Underrated Bulduklarınız


(imnotevensorry) #1080

O kişi Stephan King’in kendisi ama inanmıyorum. Shining’i değil fakat King’in farklı romanlarını okudum, Shining’i izledim; King o kadar muhteşem değil bence :smiley:


(Emirhan) #1081

Bilmiyorum üstad hiç Stephen King okumadım :confused:


(imnotevensorry) #1082

Ersin’e katılıyorum ben bu konuda. Basit bir örnek ile sorayım; yeni bir LOTR evreni mi yaratmak daha kolay yoksa LOTR evreninin yeni bir uyarlamasını yapmak mı? Bence sıfırdan bir şey yaratmak bam başka bir olay.


(•) #1083

Ha tabii bu da var. Ne olursa olsun ortada oluşturulmuş karakterler ve olaylar oluyor. Sıfırdan bir şey yaratmak bence de daha zor.


(meta) #1084

LOTR filmleri, Bright’tan daha az yaratıcılık gerektiren yapımlar mı demek istiyorsun? Birisi uyarlama, diğeri orijinal. Sırf kitabın senaryoya uyarlamasında alınan değişiklik kararları, Bright’ı yazmaktan daha zorlayıcıdır bundan eminim. Zaten senaryo da bunun sadece bir kısmı, yazılı bir eseri sinemaya/tv’ye uyarlamak için onlarca farklı departman birlikte çalışıyor. Hafife alındığı kadar kolay bir şey değil. Öyle olsaydı ana materyali iyi olan uyarlamaların başarı yüzdesi günümüzde çok daha yüksek olurdu. Bir yapımın yaratıcılığını belirleyen ana kıstas neyi yaptığın değil, nasıl yaptığın demek istiyorum özetle.


(imnotevensorry) #1085

Buna katılıyorum zaten. Bright’ın cevabı da burada; yeni olanı iyi yapamadı. Fakat burada benim karşılaştırmam, yargım şu yönde; eşit derecede iyi olan iki yapımdan biri orjinal diğeri uyarlama ise orjinali daha fazla saygıyı hak eder ve daha zordur.

Senaryo benim açımdan hep en önemli kısım oldu. Hatta birinin şu minvalde bir sözü vardı ‘iyi senaryodan kötü film çıkabilir ama kötü senaryodan iyi film çıkmaz’.

Bir de yaratıcılıkta da farklı katmanlar var. Mesela Bright güzel bir fikir (çok orjinal olmasada) fakat senaryo olarak kötü. Yani yaratıcılık embriyo döneminden sonra pek gelişmemiş:)


(meta) #1086

Buna kimsenin itirazı olacağını sanmıyorum fakat bu teorik bir yargı. Somut eleştirilerde böyle bir kıstas kullanmaya fırsat olmuyor pek. Fakat eğer bu düzlemde gidiyorsak, benim yargım da: Bana göre aynı türdeki 7.5/10’luk bir uyarlama filmi, 7/10’luk olan orijinal filme tercih ederim. 7.5/10’luk orijinal filmi de 7/10’luk uyarlama filme tercih ederim. Genelde kalite sorununun kökü olarak uyarlamalar gösteriliyor fakat iyiden hiçbir zaman zarar gelmez. Sorun kaynakta değil, çoğu zaman yaklaşımdadır.

Evet kötü senaryodan iyi film çıkmaz veya oldukça seyrek çıkar fakat ortalama senaryolardan harika filmler çıktığı çok olmuştur. Mad Max: Fury Road bunun son örneği mesela. Bir podcastte dinlemiştim, George Miller filmin senaryosunun filmi neredeyse hiç yansıtmadığından bahsediyordu. Çoğu sahne için yazılı şekilde olabilecek en genel tabirleri kullanıp, rehber olarak sadece story art’ları kullanmış.

Ben de bunu diyorum zaten. Önemli olan uyarlama veya orijinal bir fikir değil, uygulama aşamasıdır.


