Şiirperver Mahallesi


(Berk Kaynak) #207

Ne güzel geçti bütün yaz,
Geceler küçük bahçede.
Sen zambaklar kadar beyaz
Ve ürkek bir düşüncede,
Sanki mehtaplı gecede,
Hülyan, eşiği aşılmaz
Bir saray olmuştu bize;
Hapsolmuş gibiydim bense,
Bir çözülmez bilmecede,
Ne güzel geçti bütün yaz,
Geceler küçük bahçede.

Ahmet Hamdi Tanpınar


(Taylan) #208

Bir akşam konuğum ol
oturup konuşalım biz bize
Anıların çubuğunu yakıp
uzatalım geceyi biraz

Geçmişe bir el sallayıp
yaşanan günleri konuşalım
ve günlerin üstüne çöken
dumanlı, isli havaları

Kendimize daha az zaman
ayırsak da olur geceden
Çünkü boğulabilir insan
yalnız kendini düşünmekten

Kapağı açılmayan kitaplar
unutulmuş aşklar gibidir
Kitaplardan söz edelim
ve onların gizli kalmış
sessiz tadlarından

Sabaha doğru perdeyi
aralayıp ufka bakalım
ve bir çocuk gibi
hayretle seyredelim
güneşin kızıllığını

Konuşulmadan kalan
daha çok şey vardı
diye düşünerek çıkalım
güneşle kucaklaşan balkona
Üşütmesin sabah serinliği

Bir bardak demli çay
burukluğu gibi kalsın
gecenin ve sabahın tadı
yaşasın anılarımızda

Konuğum ol, oturup
konuşalım bir akşam
ve uzatalım geceyi
sözün çubuğunu yakarak

Ahmet TELLİ


(büşra) #209

ÇOCUKLARIN
UÇURTMALARINA BENZİYORSUN

Çocukların uçurtmalarına benziyorsun
Biliyor musun…
Rüzgârı hiç dinmeyen bir mavilikte
Güneşli sular gibi gülümsüyor yüzün.
Ve ben çok aşağılarda
Katı ülkesinde toprağın
Tutulmuş heyecanına
Titreyerek izliyorum süzülüşünü…

Bir hazin hızla uzaklaşıyor her şey…

Şükrü Erbaş


(Berk Ökten) #210

Kış Kahrı

aslında önce evleri sevmeye giderdi sesin
caddeleri sokak gibi sevmeye giderdi sesin
giderdin! ödü kopardı bütün eşyaların

sonra kuyu kuyu dolaştığım mahcup sular söyledi
yüzünüze güller
üzgün evler bozuk rüyalar
aslında bana herkesin uzağı var dendi
herkesin uzak adında bir masalı
inandım
dedim mutlaka masaldır bazıları

giderdin dedim
gittin ve gittiğin kırk gece sana uyudum
aklım ödünç
ellerim yanlış
dedim benim seninle kırk kere fotoğraffım var
senin bundan kırk kere haberin yok
dedim ve uyandım!

başkasının sesiyle devam ettim dünyaya
yok yok
sonra muhakkak ruhum yırtıldı benim
aklım yırtıldı da bunu sular söyledi
doğru yukarıdan aşağıya düşen şeylere denirmiş
zaten dünyaya masalını düşmeye gelirmiş insan

umur derdik buna artık kalmadı
sonra sonra anladım
insan ancak güzel bir acıyla kalabilirmiş dünyada
bazen gidilirmiş
gitmekle ilgili şiirler okunurmuş ya da
sonra uyandım
başkasının ayaklarıyla devam ettim dünyaya

Seyyidhan Kömürcü


(Palyaço gibi giyinen ucubelerle kötü bir geçmişimiz var!) #211

Güzelsin sevgilim,
Ama çok yakından!

Cemal Süreyya


(Volkan Şahin ) #212

Nedamet

Tanrım açamadık içimizi
Arık buluşmamız mahşere kaldı.

Ne yelken ne gemi var limanda
Kaçmak bir uzun sefere kaldı.

Mercan bir sahildeymiş gemiler
Bulmak kasvetli günlere kaldı

-Rüştü Onur


(Yasin Duyar) #213

NİKBİNLİK

Güzel günler göreceğiz çocuklar,
güneşli günler
göre-
-ceğiz…
Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar,
ışıklı maviliklere
süre-
-ceğiz…
Açtık mıydı hele bir
son vitesi,
adedi devir.
Motorun sesi.
Uuuuuuuy! çocuklar kim bilir
ne harikûlâdedir
160 kilometre giderken öpüşmesi…

Hani şimdi bize
cumaları, pazarları çiçekli bahçeler vardır,
yalnız cumaları
yalnız pazarları…
Hani şimdi biz
bir peri masalı dinler gibi seyrederiz
ışıklı caddelerde mağazaları,
hani bunlar
77 katlı yekpare camdan mağazalardır.
Hani şimdi biz haykırırız
Cevap:
açılır kara kaplı kitap:
zindan…
Kayış kapar kolumuzu
kırılan kemik
kan.
Hani şimdi bizim soframıza
haftada bir et gelir.
Ve
çocuklarımız işten eve
sapsarı iskelet gelir…
Hani şimdi biz…
İnanın:
güzel günler göreceğiz çocuklar
güneşli günler
göre-
-ceğiz.
Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar,
ışıklı maviliklere
süre-
-ceğiz…

