Şiirperver Mahallesi


(Salih Alp Gökçek ) #313

Sana bir şiirler olmuş sevgilim.

Yüzün-gözün söz içinde.

Hangi imla kitabına baksam,

“ben” den ayrı yazılıyorsun.

Özdemir Asaf


(büşra) #314

Piraye İçin Yazılmış:
Saat 21 - 22 Şiirleri

Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken…

Ne güzel şey hatırlamak seni:
bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
ve saçlarında
vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının…
İçimde ikinci bir insan gibidir
seni sevmek saadeti…
Parmakların ucunda kalan kokusu sarduya yaprağının,
güneşli bir rahatlık
ve etin daveti:
kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
sıcak koyu bir karanlık…

Ne güzel şey hatırlamak seni,
yazmak sana dair,
hapiste sırt üstü yatıp seni düşünmek:
filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
kendisi değil
edasındaki dünya…

Ne güzel şey hatırlamak seni.
Sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine:
bir çekmece
bir yüzük,
ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
Ve hemen
fırlayarak yerimden
penceremde demirlere yapışarak
hürriyetin sütbeyaz maviliğine
sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım…

Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinde,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken…

Nazım Hikmet


(Yasin Duyar) #315

Ay sonunda( hatta ne ayı yıl sonu!) bu durumda kaldım, üstelik yol parasına zam yapıldığını öğrendim bu sabah. Daha bir canımız kaldı, onun da alacaklıları belli değil…

DELİKLİ ŞİİR

Cep delik, cepken delik,
Kol delik, mintan delik,
Yen delik, kaftan delik,
Kevgir misin be kardeşlik !

Orhan Veli KANIK


(🚀🌌Uzay'a meraklı Astronot) #316

Sınavda ki soruda gördüm çok beğendim
(çok geç farkettim)

ADAM OLMAK

çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse
sen aklı başında kalabilirsen eğer
herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır
hem kendine güvenebilirsen eğer
bekleyebilirsen usanmadan
yalanla karşılık vermezsen yalana
kendini evliya sanmadan
kin tutmayabilirsen kin tutana

düşlere kapılmadan düş kurabilir
yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer
ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir
ikisine de vermeyebilirsen değer
söylediğin gerçeği eğip büken düzenbaz
kandırabilir diye safları dert edinmezsen
ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz
koyulabilirsen işe yeniden

döküp ortaya varını yoğunu
bir yazı-turada yitirsen bile
yitirdiklerini dolamaksızın dile
baştan tutabilirsen yolunu
yüreğine sinirine dayan diyecek
direncinden başka şeyin kalmasa da
herkesin bırakıp gittiği noktada
sen dayanabilirsen tek

herkesle düşüp kalkar erdemli kalabilirsen
unutmayabilirsen halkı krallarla gezerken
dost da düşman da incitemezse seni
ne küçümser ne de büyültürsen çevreni
her saatin her dakkasına
emeğini katarsan hakçasına
her şeyiyle dünya önüne serilir
üstelik oğlum adam oldun demektir

Rudyard KIPLING "ıf"
Çeviri: Bülent ECEVİT


(imnotevensorry) #317

Sınavlarda çıkan bu tarz güzel şiirler ve parçalar için o kadar zaman kaybettim ki…


(🚀🌌Uzay'a meraklı Astronot) #318

Bende çok zaman kaybetsem de, soruyu çözsemde yeniden okumak çok güzel oluyor.Onca bezdirici soru arasında bulutların arasından çıkan güneş gibi muhteşem bir şey.:slight_smile::slight_smile::slight_smile:


(Can Aksu) #319

All I have is a voice
To undo the folded lie,
The romantic lie in the brain
Of the sensual man-in-the-street
And the lie of Authority
Whose buildings grope the sky:
There is no such thing as the State
And no one exists alone;
Hunger allows no choice
To the citizen or the police;
We must love one another or die.

