyorum, çünkü divan şiirinin şairleri eğitimli, halk aşıkları ise usta çırak döngüsü ile bu eğitimi almış, sanat yapmış insanlar.

Buna hiç katılmıyorum. Şimdi şöyle, Osmanlı’nın I.Dünya Savaşı önce sınırı, Tüm Trakya, Anadolu, Levant ve Arabistandan ibaret idi. O dönemde milliyetçilik ile isyan edip bağımsızlık kurmuş tüm devletler zaten Avrupa’da özgürlerdi, hatta dikkatinizi çekerim, Avusturya Macaristan veliahtının suikasti başlattı bu savaşı. Evet çöküşün olduğu doğru ama ülkede karşı çıkacak insan zaten yok artık, kalanlar Türkler ve Araplar. Araplar’ın da milliyetçilik bahanesi ile hainlikleri I.Dünya Savaşında Arabistanlı Lawrence’in manipülatif stratejisi sayesindeydi.

Bu da İslam sonrası Türk yöneticilerin genel anlayışıdır.


(Taylor Swift Fanboi) #58

Burası çok yanlış olmuş. Osmanlı’da yükselme döneminin sonunda (Kanuni Dönemi dahil olmak üzere) iktidar zaten padişahtan çıkıp saray elitleri tarafından paylaşılmaya başlanmıştı. Bunun sebebi o dönemde artık osmanlının oturmuş ve süreklilik gösterebilecek bir bürokrasiye sahip olması ve toprakların, ekonominin tek elden yönetilemeyecek kadar büyümesiydi. Bu yüzden iktidar saray elitleri tarafından paylaşılmak zorundaydı. İktidarın bu el değiştirmesi sonucu kardeş katline ihtiyaç kalmamıştı. Çünkü eski sistemde taht varislerinin sayısının fazla olması istikrarı zedeleyen bir şeydi. O yüzden bir varis diğerlerini ne kadar çabuk etkisiz hale getirebilirse o kadar iyiydi. Ama yeni sistemde hanedan soyundan ne kadar varis olursa o kadar iyi. Bu çok seçeneklilik hem saray elitlerinin istediğinde padişahı değiştirebilmesini hem de istikrarı zedelemeden yönetimi devam ettirmelerini sağlıyordu. Yani kafes sistemi bu olayların sebebi değil sonucu.


(Franz Joseph ) #59

Bunu cevaplayacaktım unutmuşum. II.Bayezid saraydan bile çıkamıyor kendi saltanatında, sürekli Cem Sultan ile olan savaşından dolayı kimseye güvenmemesi çok doğal.


(Diriliş Ertuğrul) #60

Bu yüzyılda Osmanlı mevcut sorunların yanısıra Fransız ihtilalinden kaynaklanan milliyetçilik hareketlerinin etkisinde kaldı ve azınlıkların bağımsızlık için ayaklanarak ayrılma eğilimleriyle uğraşmak zorunda kaldı. Sonuçta pek çok azınlık bağımsızlığını ilan etti.

Bu Yüzyılda Diğer Devletlerin Osmanlıya Karşı Tutumları

RUSYA: Milliyetçilik hareketlerini destekleyerek Balkanlarda panislavizm politikası güttü. Amacı; Osmanlı devletini aciz duruma düşürerek kendi ekonomik çıkarlarını ön plana çıkarmaktı.

FRANSA: Milliyetçilik hareketlerini destekleyerek İngiltere’nin sömürgelerine giden yolları kesmek için Mısır’daki aktivitelerini arttırdı.

İNGİLTERE: Rusya ve Fransa’nın Osmanlı devletini parçalama politikalarını, sömürgeleri ve Rusya’nın büyümesi açısından tehlikeli gördüğü için Osmanlıya destek vermiştir. Ayrıca Osmanlıdan sağladığı çıkarlarını da devam ettirmeye çalışmıştır. Bu nedenle 1838’de Osmanlılarla Balta Limanı ticaret anlaşması imzalamıştır. Kırım Savaşı’nda Osmanlıları maddi olarak desteklemiştir. Mısır Valisi Kavalah Mehmet Ali Paşa’nın isyanmı bastırarak Ege’deki Yunan devletinin varlığını savunmuştur. Ancak bir müddet sonra Almanya’nın birliğini sağlayarak güçlenmesi üzerine politikasını değiştirmiş, boğazlar konusunda Rusya’yı desteklemiştir.