(meta) #1087

Ama çoğu yönetmen filmlerinin senaryosunu kendisi yazmıyor ki zaten. Bunların arasında gelmiş geçmiş en iyiler de var. Bir kitaptan uyarlanan senaryo ile senaristin yazdığı orijinal bir senaryonun yönetmen için fazla bir farkı yok sonuç olarak. İki durumda da yapımlar farklı kişilerin rehberliğinde başlayıp, son olarak yönetmenin hayal gücünde oluşuyor.


(•) #1088

Anca müsait oldum kb. Ben zaten kendileri yazsın demiyorum ya, tam olarak anlatamadım derdimi. Direkt farklı bir iş çıkarsınlar diyorum. Başkasının yazmış olması sıkıntı değil yani. Sonuçta yeni bir fikri çekiyor.


(A) #1089

Uyarlamalar, sequel’lar, prequel’lar ve reboot’larla doldurulmus bir endustrinin urunlerini tukettigimiz icin ben de acikcasi katiliyorum orjinal fikirlerin daha ilgi cekici ve kiymetli olduguna. Ama bunun sebepleri tamamen harcanan paralar ve kar beklentilerine bagli.

Zaten varolan bir urunun filmi veya devami cekiliyorsa hali hazirda hype yaratacak, fuarlarda boy gosterecek, internette atesli tartismalara girecek bir kitle oldugu icin pazarlama sureci cok daha kolaylasiyor. Buna bagli olarak yapim studyolarinin ellerindeki urune duyabilecekleri guven ve projeye harcayabilecekleri paralar artiyor. Lord of the Rings gibi yuksek maliyetli ama orjinal bir oykunun altina su an varolan hic bir studyonun girecegini sanmiyorum ben. Buyuk butceli sinema filmlerinin ciddi bir kismina Walt Disney sahip ve alt sirketlerinde Disney Animation ve Pixar disinda orjinal urun cikartan hic bir sirket yok. Tesadufen degil, is modeli bu.

Bir suru orjinal film cekiliyor aramasini bilenlerin bulup izleyebilecegi ama 200 milyon dolarlik filmler degil bunlar tabiki. En iyi ihtimalle orta olcekli, cogunlukla bagimsiz yapimlar.


(yakışıklı olduğum kadar mütevaziyim de) #1090

Filmi bitirdikten sonra bizi dehşet içinde bırakan, vay be dedirten olay senaryo. Senaryosu hazır ve sevilmiş bir olayı filme çekmek elbette daha basittir.

Kötüdür, kalitesizdir veya işe yaramazdır demiyorum, sadece açık ara basittir.

Çünkü yukarıda sayılan diğer zorluklar uyarlama olmayan filmlerde de var. Üstüne çarpıcı bir senaryo ekleniyor.


(A) #1091

Bu kadar da basit bir mesele degil aslinda. Cogunlukla film senaryolari defalarca denenmis ve test edilmis belirli yapisal sablonlari takip eder. 2 saat icinde basi, ortasi ve sonu olan, karakterleri tanitip izleyicinin iligisini ceken bir oyku anlatmak oldukca zor birsey ama son 100 yildir, en yaygin sekilde tuketilen kultur urunlerinden birisi oldugu icin az cok belirli ve oturmus bir sistem var elde.

Eger hic bir engel yoksa, islerligi kanitlanmis yapilara sadik kalarak eli yuzu duzgun senaryolar yazmak, farkli bir medyumda zaten varolan bir fikri uyarlamaktan cok daha basit olabiliyor. Roman, cizgi roman, tiyatro oyunu vs, hepsinin kendine ozgu belirli fomlari ve teknikleri, ayni zamanda da limitasyonlari var. Basarili bir roman veya tiyatro oyunu her zaman basarili bir filme uyarlanamayabiliyor.

Dolayisiyla yaratici anlamda sifirdan bir seyler uretmenin bambaska zorluklari olsa da, yapisal anlamda, hali hazirda bir kitlesi olan ve bu kitleyle beraberinde belirli beklentiler getiren bir urunu baska bir formata uygulamanin da cok ciddi zorluklari var.