September 1, 1939
W.H. Auden


(Yasin Duyar) #320

RUBÂİ

Biz kuklalarız oynatan üstâd felek
Zannetme mecazdır bu hakîkat gerçek
Varlık sahnında oynadık bir müddet
Sandûk-ı adem ka’rına indik tek tek

Ömer Hayyam
Yahya Kemal Beyatlı çevirisiyle.


(.) #321



Ece Ayhan
Çarçaflı bir ölüm yatağı favorilerimdendir.


(Gökhan Ali Başkan) #322

RUBAİ

Ey zaman, bilmez misin ettiğin kötülükleri?
Sana düşer azapların, tövbelerin beteri.
Alçakları besler, yoksulları ezer durursun:
Ya bunak bir ihtiyarsın, ya da eşeğin biri.

Ömer Hayyam


(Taylor Swift Fanboi) #323

Ooo Hayyam furyası mı var?

Ben şarap içiyorum, doğrudur;
Aklı olan da beni haklı bulur:
İçeceğimi biliyordu Tanrı
İçmezsem Tanrı yanılmış olur.

Ömer Hayyam


(Gökhan Ali Başkan) #324

Sana bir şiirler olmuş sevgilim
Yüzün gözün “söz” içinde
Hangi imla kitabına baksam
"Ben" den ayrı yazılıyorsun.

Özdemir ASAF


(Yasin Duyar) #325

GÜZEL HAVALAR

Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.

Orhan VELİ


(.) #326

FİLİKA

Batmak üzere olan

Bir gemide

Panik içindeyken herkes

Ne de çok sevinir

İpleri çözülen

Filika

Sunay Akın


(Yasin Duyar) #327

YOLLAR
Bu yollar beni eskitti.
Yolların kendisi daha eski,
Peki bu yolları kim eskitti!

Sağımda, efsunlu ormanlar alçakta.
Solumda, dar boğaz dağlar yukarıda.
Beni kandırmayı bekliyorlar,
Zihnimin apansızında…

Kim bilir niceleri düştü bu tuzağa
Kim bilir niceleri nasıl düştü yola
Kimileri, çıplak ayak
Kimileri, postal ayak
Kimileri de kadife serdi
Eskiyeceğini bilmeden…

Bir isim yazıyor bastığım yerde.
Harfler meçhul, lisan anlaşılmaz
Ama ruhum diyor ki;
Yürüdüğün yol
Kitabe-i seng-i mezar.
Yatanlar da bilmiyordu
senin gibi çok baştan…


(Gökhan Ali Başkan) #328

Ben sana hep üşüyordum.
Çünkü kıştım,
Nakıştım, bakıştım.
İnkar etmiyorum da bunu,
Seni sevmek gibi büyük işlere kalkıştım.
Ve lütfen inkar etme,
Sana en çok ben yakıştım.

Özdemir ASAF


(büşra) #329

YALNIZLIK
Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdesin.
Su olsan kimse içmez,
Ölür de susundan
Yol olsan kimse geçmez,
Sarp kayalara uğratır da yolunu
Elin adamı ne anlar senden?

Çıkarsın bir dağ başına,
Bir ağaç bulursun
Tellersin pullarsın
Gelin eylersin.
Bir de bulutları görürsün, bir de bulutları görürsün
Bir de bulutları görürsün
Köpürmüş gelen bulutları
Başka ne gelir elden?
Çın çın ötüyor yüreğimin kökünde şu dünyanın ıssızlığı
Tanrı kimsenin başına vermesin böyle bir yalnızlığı!

Yaşar Kemal


(Sapere Aude!) #330

Bir Gülün Üstündeki An

Gece aramızda mavi bir şey sallanır,
Ki ölüm kadar uzak, ki ölüm kadar güzel

Sükun ve aşk, havadan, ruhtan bir heykel gibi,
Dünya, kâinatların bahçesinde bir heykel.

Düşüncemizden geçen bir çizgi duyuyoruz,
Aşkın ufukları ki yalnız renk, yalnız emek.

İnliyor, yarasalar halinde, günahların,
Karanlık ruhumuzda bulup kondukları tel.

Vücudumuza değen ebediyet içinde,
Bir tek an duyuyoruz, bütün bir ömre bedel!

