Sizin Eğitim Sisteminiz?


(Mevlüt) #25

Öncelikle öğretmenlerden başlanması lazım. Yani en önemli nokta burası çünkü öğretmenlik ele ayağa düştü ve saygı duyulan bi meslek olmaktan çıktı sanki. Peki ne yapmalı ? Öğretmenlik fakültelerini reforme edeceğiz, öğretmenlik maaşını doktor, avukat civarına çekeceğiz, 4 yılda bir öğretmenleri sınava alacağız ve bu sınav KPSS olmayacak. Böylelikle daha donanımlı bir öğretmen kadrosu elde edecek, gündemi takip etmeyenleri elemeye teşvik edecek, bu konu da uzmanlaşmalarına yol açacak ve öğretmenliği tercih edilen, arzu edilen bir meslek haline getireceğiz.

Müfredatı ve düzenleyecek, dersleri deneyselleştireceğiz. Şahsen bence bu çok büyük bir problem çünkü eğitimin fazla kağıt üstünde ilerlediğini düşünüyorum. Çoğu çocuk kağıtta yazan şeyleri kafasında canlandırmakta güçlük çeker, kağıt üzerinde yaptığı şeyi pratiğe dökemez, aynı olayın iki farklı anlatımının aynı olduğunu bile anlamakta güçlük çekerler. Bir sürü çocuk çarpmanın toplamayla ilişkisini dahi kavrayamaz çünkü konu kağıt üzerinde kalmıştır. Çocuk için işlem de kuvvet de vektör de atom da soyut kalmıştır. Belki sadece aşılması gereken başka bir engelden başka bir şey değildir. Halbuki bizi öğrenmeye iten şey merak olmamalı mı? E o zaman bu çocuklar nasıl merağını yitiriyor ? Evrenin işleyişini, sanatı, insanlığın gelişimini çocuğa bir engel gibi gösterirsen merak etmez çünkü cevap bellidir.

Sonuç olarak fizik dersinde kaldıracı anlatan öğretmen alacak çocukları, alacak kaldıracını anlatacak dersi ve onlara sorular soracak. Dinlediğini kontrol eden değil düşüncesine erişmek isteyen, düşünmesini tetikleyen sorular. "Ayşe burada ne olur ?" Değil "Ayşe sence ne olacak, nasıl olacak ?" soruları sorulmalı.

Küçük sınıflara (1. Sınıftan itibaren) felsefe dersleri verilmeli. Bu derslerin teması daha önce düşünülenleri ezberletmek değil sınıfça bi konu hakkında kafa patlatmak olmalı. Her öğrencinin düşüncesinin değer gördüğünü ve düşünmenin ne kadar güzel bir şey olduğunu görerek büyümesi gerekir. Ağıra kaçılmamak şartıyla güncel olaylar bile işlenebilir. (Fikir empoze ederek değil, fikir danışarak olmak kaydıyla).

Ve okullar tüm bunların yapılabileceği ortamlara dönüşmeli. Küçük sınıflar için dikkat dağıtmayacak ancak korkutmayacak şekilde dekore edilmeli renkli tutulmalı ancak her köşeden bi çizgi film karakteri vs. çıkmamalıdır. Gençler içinse kendilerini çocuksu hissetmeyecekleri (bkz: Çocuk değilim ben !!) dekorlar kullanılmalı. Daha modern ancak hastane gibi olmaktan uzak, google ofisi diye görsellerde aratınca çıkan fotoğraflardan hallice.

Ve biz toplum olarak bu imkanları sağlamak, finanse etmek için her şeyi yapmalıyız. Devlet bu imkanları sağlıycak bir bütçe ayırmalı eğitime ve her şeyden çok buna öncelik vermeli.

Ve siz veliler çocuklarınızı el bebek gül bebek büyütmeyi bırakıp, kendi isteklerinize göre onu değil, ona göre kendi isteklerinizi şekillendirmeli ve karşınızdaki öğretmenleri suçlamadan önce onların işinin bu olduğunu unutmamalısınız. (O kadar reform yaptık adamlara bi zahmet saygı gösterin şu insanlara.) Son olarak aile ekonomisinin en büyük lokması çocuklara gerçi siz yaparsınızda yani ben yine de hatırlatıyım dedim. Yoksa o kadar paranız lütfen ama lütfen az çocuk yapın. Düzgün bi ortam sağlayın onlara, sevildiklerini HİSSETTİRİN sevdiğinizi zaten biliyoruz.