(yakışıklı olduğum kadar mütevaziyim de) #1092

Dediğinizde haklılık payı var ama başarılı bir roman ve çizgiroman filme çekilecekse zaten genelde devasa bütçelerle başlıyorlar. Özgün senaryolarda bütçe sıkıntısı var - ki günümüz sinema sektörü dinamiklerini dikkate alırsak daha önemli hiçbir şey yok-

Bütçesi olan filme koyarsın kendini kanıtlamış ve fan kitlesi olan oyuncuları, tutarsın en kalitelisinden görsel efektcileri, kaliteli ses ışık yönetmenlerini ortaya bir şekilde güzel bir film çıkar.

Özgün senaryolar ise tüm bunlardan yoksun başlıyorlar.


(A) #1093

Bir senaryonun, hakkini vererek cekilebilmesi icin gerektirdigi butce ile arasindaki iliski bu kadar lineer ve basit degil. Cok butce varsa hic bir limitasyona takilmadan yazar, en iyi teknik ekiple ceker bitirirsin seklinde islemiyor neredeyse hic bir zaman.

Salt senaryonun butcesi zaten bir veya bir kac yazarin harcadigi zamana denk dustugu icin o noktada bir limitasyon soz konusu olmuyor. Sinir sadece hayal gucu. Ama tabiki eldeki maddi imkanlari goz onunde bulundarak yaziliyor senaryolar. Bu noktada da belirli kisitlamalar ve engeller olusuyor tabiki istenilen oykuyu yazabilme konusunda.

Ama ilginc bir sekilde, filmlerin butcesi ne kadar buyuyorsa, is o kadar arap sacina donuyor. Tek bir yaraticinin vizyonundan cikmaktansa koca koca komiteler tarafindan tasarlaniyor filmler(Herhangi bir Marvel filmi). Test gosterimlerinden alinan tepkilere gore tekrar yaziliyor, sahneler tekrar cekiliyor(DC, Marvel vs filmleri), ciddi degisiklikler yapiliyor filmin yapim suresi boyunca. Eldeki genis butce ve bunun sagladigi teknolojik imkanlari sonuna kullanma istegi bazen ortaya cikan urunu ciddi anlamda zedeleyebililiyor (Hobbit serisi). Bunun sebebi de ortaya konan paralarin cok ciddi rakamlar olmasi ve bu filmlerin ticari anlamda herhangi bir geri donus saglayabilmesi icin mumkun oldugu kadar genis kitlelere hitap etmeye mecbur olmasi.

Ama mesela kendi senaryolarini yazip ceken bir adam 15 milyon dolar harcayabilecegi bir proje olunca elinde, o butce dahilinde, sadece kendi hayal gucunu ve vizyonunu yansitabilecek eli yuzu duzgun bir is cikartabiliyor. Yapim surecinde deneme yanilma sansi olmuyor fazla, o yuzden ince detaylarin onceden dusunulup tasarlanmasi gerekiyor ama 30 40 milyon geri donus ile de kara gecebiliyor. Filmini 40 ayri ulkede yasayan farkli kulturlerden farkli diller konusan insanlara begendirmek mecburiyetinde de olmuyor.

Yani ozetle ,cok kisitli imkanlar kadar, sinirsiza yakin imkanlar da beraberinde ekstra zorluklar getiriyor.


(Gazi Audomarus Fridia DCLXVI PFVV Pipinpadaloxicopolis the First) #1094

The Adjustment Bureau


(Sith olmaya adım adım...) #1095

The Room (2003)

Muhitte bilinmiyor diye düşünüyorum. Gerçekten kaliteli bir kötü film. Ilk kez kötü bir filmi sonuna kadar sikilmadan izledim. Film bilerek yapmasada fazlasıyla güldürüyor. İzleyin, izlettirin.


(Emirhan) #1096

Çoğu kişi “Oh, hi Mark” sahnesini biliyor sanırım xd


(Melisa Işık) #1097

Can Sungur’u underrated buluyorum.


(yakışıklı olduğum kadar mütevaziyim de) #1098

Kanalın en çok konuşan, neredeyse en sevilen karakteri. Garip :slight_smile:


(Mehmet ) #1099

Dabbe 4
Yerli-yabancı izlediğim en iyi korku filmi galiba.