Nazım Hikmet Ran


(halı, kilim, travel) #214

@mervellous @t-meister

Söz verdiğim gibi kaynak geldi. Vatan Sağolsun kitabının Kendi Hikâyem adlı ilk öyküsü. Aynen aktarıyorum:

“Pekçokları gibi yazıya şiirle başladım. Nâzım Hikmet açlık grevindeyken bana, şiirden vazgeçmemi, kötü şiir yazdığımı, yalnız hikâye ve roman yazmamı söylemişti. Bu sözlerden Nâzım’ın beni kıskandığını (!) anladım.”

Nesin, Aziz. «Kendi Hikâyem.» Vatan Sağolsun. 23 Baskı. İstanbul: Nesin Yayınevi, 2012. s. 8.


(Özgür) #215

Ben için sonnet
benim yüzümdür işte, mağrur, kalın, şizofren;
unutmak ve aynayla, aşklarla azalmada;
ben gideli beridir hilmi yavuz ile ben
bazen burdayız işte, bazen de ürkünç oda
içimize kapanan kapısıyla bugün de
bir bene açılıyor, âh, yaldızlı ve çorak

bir çökelti gibiyim ben kendi belleğimde…

nereden açılırsa orasından akacak
ur mu, ben mi, çıban mı? kötücül, irinli, pis…
bıçak, bisturi, makas! beni deşin ve yarın
çıkarın ne vardıysa: teslis, teslis ve Teslis!..

ben bana çivilidir, isayla çarmıh neyse;
aşksa bir iç kanama… gül, gülden içeriyse…

Hilmi Yavuz


(🌜 luna-tic 🌛) #216

confirmed then.


(halı, kilim, travel) #217

Kıskancından yapmadığı kalmamış.


(🌜 luna-tic 🌛) #218

Ya ama Aziz Nesin de gidip açlık grevindeyken sormuş abi şiirlerim nasıl diye. Belli ki kan şekeri düşükmüş adamın, okumamıştır bile.


(halı, kilim, travel) #219

Hikâyeleri beğenmiş ama. Bence default yanıtı falan olabilir: “Şiirler kötü; öykü, roman yaz sen.”


(🌜 luna-tic 🌛) #220

Şimdi aklıma geldi de acaba Abidin Dino mutluluğun resmi şiirini Nazım yaşarken mi yazmış, yoksa öldükten sonra mı? Çünkü eğer görmüşse şiiri “bu ne Abidin, şiir yazma, resim yap” demiş olmasını bekleyeceğim.


(halı, kilim, travel) #221

Şimdi, Putları Yıkıyoruz diye Abdülhak Hamit’ten Ahmet Haşim’e, Yahya Kemal’den ve Yakup Kadri’ye dönemin bütün şairlerine giydirmesinin asıl sebebi ortaya çıktı.


(Cengiz) #222

Dedikodu
Kim söylemiş beni
Süheyla’ya vurulmuşum diye?
Kim görmüş, ama kim,
Eleni’yi öptügümü,
Yüksekkaldırımda, güpegündüz?
Melahat’ı almışım da sonra
Alemdar’a gitmişim, öyle mi?
Onu sonra anlatırım, fakat
Kimin bacagini sıkmışım tramvayda?
Güya bir de Galata’ya dadanmışız;
Kafaları çekip çekip
Orada alıyormuşuz soluğu;
Geç bunları, anam babam, geç;
Geç bunları bir kalem;
Bilirim ben yaptığımı.
Ya o, Mualla’yı sandala atıp,
Ruhumda hicranını söyletme hikayesi?

Orhan Veli Kanık


(büşra) #223

Öldükten sonra, Nazım dönemedi; Meserret Kahvesi’nde oturup bir acı kahve içemediler. :cherry_blossom:


(🌜 luna-tic 🌛) #224

Teşekkürler Büşra, şiirin içinde geçenlerden tahmin ettim ama bilgi bulamayınca kesin konuşmayayım dedim. :blush:

@everfesan büyük resmi gözler önüne serdik resmen burda.


(büşra) #225

Ben de araştırdım bi yazmadan önce hatta kesin bilgi vereyim, biz acının alkışlarına kendimizi 3 Haziran 63’te bıraktık, Dino şiiri 84’te yazmış. Bugün fazlasıyla gönderme yaptım sanırım ama tutamadım kendimi. Bu arada rica ederim. :cherry_blossom:


(Taylan) #226

haydaaa, neaptın be üstat. bari farklı bir cümle kullansaymış milleti şiirden vazgeçirtirken :smiley: neyse farketmez, gene de bir kırmızı gül dalı eğilsin üstüne, eğilsin de okşasın alnını ustanın. senden özendim @boklukirpi ben de tutamadım kendimi :smiley: daha dün akşam dinlemiştim çünkü şu harika besteyi.