Ready Player One - Spoiler Button


(Muhsin Bayram) #22

Ben filmden çok keyif aldım. 2+ saatlik saf, su katılmamış bir blockbuster deneyimi hazırlamış Spielberg.


(Why do we fall, Bruce?) #23

Filme puanım 8.5/10


(Kerem) #24

Jack Nicholson göreydik eiydi be


(Koray ) #25

Parzival’ın partide Art3mis ile dans etmek için açtığı platformda hangi şarkı çalıyordu hatırlayan var mı ?


(Umur) #26

(marko) #27

Mükemmel bir filmdi ya, Spielberg’ün benzer türdeki işlerinin altında belki ama kesinlikle sinemada izlenmesi ve daha sonra düşünce evde tek tek detay aranması gereken bir film.


(⏬) #28

Arkham Knight filmdekini bırak, kitaptaki 27 sektörü alacak ordu-donanmaya sahip bee. Burada itin köpeğin dramasının göndermesi olmuş.
Neyse…
Filmde kitaptan atlanan neredeyse hiçbir şey yok, ama değiştirilmeyen de neredeyse hiçbir şey yoktu. Ama değiştirilen şeylerin çoğu şey kitaptakini aratmayacak kadar güzel ve bi filme uyarlanabilecek kafi miktardan, en iyi şekilde kadar olan bi skalada uyarlandıkları için çoğu değişime bi kıyas görüşüyle yaklaşmıyorsunuz bu yüzden “Yok bu fikir de güzel. Bu da dursun burada” diyorsunuz. Değiştirilip de tatsız olan bazı şeyler, daha doğrusu bir şey var. Bu diğer noktalar kadar tatmin edici olmadığından, tatsız noktalarda kıyas söz konusu.
-Kitapta yegane önemli noktalardan biri Wade’in kalkanı kaldırmak ve şirketi yaralamak adına IOI’ye sızmasıydı. Filmde bu konuda değiştirilen, kendi başlarına ele alındığında felaket bi fikir olan ama bir araya geldiklerinde tek başına olduklarından daha az tatsız bi sonuç doğuran iki şey vardı. ilk önce IOI’ye sızma olayını, zekice ve incelikli bi plan olmaktan çıkarıp, sonra da buraya sızmayı başlı başına matah olmayan bi durum haline getirmişler bu şimdilik büyük rezalet. Ardında bu sıkıntıyı gerçekleştiren Wade değil Samantha oluyor. Yine büyük bi hayal kırıklığı ama bu bi toplama işlemi olduğundan A (Sızıntı olayının karaktere bir şeyler katan tüm zekice plan itibarını şeklini değiştirmek) + B (Sızıntıyı yapanı gidip başka bir karaktere vermek) = C (Şirkete sızmak hiçbir yönüyle matah, öngörülü bi hareket olmasından ötürü karaktere katkıda bulunan güzel bi plot parçası olmadığı için bunun başka bi karaktere verilmesi dev bir sorun değil. Az buz tat kaçırmıyor ama filmde aklıma ilk gelen şey de değil.) oluyor

Değiştirilen ama kafi miktarda veya çok memnun bırakan şeylerden aklımda kalanlar var; bunlardan ikisi yine bi toplama işlemi şeklinde ilerliyor:
A:Kitapta vasat altı olan bi nokta var ki o da Murrow’un avatarının şifreli sohbet odalarına hayalet gibi girip raf falan devirerek okuyucuya çıtlanması vardı ki bayat bi noktaydı. Bu filmde bunu çok iyi kotarmışlar. Murrow meğer kütüphaneciymiş.
B: Kitapta Wade’in jeton düşürmesi baya epik bi sekans. Wade Kusursuz bi pac-man oyunundan elde edilen bu ekstra can jetonunu tüm dünya alkış kıyamet bi anahtar aciliyetindeyken, koca anahtar kapışmasını erteleyip alıyor. Ki o zaman bunu bir şey beklentisiyle de yapmıyor. Sadece kusursuz oyuna kaptırdığı için oynuyor bu oyunu.
Filmde Wade, ekstra canı kütüphaneciyi yenip alıyor ve ben hikayenin devamını öğrenmeden önce bunu yadırgadım çünkü. Sadece bi iddiadan kazanılan, kitaptaki gibi özel olduğu bize verilmeyen bi jetonun böyle bi twist olması zerre vurucu olmazdı ama film bu iki noktayı müthiş birleştirmiş.
Filmde Wade, jetonu murrow’u en iyi arkadaşı hakkında bi iddia’da yenerek alıyor. Sonuçta Murrow da bunu beni benim oyunumda yenebilecek kadar olmuş bi eleman helal olsun diyerekten veriyor işte. Bu müthiş detay.