Okuyanlara sonsuz teşekkür. Yetkililer bana ulaşsın. Bu özetti çünkü.


(Hande) #26

Aynı şekilde, hangi konuda mesleki eğitim almak istediğini seçemeyen gençler de bunun başka bir örneği. Bunlar da aslında o gençleri 'birey' olarak görmeyi reddeden sadece birer 'puan' olarak değerlendiren sistemin sonucu. Burada çıkmaza giren yer mesleki eğitimin insanların hayatlarında çok belirleyici bir rol üstlenmesi, gelgelelim daha önce değindiğimiz gibi çok yanlış süregelen bir düzenin de son ayağı olması. Yani çok köklü bir değişime gidilmesi gerek ve belki çok genellediğimi düşünebilirsiniz ancak bu değişim bir eğitim/öğretim sistemi düzenlemesi değil, bunu yapacak kurumun yani aslında devletin bireye bakış açısını değiştirmesidir. Konu konuyu açıyor, başlığı daha fazla bulandırmadan yavaşça çekiliyorum :grin:


(fza) #27

Ama şöyle bir şey var: Meslek lisesinin ''ana olayı'' üniversite okuyup lisede gördüğün eğitimi akademik seviyeye çıkarmak değil, lisede gördüğün meslek derslerinden sonra o alanla ilgili teknisyen, yardımcı eleman vs olmak. Böyle değil mi? Yanlış mı biliyorum?


(.) #28

Ah be dert kardeşim be... :cry:


(Doğukan Çolak) #29

Dediğin doğru ancak 'müthiş' planlamaları sağolsun devlette şuan yer yok haliyle atama yok. Özel hastanelerde üniversite mezunu kabul ediyor. 2012 senesinde Kpss den 60 alan adamı sağlık memuru olarak atadılar. Ben 80 aldım, açıktayım.


(fza) #30

Anladım, hakkında hayırlısı olsun, elinden geleni yap sen yine de. :muscle:


(anon79676452) #31

Ben olayı şöyle elle alacağım şimdi çoğu kişi gördüğüm kadar normal derslerden bahsetmiş.Ben çocukların beşinci sınıfa kadar alacakları kafamdaki temel sistemi anlatıcam.Şimdi bir kere zaten bu çocuk beşinci sınıfa kadar hayal gücü tavanda olacağı için bu çocuğun ben kafasını ne matematikle ne fenle ne de aklıma gelmeyen saçma sapan derslerle kafasını bok etmezdim.Benim için beşinci sınıfa kadar uygulanması gereken dersler.(Kafamdaki olay ütopiktir)
(Normal olarak buraya okuma yazma gibi şeyleri yazmayacağım)

Düşünce dersi:Bu derste çocuklar öğretmenlerinin verdikleri konular hakkında kafalarında bir dünya yapıp bu dünyaları kağıda dökmeleri söylenir.sınavları ise yoktur.

Kod dersi:Hangi dil verilmesi konusun da javascript yada C# arasında kaldım.sınav vardır

Beden dersi:Öğrenciler yüzme,futbol,basketbol.voleybol,.Atletizm,Hentbol gibi dalarda 1 tane seçim hakları olacaktır.sınav yoktur

Müzik dersi:Farklı farklı müzik aletlerini seçenek sunup onlara öğrencinin insiyatifine bırakıyoruz öğrenci hangisine ilgisi varsa onu çalmaya başlardı.sınav yoktur.