Fazıl Hüsnü Dağlarca


(Burak Podak) #331

En sevdiğim şiiri paylaşıyorum o vakit.

Müjgân’a Aşk Şarkıları - Attila İlhan

dinlerdim telâşlı kanûnlardan sarışın türkçeyi
nasıl da sevdim ne iştir bilmeden sevmeyi
ürkek bir çilenti usulca yoklardı bahçeyi
nerde tâvus kuşları nerde müjgân’ın gençliği
nasıl da sevdim ne iştir bilmeden sevmeyi

okşamak kumrallığını içimden uysal lambaların
beyhude ıslıklarını yakınlaşan sonbaharın
akşam tenhalığında birlikte duygulanmaların
saklı mutluluğuyla dalgından çok daha fazla dalgın
nasıl da sevdim ne iştir bilmeden sevmeyi

bir parça son yalnızlığa öncekiler hazırlıktır
insan bırakmaz sevdiğini sevmek insanı bırakır
kalırsa gözlerinin elinde yaldızı belki kalır
ney üşür kanûn pırıldar udlar oldukça karanlıktır
nasıl da sevdim ne iştir bilmeden sevmeyi

o akşam da lambamızı söndürmüştük nedîm ile
nedîm’den bile kıskandığım sevdiğim ile
son şarkılar dağılmıştı mevsim ile
yalnız çamlıca’da bir ud yankılanırdı

dünyayı tumturaklı bir yalan sayanlar
yalanın dehşetini yaşlandıkça anlar
nâzım’ın pirâye’yi sevdiği zamanlar
ölse ölümünden ne suçlar çıkarılırdı

boğucu bir sessizlikte ateşten goncalardır
o demirden şiirler ki sanki tabancalardır
umutsuz hangi gününde el atsan ateşe hazır
nâzım onları yazarken duvarlar çatırdardı

gördün sessizce buluştuğunu nâzım’la nedîm’in
lâcivert ıssızlığında yıldızlı bir serviliğin
birinin elinde vâridât’ı simavnalı bedreddin’in
birinin ağzında gül elinde mey kâsesi vardı

istanbul puslu karaltıyla müstef’ilün bir gemi
duyulur padişah saltanatıyla bulutlara demirlediği
soğuk akşamlar çalar saatlar kadife konakta
ben uyansam da ayışığından müjgân uyumakta

o soyut kuşlar su aydınlığında atlas yorganların
yüz yıllık hüznüyle yüklü osmanlı zindanlarının
pul pul dağılırlar tasalı bol yansımalı boşlukta
ben uyansam da ayışığından müjgân uyumakta

gece hattât yesârî’nin süzüldükçe vav kayıkları
işlenir yeni baştan bütün sevmek yanlışlıkları
bilmem tamamlanır mıydık bir başka yaşamakta
ben uyansam da ayışığından müjgân uyumakta

o şarkı söylese çalgıların korkup bıraktıklarından
büyülü tamburların kendi başlarına çaldıklarından
ulaşır hâfız post’a sesi yankılarla sonsuzlukta
ben uyansam da ayışığından müjgân uyumakta

akşam kılıçlar düşürdüğü ayın ışığından boğaz’da
müjgân mıdır bir uzak gülümsemek midir sazda
ferahnâk’ta iyimser kötümser çarçabuk hicâz’da
müjgân mıdır sevilmek yanlış anlaşılmak mı biraz da

üretir sessizliği erguvanlar düşler sevdayı tamamlar
suları yansıtır camlar cıvalı bir beyazda
müjgân mıdır yoksa sabahlamak mı hâfız’la şirâz’da
divanlardan gül çığlıkları horasanlı papağanlar
şehzâde çılgınlıkları o unutulmaz yazda

müjgân mıdır sevilmek yanlış anlaşılmak mı biraz da


(Xibalba) #332

Mavi Gözlü Dev

O mavi gözlü bir devdi,
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.

Bir dev gibi seviyordu dev,
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.

O mavi gözlü bir devdi,
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
Dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan ev.

-Nazım Hikmet Ran

İyiki doğdun Mavi Gözlü Dev…