AVUSTURYA: Avusturya Balkanlarda Rusya’nın izlediği panislavizm politikasını tehlikeli görerek karşı politika olarak pangermenizmi savundu.

VENEDİK: Daha önce kaybettiği yerleri geri almak istiyordu.

OSMANLI-RUS SAVAŞLARI (1806-1812)

Rusya’nın Balkanlarda izlediği politika ile birlikte Eflak, Boğdan Beylerini kışkırtması ve Sırp isyanına destek vermesi üzerine Osmanlı bu durumu kabul etmeyerek, Rus yanlısı Eflak, Boğdan Beylerini görevden almış ve Karadenizi Rus ticaret gemilerine kapatmıştır.ikitelli çilingir Fransa savaşa Osmanlının yanında başlamasına rağmen iki yüzlü bir politikayla Ruslarla anlaşınca Osmanlı 1812 Bükreş Antlaşması’nı imzalamak zorunda kaldı. Bu anlaşmayla ilk kez bir azınlık Osmanlıdan ayrıcalık elde etti. Sırplara ilk imtiyazın verildiği bu anlaşmayla Bağımsız Sırbistan’ın temelleri atılmıştır.

MİLLİYETÇİLİK HAREKETLERİ SIRP İSYANI (1804-1878)

Sırplar uzun süren Osmanlı Rus savaşlarının topraklarında olması, milliyetçilik hareketlerinden etkilenmeleri, Osmanlı maliyesinin içinde bulunduğu durumdan dolayı vergilerin ağırlaştırılması, merkezden atanan tımar ağalarının adaletsiz tutumları üzerine;

İlk isyanı 1804 yılında çıkardılar. Ancak bastırıldı.
1812’de çıkardıkları 2 isyanda ayrıcalıklı bir prens haline geldiler. (Bükreş anlaşmasıyla imtiyaz aldılar.)
1829 Edirne anlaşmasıyla özerklik elde ettiler.
1878 Berlin anlaşmasıyla bağımsızlıklarına kavuştular.

YUNAN İSYANI (1829 EDİRNE ANLAŞMASI)

Yunanlıların eski Bizansı yaşatmak idealiyle kurdukları Etniki Eterya Cemiyetinin çalışmaları Rönesans’dan sonra Avrupalı devletlerin Yunan kültürüne hayranlığından dolayı Yunanlılara maddi destek sağlaması ve Rusya’nın destekleri üzerine ilk isyan Eflak’da çıkarıldı. Ancak başarılı olunamadı. Mora’da çıkarılan isyan desteklendiğinden dolayı başarılı oldu. İngiltere, Fransa ve Rusya Osmanlı devletinden Bağımsız Yunan devletini tanımasını istedi ve Mora isyanını bastırması konusunda Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’yı görevlendirdi. Navarin’de Osmanlı donanması yakıldı. Bu olaydan sonra her 3 devlet de Osmanlıdaki elçiliklerini geri çekti. (Mora’nm güçlü bir valinin eline geçmesi işlerine gelmiyordu) Fransızlar Yunan sorunu çözümlenene kadar Mora’yı işgal ettiler. Ruslar Osmanlı devletine savaşa açtı. Yapılan Edirne Anlaşması’yla;

Yunanistan bağımsızlığını kazandı.
Sırbistan, Eflak ve Boğdan’a özerklik verildi.
Rus ticaret gemilerinin boğazlardan geçişi serbest bırakıldı.
Doğuda ve Tuna’da bazı kaleler Ruslara verildi.


(Burak ) #61

Yükseliş döneminde ilmin yanında bilim vardı, ne zaman bilim Avrupa’ya bırakıldı. O zaman gerileşme dönemi başladı. Lale devirleri, şatafatlı güç gösterileri bunun önüne geçemedi. Çünkü sanayi lazımdı, bilim ve teknoloji lazımdı. Yenileşme adına bazı şeyler yapılmadı mı yapıldı. Ancak Avrupa’ya bilim ihraç eden değil onlardan ithal eden bir Osmanlı vardı.