Dil dersi:Öğrenciler 5 dil arasından iki dil seçerek eğitime başlar diller ingilizce,almanca,ispanyolca,rusça,japonca.sınav vardır

Kitap okuma dersi:Açıklamaya gerek yok herhalde çocuklar neyi istiyor ise onu okurlar tek kısıtlaması dersin sayfa sınırı olacaktır.sınav yoktur

Sorgulama yeteneği:Her hafta başka konular seçilerek sorgulanır ve sorgulama alışkanlığı verilir aynı zamanda bu derste empati de işlenir.(sorgulanılacak şeyler basit şeylerdir).sınav yoktur

Tarih dersi:Her hafta tarihi mekanlar da uygulamalı dersler.sınav vardır

Felsefe dersi:Sadece öğrencinin düşünmesi hakkında olacaktır din boyutuna girilmeyecektir. (çok hafif bir ders olacak)
sınav yoktur

Din dersi:Seçmeli aileye sorulup alınılacak bir derstir hangi dine mensup ise öğrenci o dinin eğitimini alacaktır.sınav yoktur

Hayal kurma:Bir nevi öğretmenler çocuklara beyin egzersizi yaptıracaktır.sınav yoktur

Başlangıç seviyesinde matematik:Sadece toplama ve çıkarmalar.sınav vardır.

Hafıza oyunları:Zeka geliştiren dijital oyunlar.sınav yoktur.

Pratik zeka testi: bu ise çocuklara her hafta cuma günü yapılacak testtir bu teste ise her öğrenciye farklı problem verilir ve bu problemden nasıl kurtulmaya yada nasıl denemeleri olacakları sorulacaktır.

Bu benim hayalim böyle olsa ne cehalet ne de yobazlık olabilir.Unutmayalım her şeyin başı eğitim olmadı kişisel eğitim :wink:


(Sapere Aude!) #32

Sağlam bir felsefe eğitimi, ardından gelecek sosyal bilim-doğa bilimleri temel eğitimleri ile başlayacak bir eğitim sistemi düşüncem var. Felsefe eğitimini, filozoflar ve düşünceleri tarzında değil de öncelikle mantığın temelleri ile başlayacak şekilde yapmak çocukların geleceğini, dolayısıyla hepimizin geleceğini kurtaracak hareket olacaktır bana kalırsa. Felsefe eğitimini mantık, sorgulama ve tartışma üçgeni çerçevesinde yaptığımız takdirde bir bakıma bilgiye dair bilgiyi vermiş oluruz. Bu da temeli sağlam atmak anlamına gelir.

Temel bir felsefe eğitimi sonrasında çocukların istekleri ve yeteneklerine göre seçecekleri derslere göre kendilerinin belirleyeceği (en azından belirlemede ağırlıklı olacakları) bir ders programı düşünülebilir. ''Ufacık çocuklar o yaşta ne kararı verebilirler ki?'' diyecekler için bütün bilimlerin giriş derslerinin verileceği zorunlu bir program konulması da tercihler arasında olabilir. Böylece belirli bir süre bütün bilimlerle haşır neşir olan çocuğa daha rasyonel bir seçim yapma imkanı verilebilir.

Esas olarak en önemli nokta, çocuklara felsefe eğitimi verilmesi ve tercih yapma imkanı tanınmasıdır. Herhangi bir yolu tercih etmesine izin vermediğimiz çocuklara neden o yolda olduğunu bile söylemeden, düşünmesine imkan tanımadan bir yola sokuyoruz. Bu hem başarısızlık hem de mutsuzluk getiriyor. Böylece somurtkan ve başarısız bireyler olarak yaşantımıza devam ediyoruz. Halbuki bilgiye nasıl ulaşabileceğini bilen ve seçim yapmaktan korkmayan çocuklar yetiştirsek geleceğimiz için çok daha hayırlı bir adım atmış oluruz.