Ekstralar:
-Daito ve Sho ilk yarıda kitaptaki kadar pişmemiş karakterler oldukları için onlara değinen, onlar üzerinden bir şeyler söylenen kısımların tadı çiğ geliyor ama sonra bu açık kapatılıyor.
-Halliday kitaptakine çok benzemesine rağmen çok daha sevilesi bi karakter.
-Film olmanın verdiği durum yüzünden filmin en büyük olayı anahtar ve kapı draması (tabii ki de) demlenene demlenene ilerlemiyor. Anahtar bulmak sadece orta popüleritede bi şarkıcı olmaktan hallice etkiye sahip OASIS’de.
-Kitapta ilk anahtarın alındığı bayır savaşını bile bu son savaşın yarısı kadar bi şey olarak hayal etmiştim. Bu filmdeki son savaşın epikliğini kısmıyor, ama kitaptaki son savaşın yanındaki farkını da açığa çıkarıyor.
-Aech’in Cansel yönelimine çok iyi değindiler.
-Art3mis kitabın sonlarına doğru baya çekilmez bi ergen. Burada eli yüzü düzgün, cici bi kızımız. Ne güzel.
-Yine kitapta Art3mis yüzündeki doğum lekesinden sayfalarca “sadece benim gösterdiğime aşıksın taaammmımrfkfğckfneğwkdkd” draması çeviriyor. Bu drama burada da dönüyor ama hem sadece bir replikte olup biten bi detay hem de bir replikte olup-biten bu dramaya düz orantılı olarak Samantha’nın bu dramasının sebebi olan doğum lekesi de kitaptakinden bile daha küçük. (Okulda kolunun üstüne yatmış, yüzü kızarmış da ha geçti ha geçecek gibi) Ama filmdeki Samantha’nın doğum lekesi kitapta ki kadar olsaydı bile (biraz daha büyük ve koyu) çevrilecek drama kitaptaki değil filmdeki kadar olurdu. Kaldı ki kitaptakine görece daha belirsiz, hatta baya baya belirsiz bi doğum lekesi var. Dediğim gibi, kitaptakinin aksine sağlıklı bir birey Art3mis.
-Yine diyorum Aech resmen Letita Wright oynasın diye yazılmış bi karakter:
PortlyLimpArmednylonshrimp-size_restricted
-Oha Wade’i de Tom Holland da oynabilirdi lan aslında. Oha kesinlikle uyardı ha:
IMG_20180401_011248
Hassiktirmdkcodns
Hem Peter ile Shuriyi yan yana getirirdik hem de malum göndermeyi yapardık. Off ya.
7,5/10. 1,5 puanı diğer faktörlerden 1 puanı sadece son iki maddeden kırdımfasdpğyhjf


(Emre) #29

Başlardaki yarış sahnesi baştan sona mükemmeldi ya. Filmden en çok zevk aldığım kısımdı. Hele king kong kısmı efsaneydi. Sıkıldıkça açıp izlemelik olmuş.


(Umur) #30

Sonic bi TV spotta gözüküyormuş zaten ama;

savaş alanında da “homing attack” yapıyormuş arada, filmde görmemiştim.

tumblr_p5ce23tMMR1rplhyso1_500


Ben de Gundam sahnesine coştum. Tekrar tekrar izlemek istiyorum. Animesine başlama kararı aldım hatta.

tumblr_p6fsywyio01wguvtpo3_500

tumblr_p6fsywyio01wguvtpo1_400

tumblr_p6fsywyio01wguvtpo4_500

tumblr_p6fsywyio01wguvtpo2_400

tumblr_p6ht260y321v26f9uo2_400

Filmi bi daha izleyene kadar bunlarla idare ederim artık.


(Umut) #31

“Are you willing to fight?”



Müthişti ya, tam anlamıyla baştan sona geekgasm yaşatıyor. Bir an önce tüm filmi durdura durdura tekrar izleyerek tüm detayları bulmak istiyorum.

(Palyaço gibi giyinen ucubelerle kötü bir geçmişimiz var!) #32

Bizimki bu filme de musallat olmuş.


(İbrahim Kaya) #33

Filmde çalan şarkılar:(Ayrıca Youtube’da filmin tüm Soundtrack’i yayınlandı.)











(Gizem) #34

Sorrento’nun avatarı shrek’in insan haline benziyor :d
tiqydwz0_400x400


(y) #35

hahahh gerçekten ya :grin:


(Gizem) #36

Aklıma gelmişken filmin sonlarına doğru tüm herkesin kalkanı yıkmaya çalıştığı sahne Harry Potter göndermesi miydi? Yoksa ben kafamda mı kurdum?


(Why do we fall, Bruce?) #37

Gönderme değil de biraz 'esinlen’mişler gibi.


(⏬) #38

Art3mis’in Mechagodzilla’nın gözünün içinden Sorrento’ya ateş açıp, bomba attığı sahnede yükselen müziği atabilecek var mı?


(Gizem) #39

+Dune
+Marvin the Martian
+Chucky
+Ninja turtles


(Why do we fall, Bruce?) #40

Chucky’yi yazdım zaten. Diğerlerini ekleyeyim.

Bundan sonra söylediklerinizin her biri yaptığım listede toplanacaktır. Tek bir liste yapılması daha mantıklı olur.


(Boş İnsan) #41

Filmi çok beğendim ve çok eğlendim. Kitaptan çok ayrılmıştı ama yine de sanırım bu da ayrı bir güzel versiyondu. Hem de beyaz perdenin büyüsü var yani. Ama hey birkaç şeyi gömmezsem olmaz değil mi?
-Mesela ilk iki bulmaca bana göre biraz bayattı. İkincisinde Shining’i görmek çok mutlu etti ama ilkinde o da yoktu. O yüzden biraz üzüldüm.
-Parzival bana göre pasif kalmıştı Oasis’de. İlk bulmacayı bulduktan sonra dans pistinde Artemis kurtardı. Son savaşta Gundam’ı Daito’nun kullanması da Parzival’ı çok geri itti. Biraz üzdü.
-Son olarak Sorrento elinde tek bir silah ile nasıl o kadar kalabalığın arasından linç yemeden çıktı? Neden Parzival’ı görünce birden duygulanıp insafa geldi? Hiç karar değiştirecek bir karakter gelişimi yaşamadı. Biraz boş duygusallık.

Yine de çok hoştu be. Bırakın filmlere, müziklere, oyunlara göndermeleri, kendi kitabına bile küçük göndermeler yakalamak çok güzeldi. Örnek vermek gerekirse Halliday’in son konuşmayı yaparken;
‘‘Gerçeklik güzeldir, sonuçta orası yemek yiyebildiğin tek yer’’ cümlesi küçük bir gülümseme oluşturdu yüzümde.