(Muhammed Raşit Tetik) #33

Eğitim sistemi belirli ekonomik (zaman, para, kalifiye eleman sayısı gibi her türlü ihtiyacı kapsar.) ve siyasi çerçeveye bağımlı kalmak zorundadır. O yüzden fin sistemi gibi sistemler bizde sökmez. "Ya dersler olmasın. Sınav olmasın. Herkes istediğini yapsın." gibi söylemlerde bulunan arkadaşları bir dönem eğitim bilimine giriş dersine davet ediyorum (sadece bununla sınırlıda değil herhangi bir ekonomist de size durumu rahatça açıklayabilir.).
Eğer var olan imkanları düzenleyecek olursam ilk olarak "Milli Eğitim Bakanlığı" diye bir şeyin olmadığı bir sistem kurardım. Şöyle ki yine meclise bağlı fakat bir bakan tarafından değil bir kurul (Kurulun başkanı rektörlük seçimleri gibi seçilir) tarafından yönetilen ve kurulda ölçme ve eğerlendirme, eğitim yönetimi, rehberlik, program geliştirme bölümlerinden birer adam bulunmak kaydıyla başkan hariç 6 üye bulunan bir kurul. Üyeler çift kademeli seçimle meydana gelecek ilk olarak her üniversite delege seçecek. İkinci aşamada ise delegeler eğitim bilimciler içinden kurulun işleviyle alakalı akademisyenler içinden üye seçimi yapacaklar. (Şimdi "la o seçimin bundan farkı olmaz rektörlük seçimleri bir işe mi yarıyor", "Torpil döner" gibi isyanlarınız olabilir ama eğitimin işle alakası olmayan insanlar erine eğitimcilerin elinden çıkması daha iyidir.)
Kurulla konuşularak alttaki ilkelere uygun programlar, ölçme araçları, eğitimler vb. hazırlanır.
1. Kalma geri gelecek
2. Çocukların salt hafızalarını ve ya ot gibi test çözme hızlarını değil, O derse yönelik işlevsel bilgi ve potansiyel yetenekleri ölçecek bir sınav türü.
3. Hapishane gibi okul binalarından aşamalı olarak resmiyetini koruyan, disiplinli fakat öğrenme ortamı için hazırlanmış okullara geçiş sağlanacak. (Belki 10 belki 15 yıl sürecek bir süreç bu)
4. Saçma sapan her öğrenci eşittir, mantığından kurtulup bol kategorili ve kademeli eğitim kurumları kurulacak.
5. Bilim nasıl yapılır, bilim nedir, doğru bilgi ile yanlış bilgi nasıl ayrılır gibi mevzular en geç lisede öğrencilere kavratılmalı.
6. Felsefe, mantık, sosyoloji, psikoloji, edebiyat gibi sosyal bilimler ezber olarak değil metot olarak öğretilmeli. Yani çocuk edebiyatı ezberlemesin ama iyi kitapla kötüyü ayırt edebilsin.

Aklıma bu kadar geldi. Yazım veya noktalama hatalarım olduysa affola( Sabahtan beri vaka analizi yapıyorum.). Eksik veya yanlış olduğum yerleri bildirirseniz sevinirim.


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #34

İyi güzel söylemişsin de, eğitim bilimine giriş dersi, eğitim sistemi üzerine inşa edilmiş bir ders zaten. Ortada şöyle bir durum var: Modern eğitim sistemi ve benzer türevleri insan biyolojisi ve nörolojisini kaale almıyor. Çünkü modern eğitim sistemi ve benzer türevleri modern değiller. 200 küsür yıllık bir sistemden bahsediyoruz ve bu sistem sınavları da kapsıyor.
Sınavlar da yanlış olan tek şey test çözme sistemi değil, reelist bir düzlemde test çözmeyi götürüp de sınavların kalması da mümkün ama çok mümkün değil. Sınavların yanlış yönlerinden biri bir rekabet ortamı oluşturması.
Rekabet ortamının nesi yanlış? Şöyle, doğal ve ilkel koşullar altında rekabet gerekli bir şeydir. Mesela doğal seçilim, sadece en iyi x yapan y'nin hayatta kalmasını sağlar. Çünkü zayıf y, var olan imkanları tüketecek ve zayıf kalıtımsal bilgisini topluma aktaracaktır.
Yanlış bir şey yok gibi değil mi? Neden yanlış peki? Çünkü Doğal seçilimin değerlendirmesi tek yetenek üzerinedir: Hayatta kalma. İnsanların tanımlayıcı özelliklerinden biri de onun üzerine çıkabilmesi, daha da ötesinde, hayatta kalmayı üç boyutlu hale getirebilmesidir.
Yani normal koşullarda rekabet sisteminin eleyeceği bir özellik, bir potansiyel, üç boyutlu düzlemde mutlaka bir yerde işe yarıyordur. Sınav, kişinin başarısını derecelendirerek hem başarısızlık veya görece başarısızlık durumlarında öğrenme isteğini, dolayısıyla öğrenme potansiyelini azaltır. Olası yararlı bir karakteristiği yok ederek toplumun hızlanışını yavaşlatır.
Sınavın işe yarar hale gelmesinin tek yolu, sınavın istemsel, rahat ve rekabetsiz bir ortamda idame ettirilmesidir.
Disiplinli öğrenme ortamları demişsin, kendi sistemimde buna değineceğim ama şimdilik kısaca açıklamak gerekirse, disiplin eğitimin düşmanıdır.
Gerekli bir şey gibi gözüküyor, ama bu 3.maddenin önceki kısımlarında kısmen çözdüğün bir problemden kaynaklanıyor.
Eğer, öğrencinin bir mahpus gibi hissetmeyeceği bir ortam oluşturulursa öğrenci öğrenebilir. Üstünde bir otoritenin onu bir şey yapmaya zorladığı bir ortam, yani disiplin, disiplinsizliğe yol açacaktır. Çünkü kaos istemi opresyondan doğar, yani tefriti doğuran ifrattır. Eğer istenen düzenli bir eğitim ortamıysa bunu elde etmenin iki yolu vardır:
1.) Ya öğrencinin yenilikçi ve yaratıcı düşünmesini kapatmak uğruna öğrenciden özgürlük isteğini tamamen alacak bir opresyon,
2.) Ya da öğrencinin kaos isteminde bulunmayacağı bir özgürlük ortamı.
Disiplin eğer sentetik bir şekilde üretilmeye çalışılmazsa tabi bir şekilde olacaktır zaten. Çünkü psikolojik araştırmalar da gösterir ki bir kişide düzen karşıtı düşünceleri oluşturan düzenin kendi hatalarıdır.

Bu ekonomik bir kaygıdan kaynaklanan bir şey değil, ortada eğitim için harcayabileceğiniz bir maliyetin olabilmesi için ekonominizin gelişmesi gerekir, doğru. Ama ekonominizin gelişebilmesi için eğitime harcadığınız maliyet artmalıdır. Ekonomik açıdan ilk başta bir gambit gibi gelse de, aslında bütün istatistik ve veriler, hatta herhangi bir istatistik ve veri olmadan, dünyayı takip eden herhangi bir göz bunu gösterir.
Herkesin istediğini yapması meselesine de kendi eğitim sistemimde gireceğim ama bunu da kısaca geçmem gerekirse:
Şartlanma diye bir olay var, eğitimde sık kullanılan bir şey, ama başka bir yönden eğitimin en büyük problemlerinden. Şartlanmayı da kısaca geçmek gerekirse "Bebeğin ağladığında meme aldığını fark etmesi üzerine, meme almak için ağlamaya başlaması". Bunun gibi, eğer öğrencinin her eğitim gördüğünde özgürlüğü kısıtlanıyorsa, o zaman eğitim gördüğünde özgürlüğünün kısıtlanacağına dair bir ön korku oluşur.


(Can) #35

Bir eğitim sistemi öncelikle seviyesini bilmeli, lise öğrencisine akademik bilgiler aktarılmamalı, madem aktaracaksın, "Evladım o dediğin 11.sınıfta sonra görücez" diyemezsin. Bu ne saçmalık ya, konuları böl dilimle dilimle at her müfredata, sonra onu bunu bu bahane ile kaldır.

En güzel eğitim sistemi dersleri öğrencinin seçmesidir, matematik görmek isteyen çocuğa edebiyat versen onun hayatında ne değiştirebilir, edebiyatçı adama matematik versen nerede türev integral aklına gelebilir?


(falanfilan) #36

Eğitim sistemi gerçekten bozuk, öğretilen şeyler önemli ama çocuk neden öğrendiğini anlamıyor boş boş bakıyor.Üniversite sınavına çalışıyor.Geliyor rastgele bir bölüme, bütün gün gezip son hafta notları alıp geçiyor hiç birşey öğrenmiyor.

Makro açıdan baktığım zaman berbat bir durum ülkede kalifiye eleman yetişmiyor.

Mikro açıdan baktığımda iyi çalışıp kendini geliştirenin kolay üste çıkabileceği bir sistem.


(Umur) #37

Güzel konuymuş, çok çabuk susmuş be…


(Salihalpo Anısına) #38

" Mutlaka " izleyin:


(Can) #39

Konu hakkındaki en iyi ileti.


(Küçükten Biraz Büyük Tatlı Sincap 🐿️) #41

Temel eğitimler için ilk okul :

  • Matematik
  • Fen
  • Tarih
  • Türkçe
    Ayriyeten :
  • Kendini Savunma
  • Hayatta Kalma
  • Yazılım Dili

Mesleki eğitime geçiş için liseler :

Avukat, savcı, vali, milletvekili, bakan vs olacaklar için :

  • Siyaset Bilimi
  • Tarih
  • Yabancı Dil
  • Felsefe
  • İletişim
    Ayriyeten :
  • Kendini Savunma
  • Silah kullanma
    1. Yabancı Dil

Mühendis, Mimar vs için :

  • Fizik
  • Yazılım Dili ve Programlama
  • Mekanik
  • Matematik
  • Geometri
  • Kimya
    Ayriyeten :
  • Optik
  • Aerodinamik
  • Tasarım
  • Resim ve Planlama
  • Teknoloji Tarihi

Doktor, hemşire, gıda mühendisi vs için :

  • Biyoloji
  • Kimya
  • Anatomi
  • Gıda ve Sağlık
    Ayriyeten :
  • İnsan Fizyolojisi
  • Tıp Tarihi
  • Kendini Savunma
  • Psikoloji

Kara Kuvvetleri, Hava Kuvvetleri , Deniz Kuvvetleri vs için:

  • Tarih
  • Psikoloji
  • Kendini Savunma
  • Hayatta Kalma
  • Askeri Kurallar
    Ayriyeten :
  • Yüzme
  • Uzun mesafe nişancılık
  • Yakın dövüş silah kullanımı
  • Meditasyon

Sanatçı, Fotoğrafçı vs için :

  • Resim
  • Porte
  • Matematik
  • Optik
  • Algı ve Etkileyicilik
  • Diksiyon ve İletişim
    Ayriyeten :
  • Film Tarihi
  • Senaryo ve Hikaye
  • Felsefe
  • Yabancı Dil
    1. Yabancı Dil

Mesleki eğitim için :
Usta-Çırak benzeri bi eğitim
Örneğin:
Avukat olacak birkaç kişi Avukat olmuş ve eğitim için izin verilmiş bir avukatın yanında ondan ders alacak ve bazen davaya o bakacak.

Doktor olacak birkaç kişi izin verilmiş bir doktorun yanında duracak ondan ders alacak. Arada doktorun işlerini ele alacak ve hazır olduğunda diplomasını alacak.

(Unuttuğum ve saçma yerler olabilir düşünceleriniz benim için önemli yorum yaparsanız sevinirim.)


(Koala lordu/Koç Lisesi Bebeğim! ) #42

Basitçe,şu an var olan değil.


(Ahyoka) #43

Şu an olan çoğu şey yanlış bence. Bi de çoğu kişinin dediği lisede meslek eğitimi icin ders verilmesi konusuna da karşıyım. Ortaokulda daha çocuk olduğumuzu lisede kişiliğimizin oturduğunu düşünüyorum, kendimizi yeni yeni tanıyoruz. Ben küçükken hep doktor olmak isterdim ama lisede kendimi tanıdım benden doktor olmayacağını anladım mesela


(Küçükten Biraz Büyük Tatlı Sincap 🐿️) #44

Gelişmiş ülkelerde 18 yaşında tıp bitirip master yapan var biz o yaşta daha yeni liseyi bitiriyoruz.


(Geek Velet) #45

Alman Eğitim Sistemini 20 yıl içinde uygularsak bu ülke kurtulur.


Underrated Bulduklarınız